12.Bölüm

1020 Words
Kardelen Arabada giderken hiç konuşmadık. Bu yüzleşme bana iyi geldi, yıllardır içimde kalmıştı ama babamın bana karşı neden bu kadar kötü olduğunu bilmiyorum. Yol ne kadar sürdü bilmiyorum ama eve gelmiştik. Arabadan indik, Naz da bize geliyordu; akşama beraber yemek yiyecektik. Selçuk yanıma geldi ve bana sarıldı. Selçuk: "Bugün olanlar ağır geldi biliyorum, ben her zaman senin yanında olacağım," dedi. Ben de ona sarıldım; şu an buna ihtiyacım vardı. "Hadi eve girin, akşama istediğin bir şey olursa arayın, gelirken alırım," dedi ve arabasına bindi, gitti. Biz de Münevver teyzelere geçtik. Naz, anlamamaları için hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. "Münevver teyze, biz yukarı çıkalım; hem aldıklarını yıkasın Kardelen hem de çocukları yatıralım. Biz gelince yemekleri hallederiz," dedi. Münevver teyze: "Tamam kızım, siz işlerinizi halledin" dedi ve beraber eve çıktık. Naz çocukların üstünü değiştirirken ben de aldıklarımızı makineye attım, mutfağa geçip çocukların mamasını yaptım ve yanlarına gittim. Naz ikisini yan yana beşiğe yatırmıştı, ben de mamalarını verdim ve güneşliği çektim, gece lambasını yaktım. Çocuklar uyuyunca sessizce odadan çıktık. Naz: "Hadi bir kahve yapalım da karşılıklı içelim, biraz konuşuruz," dedi. Beraber mutfağa yürüdük. İki tane orta şekerli Türk kahvesi yaptım ve mutfak masasına oturduk. Naz: "Nasılsın canım, bu yüzleşme iyi geldi mi?" diye sordu. Kardelen: "Bilmiyorum Naz ama içimde ne kaldıysa hepsini söyledim ve rahatladım; ama babam sanki önemsiz bir konudan bahsediyormuşum gibi davrandı. Bana karşı neden bu kadar kötü bilmiyorum, anlamıyorum," dedim. Naz: "Anlıyorum canım ama baban hep aynıymış, kendin dedin. Artık geçmişi arkanda bırak ve önüne bak. Selçuk ve Fatih var artık. Hem Selçuk gözünün içine bakıyor; kim ne derse desin senin arkanda," dedi. Kardelen: "Biliyorum, onların yaptıkları artık önceden aklıma gelince zoruma gidiyordu ama yüzleşme iyi geldi. Asıl mesele Selçuk, Naz; ben ona karşı nasıl davranacağımı bilmiyorum," dedim. Derin bir nefes aldım. "Hakan'ı ve kızımı unutamıyorum Naz, onları çok özledim," dedim ve ağlamaya başladım. Naz yanıma geldi ve sarıldı. "Bazen Hakan'a ihanet etmiş gibi hissediyorum," dedim. Naz: "Ölenle ölünmez canım, hayat devam ediyor bunu unutma; hem ben eminim Hakan senin de hayatına devam etmeni isterdi, o yüzden Selçuk'a şans tanı olur mu arkadaşım? Hemen kesip atma." dedi. Kardelen: "Haklısın ama bu düşünce hep aklımda." dedim. Naz: "O zaman oluruna bırak, kalbini dinle; o sana doğru yolu gösterir bunu unutma." dedi. Kardelen: "Tamam unutmam." dedim. Naz: "Hadi akşam için tatlı yapalım mı ne dersin? Hem de olanları düşünmezsin." dedi. Kardelen: "Olur yapalım ama malzemelerin çoğu Münevver teyzelerde." dedim. Naz: "Tamam çocuklar gelsin, iner hallederiz o zaman." dedi. Kardelen: "Tamam, makine bitmiştir çamaşırları kurutmaya atayım; çocuklar da uyanmak üzere, sonra ineriz." dedi. Ben çamaşırları kurutmaya atarken bizimkiler uyandı. Naz'la beraber çocukları giydirdik ve Münevver teyzelere geçtik. Naz: "Münevver teyze tatlı yapalım diyoruz, sen ne dersin?" dedi. Münevver: "Olur kızım, Cihan amcan dün kadayıf almıştı; Selçuk çok sever, kadayıf tatlısı yapın olur mu?" dedi. Naz: "Olur yapalım, çocuklar burada oynasın; hem tatlıyı yapalım hem de salata ve masayı kuralım." dedi. Münevver: "Tamam ben bakarım." dedi. Naz'la beraber mutfağa girdik; ben tatlıyı yaparken Naz salatayı yapıyor ve masayı kuruyordu. Münevver teyze Ezogelin çorbası, güveç, pirinç pilavı yapmış. Biz de hızlıca diğer işleri yapıyorduk… … Selçuk Kardelen ve Naz’ı eve bıraktıktan sonra durağa geçtim. Çok sinirliyim; insan nasıl olur da kızına bu kadar acımasız olur? O arada Ali geldi. Ali: “Ne oldu kardeşim, neden bu kadar sinirlisin?” diye sordu. Ben de olanları kısaca anlattım. “Bu nasıl baba anlamıyorum,” dedi. Selçuk: “Ben de anlamıyorum ama Kardelen asla yalnız değil, bunu anlayacaklar,” dedim. Ali: “Tamam, sen sakin ol kardeşim. Bu arada Kardelen’le nasıl gidiyor?” diye sordu. “Bilmiyorum kardeşim ama ona sarılınca titriyor, kızıyor; o da sanki bana karşı bir şeyler hissediyor sanki,” dedim. Ali: “Biraz zaman kardeşim, Fatih onun yaralarını sardı, bunun farkındasın. Sana güveniyor ama zaman vermen lazım, bir anda olacak bir şey değil,” dedi. Selçuk: “Haklısın kardeşim, akşama bizdeyiz, Naz bize geçti,” dedim. Ali: “Haberim var kardeşim, mesaj attı,” dedi. O arada telefon çaldı ve müşteri aradı. Ben de adresi not ettim ve Ali’ye verdim. “Hadi kolay gelsin kardeşim,” dedim. O da kâğıdı aldı, başını salladı ve çıktı. Akşama kadar çalıştık, işimiz bitince Ali’yle beraber bize geçtik. Kapıyı Kardelen açtı. “Hoş geldiniz,” dedi. “Hoş bulduk yenge,” dedi Ali hemen. Ben de ona sarılıp alnından öptüm, “Hoş bulduk,” dedim. Hemen kızardı ve beraber içeri girdik. Annemler salonda oturuyordu, selam verdik ve biz de oturduk, sohbet ettik. O sırada Naz ve Kardelen geldi ve yemek hazır dediler. Beraber sofraya geçtik ve yemeğimizi yedik. Ali: “Elinize sağlık, yemekler güzel olmuş,” dedi. Münevver: “Afiyet olsun oğlum,” dedi. Yemekten sonra Ali kızını, ben de oğlumu aldım; salona geçtik. Çocuklar oynarken biz sohbet ediyorduk. Kardelen elinde tatlıyla, Naz da çayla içeri geldiler ve servis ettiler. Selçuk: "Kadayıf tatlısı en sevdiğim," dedim. Naz: "Kardelen yaptı," dedi. Ben Kardelen'e baktım, o da gülümseyerek "Afiyet olsun," dedi ve sohbet ederek çaylarımızı içtik. Saat geç olunca Ali'ler evlerine gittiler, biz de dairemize geçtik. Kardelen, Fatih'e kısa bir banyo yaptırdı ve üstünü değiştirdi. Ben de mamasını hazırlayıp getirdim. Kardelen’e mamayı verip odadan çıktım ve ikimize kahve yaptım. Kardelen odadan çıktığında elimde iki kahveyle bekliyordum. "Biraz konuşalım mı?" dedim. Başını salladı ve salona geçip yan yana koltuğa oturduk. Selçuk: "Nasılsın?" dedim. Kardelen: "Bilmiyorum ama rahatladım, bu yüzleşme iyi geldi," dedi. Selçuk: "Farkındayım, bir daha böyle bir şey olursa tek başına karşılarına çıkma. Benim babana güvenim yok, bugünkü gibi sana vurmaya kalkabilir," dedim. Kardelen: "Sen merak etme, boşluğuma geldi, bir anda ne yapacağımı bilemedim ama bir daha yapmasına izin vermem, merak etme," dedim. Selçuk: "Hep böyle ol, hakkını ara. Ben her zaman senin arkandayım, bunu unutma," dedim. Gülümsedi, "Biliyorum ve sana güveniyorum," dedi. Gülümsedik. Kardelen: "Artık geç oldu, biz de yatalım," dedi. Ben de başımı salladım ve eşofmanlarımı alıp banyoya geçtim. Hızlı bir duş alıp üstümü giyindim, kirlilerimi sepete attım. Odaya gittim, Kardelen pijamasını giymiş yatmaya hazırlanıyordu. İlk defa saçını açık gördüm. "Kusura bakma, odada değilsin sandım, yastık ve yorganımı alacağım," dedim. "Önemli değil," dedi. Ne kadar güzel saçları var; beline kadar uzun, rengi kahverengi... O arada kendime geldim; yastık ve yorganımı alıp çıktım. Ali'nin dediği gibi, her şey zamanla...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD