8.Bölüm

1112 Words
Kardelen Sabah erkenden Münevver teyze kapıya geldi. Beni kabul etmesi zor olacak ama Fatih’i kucağıma aldığım anda her şeyi unutuyorum. O benim yaralarımı sarıyor, acılarımı unutuyorum onunla. Hazırlanıp hep beraber kahvaltıya gittik. Güzel, küçük, şirin bir yerde beraber kahvaltı yaptık; herkes bize bakıyordu. Selçuk mahallede sevilen ve sayılan biri. Benimle evlendiğini herkese söyledi, bazıları beni tanır gibi oldu ama bir şey demediler. Kahvaltıdan sonra eve yatak odası ve yeni mobilyalar aldık. Beni bir mağazaya götürdü, birkaç kıyafet aldık bana; sonradan da markete uğrayıp evin eksiklerini aldık. Fatih'in artık uykusu geldiği için eve geldik. Hemen onun üstünü değiştirdim, mamasını yaptım ve uyutup yatağına yatırdım. İçeri geçtiğimde Selçuk mutfakta alışverişleri yerleştiriyordu, ben de ona yardım ettim ve hemen yerleştirdik; sonra salona geçtik ve koltuğa oturduk. Selçuk: "Benim taksi durağına uğramam lazım, bu ara boşladım. Mobilyalar yarın gelir. Annem gelebilir, lütfen kendini ezdirme Kardelen, ben hep yanında olamam." dedi. Kardelen: "Annene hak veriyorum, beni tanımıyor ama ona saygısızlık yapmak istemem." dedim. Selçuk: "Sana saygısızlık yap demiyorum ama kendini koru Kardelen. Annem Seren’le görüştüğü sürece seni zorlayacak." dedi. Kardelen: "Ben alışkınım Seren’in beni zorbalamasına." dedim. Selçuk öne eğilip kolunu dizine koydu: "Kardelen artık kimsenin seni zorbalamasına, aşağılamasına izin verme; ben hep senin arkanda olacağım." dedi. Sadece başımı salladım, Selçuk evden çıktı. O çıkınca kapıyı kilitledim. Kapıyı benden habersiz amcalarının açmasını istemedim. Hayat devam ediyor, artık kendime gelmem lazım; mutfağa girdim, hem akşam için hem de Fatih için yemek hazırlamaya başladım. Fatih uyanınca onu bir güzel yıkadım, giydirdim, ona yaptığım yemekten yedirdim ve beraber oyunlar oynadık odada. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama önce kapı zorlandı, sonra zile bastılar. Fatih'i kucağıma aldım ve beraber kapıya gittik. Önce delikten baktım; Münevver teyze ve Seren gelmişti. Güçlü olmak zorundayım, derin bir nefes aldım ve kapıyı açtım. Münevver: "Neden bu kadar geç açtın, bir de ben neden kapıyı anahtarla açamadım?" dedi sinirle. Seren de arkadan sinsice gülüyordu. Kardelen: "Selçuk çıkınca kapıyı kilitledim Münevver teyze, anahtar da kapının üstündeydi. Fatih’le ilgilendiğimden duymamışım." dedim. Sinirle geldi, Fatih’i benden aldı: "Sen kim oluyorsun da benim kapıyı açmamam için üstünde anahtar bırakıyorsun? Oğlumu kandırmış olabilirsin ama beni kandıramazsın." dedi. Seren: "Münevver teyzeciğim sakin ol, tansiyonun çıkacak."“Dedi. Münevver: “Ah kızım, benim salak oğlum seninle değil de bu kızla evlendi ya, pişman olacak. O benim torunuma bakamaz ki.” dedi ve Seren aldı Fatih’i ama ağlamaya başladı. Almak için hamle yaptım ama Münevver teyze bana bağırmaya devam ediyor. O bağırdıkça Fatih, Seren’in kucağında ağlıyor, bana doğru ellerini açıyordu. En son Fatih bana bakarak “Anne” dedi. Kardelen: “Yeter!” dedim sinirle ve gidip Fatih’i aldım. Onu alır almaz içli içli ağlamaya başladı. Bana ne yaparlarsa kabulüm ama oğluma yapamazlar. O arada Selçuk da geldi, “Ne oluyor burada?” dedi. Kardelen: “Beni sevmek zorunda değilsiniz ama saygı duymak zorundasınız Münevver teyze. Torunun ağlıyor ama sen bana kininden onu bile duymuyorsun. Bu, torununu düşünen babaanne olamaz.” dedim. Selçuk sadece dinliyordu ama Münevver teyze sinirden kıpkırmızı oldu. Tam bana cevap verecekken Fatih bana yine “Anne” dedi. Herkes şok içinde bize bakıyordu, Selçuk da. “Ne oldu oğlum?” dedim ama gözümden yaş geldi. O arada esnedi. “Uykun mu geldi paşam? Hadi mamanı yapıp seni yatıralım.” dedim. Selçuk’a baktım, o da sadece gözlerini kırpıştırdı. Ben de mutfağa doğru yürüdüm. Ben mama yaparken Selçuk’un sesi geliyordu. Selçuk: “Anne, Seren, aşağı hemen; ben de geliyorum.” dedi. Sonra sadece kapı sesi duydum. Mamasını yaptım, odaya gidip üstünü değiştirdim ve benim odaya geçtik. Beraber yatağa uzandım ve ona mamasını yedirdim. Beraber sarıldık ve uyudu. İlk defa kendimi mutlu hissediyorum uzun bir aradan sonra. Ben de gözümü kapadım ve oğlumla uyudum. Selçuk Evden çıkınca direkt taksi durağına geçtim, birkaç arabanın muayenesi vardı onları hallettim ve biraz duraktaki şoförlerle oturduk. Akşam olunca eve gittim ama apartmana girince oğlumun ağlama sesini duydum ve hemen merdivenlerden yukarı çıktım. Kardelen sinirle ‘yeter’ diye bağırdı ve Fatih’i Seren’in kucağından aldı. Annem akıllanmayacak, Seren’in dolduruşuna gelmiş ama asıl Fatih, Kardelen'e "anne" dedi; hepimiz şok olduk. Kardelen ağladı ve oğlumu uyutmak için gidince annem ve Seren’le beraber annemlere geçtik. O kadar sinirliyim ki annemin resmen nefretten gözü bir şey görmüyor. Eve hep beraber girdik, salona geçtik. Cihan: ‘Hayırdır oğlum ne oldu?’ dedi. Selçuk: ‘Baba, annem artık çizgiyi aştı’ dedim. Cihan: ‘Sakin ol oğlum, anlat’ dedi. Ben olanları anlatınca babam da çok sinirlendi. Cihan: ‘Seni tanıyamıyorum artık hanım, o kız artık bizim gelinimiz, artık kendine gel’ dedi sinirle. Münevver: ‘Bey huyunu suyunu bilmiyoruz, ona nasıl güveneyim demiyor musun?’ dedi. Selçuk: ‘Anne tanımaya çalış, vakit geçirin üçünüz; o zaman anlarsın nasıl biri olduğunu. Başkasının lafına bakmadan kendin tanı anne’ dedim. Annemin kafası karışmış gibi; Fatih, Kardelen’e "anne" dedikten sonra bir şeylerin farkında ama Kardelen’i tanımadığından emin olamıyor. Yanına oturdum, elini tuttum. Selçuk: ‘Anne, Kardelen’i tanımadan yargılama’ dedim. Annem yumuşamış gibiydi. Seren’e baktığımda sinirli görünüyordu. Ona döndüm: ‘Oğlumdan uzak duracaksın Seren. Bu evden de... Annemi senin doldurduğunun farkındayım, bir daha buraya gelme artık sana ihtiyaç yok’ dedim. O kadar sinirlendi ki bir şey demeden kapıyı çarptı ve çıktı. Selçuk: ‘Anne, Seren’e inanma. Ben öncelikle oğluma anne aradım, kendime eş değil. Fatih bugün Kardelen’e "anne" dedi, demek ki doğru seçim yapmışım’ dedim. Münevver: ‘Oğlum Seren tanıdığımız biri, keşke onunla evlenseydin’ dedi. Selçuk: ‘Bak anne, Seren aylardır sana yardıma geliyor, Fatih’le ilgileniyor ama gene de onun kucağında ağlıyor. Ama Kardelen’i tanıyalı bir ay bile olmadan ona "anne" dedi. Annem, bebekler kendilerini seven kişiyi hisseder. Ne olur artık bu kadar kör olma, gerçekleri gör’ dedim. Münevver: ‘Ama Seren dedi ki…’ Lafını kestim. Selçuk: ‘Seren’in dediklerini kafandan sil anne, kendin onunla vakit geçir ve tanı’ dedim. Münevver: ‘Tamam oğlum, beraber bakalım torunuma, gözümle görmem lazım’ dedi. Onun ellerini öptüm, güldü. Selçuk: ‘Anne bu süre zarfında Seren bu evden uzak dursun. ‘ dedim Münevver: ‘ Kızı kapıdan kovamam ya’ dedi Selçuk: ‘ Anne arana mesafe koy o seni dolduruyor, lütfen Kardelen ve oğlumdan uzak dursun.’ De Münevver: ‘ Tamam oğlum ben arar söylerim.’ Dedi Cihan:’ Münevver o kız artık gelinimiz onu herkese karşı korumalıyız.’ Dedi Münevver: ‘ Tamam Bey anladım merak etmeyin. Yarın ola hayrola.’ Dedi Ve kalktı mutfağa yürüdü Selçuk:’ baba ben eve geçiyorum.’ Dedim Eve cıktım kapıyı anahtarla açtım ses gelmiyordu önce mutfağa girdim yemek yapmış sonra oğlumun odasına baktım orada da yoktu o arada yatak odanın kapısı aralıktı oraya baktım oğlum ve Kardelen sarılarak uyuyordu. Bu manzarayı görünce en doğru kararı verdiğimi anladım. Oğlum annesini seçti… Münevver Mutfağa geçtim ve yemek masasına oturdum ve düşünmeye başladım, torunum anne dedi Selçuk haklı eğer Fatih onu sevmese anne demezdi. Seren’in anlattıkları aklım karıştı oğlumun dediği gibi Seren’den uzak duralım biraz bende Kardelen’le vakit geçirip onu tanıyım bakalım neler olacak…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD