Herkese merhaba arkadaşlarr
Nasılsınız? umarım iyisinizdir.
Yeni bölümle karşınızdayım. Yorum yapmayı unutmayın lütfen. şimdiden teşekkür ederim.
Neyse, herkese iyi okumalar dilerim :)
Beril oldukça kötüydü.
En yakın arkadaşımı, kardeşimi, böyle görmek beni de oldukça kötü etkilerken onun için de olsa iyi kalmam gerektiğinin bilincindeydim neyse ki.
Lavaboda yüzünü yıkayarak bir nebze olsun kendine gelmiş biricik arkadaşımın kalbi kan ağlıyordu.
Hiç istemesem de çalan zil yüzünden hoca derse girmeden sınıfa yetişebilmek için onu lavaboda bırakarak çıkmıştım.
Sınıfa vardığımda dersin değişmesi sebebiyle gelen öğrenciler yüzünden çantamı zorlukla toparlamış ve Beril'in eşyalarını da almıştım.
Lavaboda neden bu kadar süre kaldığını merak ettiğim Beril'in yanına gittiğimde kızarmış gözleri önüme serilmişti.
Tekrardan ağlamamak için gözlerimi gözlerinden kaçırıp sahte bir gülümseme ile kolundan arkadaşımı yakaladım.
"Hadi gidiyoruz."
Solmuş, daha doğrusu rengi atmış, yüzünde boş bir ifade hakimdi. Ağlamıştı ve muhtemelen hissettiğim kadarıyla uyumak istiyordu.
Çünkü ben ağladıktan sonra uyumak isteyen tayfadandım.
Uyumak ve her ne yaşadıysam bir süreliğine de olsa unutmak..
Uyandığımda ise daha mantıklı bir çerçevede beni ağlatan sebep her ne ise ona daha az kırılarak çözüm buluyordum.
Şimdi de hiçbir şeye enerjisi kalmadığı ortada olan gözleri planımı reddedeceği hissi uyandırırken kendimi ısrarcı olmak için hazırladım.
"Derse girmek istemiyorum. Sen gir, ben senden alırım notları."
Kaşlarımı alaylı bir şekilde kaldırdım. Böyle bir şeyi yapacağımı nasıl sanardı?
"İkimizde derse girmiyoruz. Hadi gidelim."
Beril daha sonrasında 'nereye?' Diye sorsa da hiçbir sorusuna yanıt bulamamış fakat mekanı gördüğünde gülmüştü.
Geldiğimiz yer normal bir insan için bi pastaneyi temsil ediyor olabilirdi fakat bizim için depresyona girme ve çıkma mekanıydı.
Tatlı ve küçük bir pastaneye sahip olan Güliz abla , evet adı Güliz , bizim arkadaşımız olmuştu.
Arkadaştan ziyade sırdaşımız olmuştu.
Yalnızca Beril ve benim tanıdığım yani Eren'in bile haberi olmadığı bu kadın bizim tüm dertlerimize ortak olmuştu.
Kaybettiğimiz bir voleybol maçı sonrası kendimizi zorlukla attığımız pastanede Güliz abla bize yardımcı olmuştu.
Daha sonrasında her kaybettiğimiz maçta yanına giderken bulmuştuk kendimizi..
Beril'in Eren aşkı.. Benim kısa süren Oğuz ile ilişkinin bitişi, başlayışı...
Bora ya da Yaman'ı henüz bilmiyordu ve Eren'le ilgili olan bu gelişme bize fazlasıyla tatlı komasına girerken yapılacak olan dedikodu malzemesi vermişti.
İçeri girdiğimizde bizi aynı sıcak hava karşıladı.
Genellikle pembenin ağırlıklı olduğu bu pastanede duvarlar bile süslüydü.
Ve Güliz ablanın bize hiç anlatamadığı fakat Oğuz ile olan ayrılığım sonrası üzgünlüğüm sırasında öğrendiğimiz bir sevdiği vardı.
Beril'le yaptığımız tahminlere göre onunla ayrılmak zorunda kalmıştı.
Bu düşünceler ile ortalıkta görünmeyen Güliz ablayı bulmak için pastanenin mutfak kısmına ilerlediğimizde onu tam da aradığımız yerde bulmuştuk.
"Yine döktürüyorsunuz Güliz hanım."
Sözlerim ile birlikte bize hızla döndüğünde açık saçlarına taktığı bonenin modeli de önümüze serilmişti.
"Pardon, tanıyamadım. Kimsiniz?"
Onun bu tripli sözleri ile hızla Beril'le birlikte ona yanaşıp iki yanından kollarımızı ince bedeninin etrafına doladık.
Ani sarılmamız ile birlikte dudaklarından hoş bir kahkaha döküldüğünde bu kadına bir kez daha hayran kalarak bir gülüşün bu kadar yakışmasını hayranlıkla kıskanmıştım.
"Biliyorsun abla. Sınav yüzünden birbirimizi bile görmez olduk."
Sahte tribi Beril'in isyanı ile son bulduğunda bizden yeni ayrılmış bedeni Beril'e dönüp gülümsemiş fakat ardından muhtemelen Beril'in gözlerindeki kızarıklığı fark ederek kaşlarını çattı.
"Yine bir şey olmuş belli ki. Ondan geldiniz. Bazen keşke hiç gelmeseniz diyorum."
Beril'in dudakları küçük bir çocuğun düştükten sonra annesine ağlamak için dudaklarını büzdüğü gibi büzüldü.
Çok geçmeden tıpkı o bebekler gibi ağlamaya başladığında Güliz ablanın bazen Selin de bile hissetmediğim abla sevgisi ile kollarını Beril'e dolamıştı.
Ben de sevgi çemberine katılmak istediğimde onlara sarılarak Güliz ablanın Beril'in benim için boş bıraktığı omzuna başımı yaslamıştım.
Bir müddet onlarla sarılı kaldığımda gelen müşteri sebebiyle onlardan ayrılmış ve nerede olduğunu bildiğim menüleri daha sonra almayı aklıma not ederek hızla mutfaktan ayrıldım.
Nemlenen gözlerimi sildiğimde bugün ne kadar da çok duygusal olduğumu unutmaya çalıştım.
Gelen bir erkek ve el ele tutuştuğu güzel bir kız ile onlar istedikleri masaya yerleşirlerken ' Hoşgeldiniz ' demiştim.
Öncelikle 'ne alırsınız ' diye sorsam da kararsız kalmaları sebebi ile yanlış bir sıralama yaptığıma ve kötü bir garson olduğuma bir kez daha inanarak yanlarından ayrılmıştım.
Mutfakla masaların olduğu alanı birleştiren küçük , sipariş alma yerine geldiğimde gülerek beni izleyen Beril'e dil çıkarmıştım.
Uzattığı menü ile tekrar çifte yöneldiğimde gelen iki kıza da Beril bakmıştı.
Güliz ablanın yapmaya devam ettiğine emin olduğum pastanın tadını acayip merak ederek ve büyük bir iştahla beklemiş, fakat müşteriler geldikçe gelmişti.
Bugün izinli olduğunu kısa bir arada Beril'den öğrendiğim Güliz ablanın yardımcısı ile ' iyi ki de gelmişiz ' derken bulmuştum kendimi.
Bir müddet sonra boşalan pastane kafe ile kendimizi ayrı olarak yapılmış yere atılan büyük pufların üzerinde yatarken bulmuştuk.
"Anlatın bakalım. Neler oldu ? Benim esmer bombamı kim üzdü ?"
Güliz ablanın sesi ile Beril'le uzandığımız pufta doğrulduk .
Yanılmamıştık. Güliz abla elinde yaptığı pasta ile birlikte gelmişti.
Büyüklüğü beş kişilik olduğunu bildiğim pastaya üç kişi giriştiğimizde Beril aldığı bir çatal pastanın ardından konuştu.
"Eren sevgili yapmış. Çok bir şey değil yani. Ne bekliyordum ki? Normal arkadaşız işte. İlla ki bugün bir gün gelecekti."
Bu konuda yapılacak pek bir yorum yoktu. Eren konuştuğu birinin olduğunu söyleyecek kadar bize yakın biri değildi.
Bu yüzden kızın kim olduğu ya da sevgilisi olduğu bize tamamen sürpriz olmuştu.
Kötü bir sürpriz.
Koptuğum sohbetten bir süre sonra adımı duydum. Pastaya öyle dalmıştım ki dünya ile iletişimim kesilmişti.
"Derin. Varmış sen de de bir şeyler. Hadi fıstıklı kurabiyem. Oğuz deme bana ."
Her ne kadar Oğuz ile süren çok kısa süreli sevgili dönemimiz olsa da sevgili olana kadar geçen zaman uzundu.
Hoşlandığıma emin olduğum fakat Bora'ya duyduğum kadar duymadığımı düşündüğüm hislerim olsa da Oğuz oldukça iyi bir çocuktu.
Onun bana olan ilgisi ve hayatıma yerleşmiş olması ben de bir süreliğine depresyona neden olmuştu.
"Konu Oğuz değil Güliz abla. Oğuz'un baş harfi bile kalmadı merak etme."
Beril'in nihayet yüzünün gülmesi ile söylediği sözler ikisini kıkırdatırken kaşlarımı yalandan çatmıştım fakat daha fazla gülmelerine dayanamayıp ben de onlara katılarak gülmüştüm.
"Bizim karşı daire boşalmıştı ya. Hah işte oradan başlıyoruz."
Sözlerimle birlikte Güliz ablanın yüzünde imalı, muzur bir gülüş belirdi.
"Komşu aşkı diyorsun."
İmalı ifadesi ile ilk kez alıklığım tutmamış ve yaptığı imayı anlamıştım. Beni havlulu gördüğü sahne aklıma geldiğinde nefes almayı unutarak kalbimin atışlarına kendimi kaptırmışım.
Beni izleyen Güliz abla ve Beril'i unutarak...
Bu çok tehlikeli bir hareketti. Şu an da duyduğum gülüşlerle hayali beliren Bora'yı kafamı iki yana sallayarak yok ettiğimde Güliz ablanın sesi duyuldu.
"E bu baya mecnun olmuş."
Söylediği sözleri yalanlayamayacaktım. Çatalımı bırakıp kendimi pufa atarak tavana diktim gözlerimi.
Tavanı görmek yerine Bora'yı gören gözlerimle anlatmaya başladım.
...
Sözlerim bittiğinde yapılan yorumları dinleyemeden telefonuma gelen bildirime bakmıştım.
Kendi hesabı olmadığını belirten Yaman'ın sahte bir hesap kullanıyor olması beni şaşırtsa da fazla takılmamıştım.
Şu an da o bildirim aynı sahte hesaptan gelmişti.
Hazırlan, baloya gidiyoruz.
Bölüm sonuuu
Düşüncelerinizi buraya alalım.
Benim düşüncelerimi soracak olursanız ben şahsen böyle bir arkadaş grubum olsun isterdim. yani Güliz ablam olsun isterdim. Sıcak bir pastane ortamı falan. Siz de ister miydiniz ?
Her şey için, kitabıma şans verdiğiniz için teşekkür ederim.
Diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın :)