Tatsız Gece - Part : 2

2610 Words
Emir, VIP salonların önünden, kadife kaplı koltukları olan locadaki arkadaşına doğru seslendi : "Deniz!" Deniz, ayakta durmuş tüm kulübü tepeden izleyen tırabzanlara bakan Emir’e doğru sakince döndü. Ayağa kalkıp Asil ve işe yaramaz diğer adam arasındaki konuşmadan kopmaya içten içe bahane ararken, bu bahaneyi kendisine veren arkadaşına teşekkür edecek kıvama gelmişti. Emir’in yanına doğru ilerleyip sakince arkadaşının yanına bir sandalye çekerek oturdu. Emir'in gözlerini ayırmadan nereyi izlediğini anlamaya çalışarak tüm kulübü taramaya başladı. Gözü anında kırmızı elbiseli, sarışın bir kıza takıldı. Emir'in gözlerinin de bu mükemmel hatları olan sarışın kıza takıldığını düşünmüştü. Ancak kızın, vücudunu teşhir edecek türden bir elbise giymesine rağmen, farklı bir asaleti vardı. Normal şartlarda teşhircilik seviyesinde açık giyinen kadınlar Deniz'in ilgi alanı dışında kalırdı. Ancak bu kız, ilginç bir biçimde Deniz'in ilgisini çekmeyi başarmıştı. Deniz, pür dikkat kırmızı elbiseli kıza bakarken Emir pis pis sırıtarak Deniz'e "Şu aşağıdaki sarışın kırmızı elbiseli hatuna mı bakıyorsun?" dedi. Emir'in bu imalı ses tonu Deniz'i rahatsız etmişti. Oldukça soğuk bir tonda "Evet." dedi ve ekledi "Sen sormadan söyleyeyim kızın bu kadar açık bir elbiseyi nasıl bu kadar asil taşıdığına takıldım. Senin gibi kirli düşüncelerim yok." Emir, tek kaşını havaya kaldırmaktan başka bir tepki vermedi. Deniz'in hafif gergin konuşması ve ses tonundan, bir şekilde kızdan hoşlanabildiğini anladığı için susmayı tercih etmişti. Deniz diğer yanında da birini hissedince bunun Asil olduğunu tahmin ederek Emir’in damarına basmak istedi. Neticede Emir hep çok çabuk alev alıyordu ve Deniz bunu yapmayı eskiden beridir severdi. “Şu esmer siyah giyinen kız, geçen senin ağzına sıçan kız değil mi? Hani şu The Mask'in işletmecisi olan..” dedi bıyık altından gülerek. Emir, kıza bakarken, Deniz’in de lafıyla sinirden burun delikleri genişlemişti. Deniz kıkırdadı. Asil ise The Mask'in işletmecisi lafını duyar duymaz gözlerini Ela'nın üzerine dikmişti. İki kız kendi halinde eğlenirken, Ela'nın etrafı dikkatlice süzmesi Asil'in ilgisini çekmiş ve genç adamı gülümsetmeye yetmişti. Asil kendi kendini gülümserken buldu. Yüz ifadesini toparlamaya çalışırken Emir yine erkekliğini korumaya çalışıyordu. "Ağzıma sıçmadı istesem tavlamam beş dakika sürmez." dedi. Emir, arkasına yaslandı ve bacağını dizinden kırıp kabaca diğer bacağının üzerine atarak locaya yayıldı. Asil, "Emir sikmeyeyim belanı." diye çıkıştı. Emir, omzunun üzerinden Asil'e bakarak "Birileri küçük işletme müdüründen etkilenmiş." dedi. Asil tek kaşını havaya kaldırarak "İt herif ne zamandan beridir kaldıracağın karıları müşterilerden seçiyosun? Beni Tülay yengemle papaz mı edeceksin amına koduğum." dedi. Emir omuz silkerek "Bu mekandan kaç tane kaldırdık. Tülay abla da ağzını açmadı." diye hızla karşılık verdi. Asil çenesini sıkarak dişlerinin arasından "Emir, sikilesin varsa ben halledecek birini bulurum." dedi. Emir, Asil'in ciddiyetini fark etse de kuyruğu dik tutmaya niyetliydi. Kendi kendine "Hiç eğlenceli değilsin." diye mırıldanarak oturduğu yerden kalktı. Üzerini çırparak Asil ve Deniz'e baktı. "Ben içki almaya gidiyorum. İsteyen?" diye sordu. Her iki adam da kafasını sağa sola sallayarak Emir'i reddettiler. Asil, bakışlarını yeniden Ela'ya çoktan çevirmişti. Kızın kendi halinde, arkadaşına göre daha az eğlenen halini ve gülümsediğini gördü. Kızın gülüşü, Asil'in içinde ilginç bir biçimde bir duygu yeşertmişti. Ela, bir adamla bakışan Alya'ya doğru eğilip seslendi. “Biraz hava alıp geleceğim. Sen de rahat rahat sağı solu kes” dedi. Alya, iki kaşını birden havaya kaldırarak Ela'ya baktı. "Sıkıldın mı?" diye sordu. Ela gülümsedi. Parmağıyla havaya doğru bir daire çizerek "Yüksek müzik.. Her gün duyunca yorucu oluyor." dedi. İçkisini ve sigarasını alarak kapının önüne doğru yöneldi. Kalabalığın arasından geçerken bir grup adam gördü. En son bir grup adama baktığında, ciddi şekilde sinirlendiğini ve bir kavgaya karıştığını hatırlayan Ela, başına bu gece bir bela almak istemediğinden, hiç onlardan tarafa doğru bakmadan kapıya doğru daha hızlı yürümeye başladı. Grubun içinden bir adam çıkıp kapıya doğru ilerleyen Ela’nın arkasından gitmeye başladı. Tam kapıda kızın yanına yanaştı. “Selam güzellik.” dedi çapkın bir ses tonuyla. Adam fazla yakın durduğu için Ela bir adım yana gitme ihtiyacı hissetti. Böylece kendisini rahat hissedeceğini düşünmüştü. Ancak çıplak omzu soğuk duvara değince Ela, gidebileceği bir yer olmadığını fark etti ve omuzlarında bir gerginlik hissetmeye başladı. Etkisini yeni yeni hissettirmeye başlayan alkolün puslu etkisi de, beynine vuran adrenalinle dağılmıştı. Kendisine beklentiyle bakan adama gözlerini devirip, önüne döndü. Adamın hemen omzunun üzerinden arkaya, geldiği masadaki erkek grubuna bakınca, kendisi üzerine geçen herhangi bir konuşma ile adamın buraya geldiğini fark etti. Adam kıza dikkatlice baktı. “Yalnız mısın?” dedi. Aynı çapkın ses tonunu korumaya devam ediyordu. Ela yeniden gözlerini devirdi. “Bu seni hiç ilgilendirmez. Git ve itlerine görevinin başarısız olduğunu söyle.” dedi. Ela'nın sert tavrı çok uzaklardan bile anlaşılabilirdi. Adamın arkasındaki arkadaş grubu hareketlenip gülüşmeye başladı. Arkadaşlarının tepkisiyle kızın sözleri bir araya gelince adamı delirtmişti. “O fazla uzun dilini koparırım.” diyerek Ela’nın dirseğini tuttu. Ela çoktan bardağını bırakarak adamın hareketine kendisini hazırlamıştı. Sigarasından bir nefes daha alıp, olabildiğince uzağa fırlattı. Sigaranın dumanını havaya üfleyerek, “Öyle derler ve genelde beceremezler.” dedi aniden ciddileşen ifadesiyle. Dirseğini hızla geri çekip adamın elinden kurtardı. Yine aynı hızla adamın karnına sert bir darbe indiren Ela hızlı adımlarla içeri döndü. Ela adama haddini bildirirken Emir’le Asil de onları en süt kattaki yönetim odasının camından izlemişlerdi. “Barbie gibi görünüyor ama baya harbi kızmış.” dedi Emir. Asil, Ela’nın Alya'nın yanına dönmesini izledi. Kendinden emin adımlarla ilerleyen kızın sert tavırlarına ve dik duruşuna hayran olmaması elde değildi. “Deniz nereye kayboldu?” diye sordu Emir yeniden. Asil’in hiçbir yorum yapmadan sadece kızı izlediğinin farkındaydı. Konuyu değiştirmeye, arkadaşının kıza ne kadar ilgi duyduğunu anlamaya çalışıyordu. Ancak Asil, dünyadan kopmuş gibiydi. Adamın kızı izleyiş şekline bakınca, adamın aklından geçenleri okumuş gibi hissetmişti. Asil’in koruma duygusu içini çoktan kaplamıştı. Aklını yitirmiş gibi, tek istediği kızın güvende olmasıydı. “Alya gidelim.” dedi. Alya, eve gitmek istemeyerek omzunu silkti. Oldukça sarhoş olan genç kız, çoktan kendini müziğin ritmine kaptırmış, dans ediyordu. Ela, arkadaşının da bu halini görünce artık eve gitme vaktinin geldiğine emin oldu. Alya'yı kolundan yakalayıp, masanın altındaki çantaları omzuna takarak çıkışa doğru yöneldi. Çıkış kapısına giden yolda duyduğu sesle donup kaldı. “Selam bebek. Yine ben.” Arkasını döner dönmez, az önce payladığı adamı görünce iyice gerilmişti. Bu iş bu noktaya geldiyse hiç de iyi bitmeyeceği belliydi. Adrenalinin de etkisiyle elleri ve dizleri fazlasıyla titremeye başlamıştı. Kalbinin sesi kulaklarında çınlıyordu. Adam aniden Ela’nın üzerine atılıp saçlarını kavradı. Alya'yı kenara itip düşmesine neden olurken, bulduğu ilk kapıdan içeri girip kızı itti ve kapıyı arkasından sertçe çarptı. Ela sırtını ve kafasını duvara çarpınca sersemlemişti. Adam yüzündeki şeytani ifade ile kıza yaklaşıp kemerini çıkarmaya yeltendi. Ela, adamın kendisine dokunmasına izin vermeye niyetli değildi. Bundan defalarca kendini kurtarmıştı. Yine yapabilirdi. Adamın bacak arasına attığı sert tekme ile adamın ikiye katlanmasına neden oldu. Bu boşluğu kaçmak için kullanmak istedi. Ama adam fazlasıyla kontrolden çıkmıştı. Kızı yeniden yakalayıp hemen yanındaki duvara yaslayarak sıkı sıkı tutmaya başladı. “Rahat dur çok uzun sürmeyecek” dedi pis bir sırıtışla. Ela, adamın yüzüne tükürünce sinirlenen adam sert bir tokadı Ela’nın yüzüne indirdi. Sert vuruşun etkisiyle Ela yeniden sersemlemişti. Adam durmaya hiç niyetli gibi görünmüyordu. “Kaçışın yok dedim küçük fahişe. Naz yapmayı bırak.” dedi. Kızın üzerindekileri çıkartacak bir yol arıyordu. Ela bunun olmasına izin vermek istemiyordu. Gözleri dolu dolu olmuştu. Elbise giyinmemiş olduğu için şükreden Ela, zar zor kurtardığı bir eliyle adamın gözünün üzerine bir yumruk attı. Adam, kıza ve üzerindekilerden kurtulmaya o kadar odaklanmıştı ki, kızın hareketlerinin farkında değildi. Ayrıca ayakta duracak güce de sahip değildi. İçkiden farklı bir şeyler, belki uyuşturucu bir madde aldığı her halinden belliydi. Adam yediği yumruğun da etkisiyle kafasını çarparak yere düştü. Ela hızla kendisini odadan dışarı atıp koşmaya başladı. ta ki kendisini tam karşısından gelen biri yakalayana kadar. Yakalanmanın etkisiyle Ela daha çok paniklemişti. Asil, adamın kızı takip ettiğini fark edince hem güvenliğe haber vermiş, hem de kendi adamlarını olayın peşine düşürmüştü. Ancak Asil, odaya herkesten önce varmıştı. Asil, omzundaki ceketi çıkartıp titreyen kızın omuzlarına koyduktan sonra, kızı rahatsız etmeden elini kızın beline koyarak dik durmasına yardımcı olmaya çalıştı. Ela neler olduğunu anlayamadan, dün gece sanki kendisini tehdit eden adam o değilmiş gibi adamın yaptığı nazik hareketleri izliyordu. Asil, bütün asaleti ve sakinliği ile kızın sıkıp sıkıp açtığı elini avcunun içine aldı. Parmaklarına taktığı yüzükleri nazikçe çekip çıkarttı. Bir kaç tanesinin açtığı yaralar, Ela'nın adama sağlam bir yumruk attığını gösteriyordu. Asil, Ela'nın üzerine giydirdiği ceketin cebindeki mendili sakince çekti ve Ela'nın parmaklarını güzelce sildi. Ela'nın ellerini bırakmadan yüzüne baktı. “İyi görünmüyorsun. Yardım edebilir miyim?” dedi. Hemen ardından koşarak iki kişi geldi. Bu iki yüz kıza hiç de yabancı gelmemişti. Şokta olsa da onları hemen tanıdı. Aptal Emir ve ondan biraz akıllı Deniz. “Şey ben..” dedi Ela. Dudakları korkuyla ve suçlulukla titriyordu. Fazlasıyla korktuğu için titreyen şey sadece dudakları değil, bütün vücuduydu. Asil kızın sözünü keserek, “Emir iki adam gönder şu odanın içindeki adamla ilgilensinler. Sen de kameraları hallet.” dedi. Ela, korkmuş ve kafası karışmış haldeydi. Adamın ne yaptığını anlamamıştı. Nedensiz bir biçimde dün gece kendisini tehdit eden bu adama güveniyordu. “Benimle gel.” diyen adama itaat etmek istemese de bedeni, beynine ihanet etmekte kararlıydı. Adımları istemeden adamın arkasından gidiyordu. Asil, personel harici giremez yazan bir kapıyı açıp Ela’ya geçmesini işaret etti. Önlerinde uzanan basamakları çıkarlarken Deniz de onları takip ediyordu. Asil, Ela’yı ofisine getirmişti. Ofisi de en az Asil kadar karanlıktı. Her yanı koyu renklerle döşenmiş ofisin içi siyah ağırlıklıydı. Karşılıklı duran iki adet siyah büyük deri koltuk masanın önünde duruyordu. İki koltuğun arasında, üzerinde boş içki bardakları ve kül tablası olan bir sehpa vardı. Ela, ofisin de gergin havasından kaynaklı iyice titremeye başlamıştı. Korkuyla Asil’in gözlerine baktı. “Polisi arayacak mısın? Alya nerde? Arkadaşım iyi mi? Benimle ne yapacaksın?” dedi. Polis lafını duyan Asil kahkaha attı. Koltuklardan birine geçip sırtını koltuğun koluna dayarken bir bacağını katlayarak oturdu. Bir kolunu, koltuğun sırt kısmına attı. "Mekanımda bir kadına kimse dokunamaz Ela. Kaza bela dokunan olursa polisi aramam. İfadesini kendim alır, cezasını kendim keserim." dedi. Bakışları da ses tonu da oldukça karanlık çıkmıştı. Ela zar zor yutkunurken Asil ekledi : "Alya, sanırım arkadaşın. O iyi. Adamlarım onu buradaki odalardan birine götürdü ve yatırdı. Muhtemelen uyuyordur." dedi. Ela bir an önce ofisten çıkıp gitmek istiyordu. Ama buna hiç mecali de yoktu. Zaten bu adamın kendisini öylece bırakacağına da inanmıyordu. Oturmaktan başka seçeneği olmayan Ela, sakince koltuğa oturdu. Asil gözlerini kızın üzerinden ayırmadan ürkek tavırlarını izliyordu. Bir önceki gece fazlasıyla cesur olan bu kızı korkutan şeyin ne olduğunu merak etmişti. Asil, polisin gelip etrafı didiklemesini istemese de kızın içi rahat etsin istiyordu. Tek kaşını kaldırarak konuştu. “Şikayetçi olmak istiyorsan arayayım.” dedi. Ela başını hızla sağa sola salladı. “Uğraşacak gücüm yok.” dedi. Olayı tekrar tekrar hatırlayıp daha çok yorulmak ve üzülmek istemiyordu. Asil, Ela’ya bakarken, Ela gözlerini ellerine dikmişti. Asil, kendisini, kendi kulübünde eğlenmeye çalışan bir müşterisini korumaya çalıştığı yönünde ikna etmeye çalışıyordu. Ama kızdan etkilendiğinin herkes fazlasıyla farkındaydı. Kızın Deniz’den çekinmiş olabileceğini düşünen Asil, Deniz'i odadan göndermeye hazırlanıyordu ki aniden çarparak açılan kapı ile Asil hızla ayağa fırladı. Kapıdan giren uzun boylu, ince yapılı, beyaz tenli kadını gören Ela kaşlarını istemsizce çattı. Kumral saçları çene hizasında kesilmiş, yeşil gözlü, uzun kirpikli orta yaşlı kadın oldukça gergin görünüyordu. Kadının kaşları bir yay gibi gerilerek havaya kalktı. Kadın bir şeyler söylemek için ağzını açıyordu ki Asil bir elini havaya kaldırarak kadını susturdu. "Ela burda Tülay yenge ve iyi. Sana bütün gece güvenliği ile kendim ilgileneceğim demiştim. Aptal korumalar yerine bu gecelik benim adamlarımı almış olsaydın bu kadarı bile yaşanmayacaktı." dedi. Asil, son cümleyi oldukça öfkeli ve tükürür gibi söylemişti. Tülay hanım, hızla yüzündeki ifadeyi değiştirerek Asil'e gülümsedi. Dişlerinin arasından "Bunu sonra konuşuruz." diye fısıldadı. Eliyle Asil'i kibarca kenara itti ve bakışlarını Ela'ya çevirdi. Tülay hanım, Ela'yı görür görmez olduğu yerde donup kaldı. Gözleri şaşkınlıkla açılırken, kızın tüm yüz hatlarını incelemeye devam ediyordu. Asil, yengesinin şaşkınlıkla açılan ağzını görmüştü. "Yenge iyi misin?" diye sordu. Tülay hızla kendisini toparlayarak "Aa. Şey evet. Ela'yı çok eski bir arkadaşıma benzettim de." dedi ve boğazını temizledi. Kızın korkmuş hali, Tülay hanımın anne duygularını tetiklemişti. Oldukça sıcak ve yumuşak bakışlarla kıza bakarak yanına oturdu. Kızın saçını okşayıp yüzünü sevdi. Ela'nın ellerini avuçlarının arasına alarak kıza gülümsedi. Ela, kendisine gösterilen şefkatle çözülmeye başladı. “Az önce birini dövdüm. Ve.. Az daha... Yani..” dediğinde hala alt dudağı titriyordu. Mavi gözleri dolu dolu olmuştu. Kızın bu savunmasız hali Asil’in fena halde canını sıkmıştı. Sanki bir el kalbini tutmuş da sıkıyormuş gibi bir hisse kapılmıştı. Ela hep dövüşmeyi biliyordu ama hiç bu bilgisini kullanmak zorunda kalmamıştı. Hala olanların şokunu atlatabilmiş gibi hissetmiyordu. “Sana önce o saldırdı ve sen gerekeni yaptın.” dedi Tülay hanım soğukkanlılıkla. Kızın savunmasız hali Asil'in çenesini sıkmasına neden olmuştu. Ela derin nefesler alıp vererek geçirdiği sinir krizini yatıştırmaya çalışıyordu. Ela, bunu yaparken Asil’in fark edeceğini düşünmemişti. Ancak Asil, Elanın sandığından çok daha dikkatli bir adamdı. Asil, tam ikisinin arasına girip Ela'yı oldukça sert bir tonda uyaracaktı ki kapının tıklanmasıyla vazgeçti. Tülay hanım tek kaşını kaldırıp, yeğenine kim bu der gibi baktı. Asil, “Doktor gelmiştir.” dedi yumuşak bir ses tonuyla. Asil, kapıyı açıp yavaşça dışarı çıktı. Kapının önünde onu kuzeni, Deniz, bekliyordu. “Adam depoya götürüldü.” dedi sakince ve bir elinde tuttuğu çantayı Asil’e uzattı. Asil çantanın içindeki cüzdanı açıp kimliğe bakmakla bakmamak arasında gidip gelirken Deniz gülümseyerek Asil’e baktı ve cebinden bir şey daha çıkarıp Asil’e gösterdi. “Bu da adamın üzerinden çıktı.” dedi. Asil küçük hapları görünce adamın uyuşturucu aldığını anlamıştı. Deniz konuşmasına devam etti. “Belasını arıyor” dedi. Deniz haklıydı. Adam kulübe bu gece belasını aramaya gelmişti. Bulmuştu da. Ama bir kadına zarar vermeye çalışmak için yanlış kulübü, yanlış kadını ve yanlış kulüp sahibini seçtiği ortadaydı. Asil ve ailesi bir kadına zarar vermez ve verilmesine asla göz yummazdı. “Bize de belasını sikmek düşer. O iti temizleyin. Nedenini söylemeyi de unutmayın. Ölürken hatırladığı son şey bu olsun.” dedi. Deniz ciddiyetle onu onayladı. “Doktoru da çağırdım. Kızın yarası beresi varsa baksın.” dedi. Asil, kuzeninin de en az kendisi kadar detaycı olmasına şükretti. Bir elini Deniz’in omzuna attı. “Sağol bro.” dedi içtenlikle. Deniz gülümsedi. “Görevim. Bu arada Alya'ya kızın iyi olduğunu söyledim. Uyumayıp arkadaşını görmekte ısrarcıydı. Tam bir bela.” dedi. Asil, kıkırdadı. "Senin de belaya bulaşasın var gibi." dedi. Deniz iç çekerek Asil'e baktı. "Aynen yarram aynen. Senin kıçını toplamaktan vaktim mi kalıyor?" dedi. Çok geçmeden doktor kapıda belirdi. “Boss.” dedi Asil’e bakarak. Asil, eski dostunu görünce gülümsedi. “Hasta nerede?” dedi. Deniz çoktan adama durumu anlatmış olmalıydı. Yıllardır aile doktorluklarını yapan bu adamdan, hiçbiri hiçbir şey saklamazdı. Güvenilir bir adam olduğu tüm aile tarafından biliniyordu. “Ofiste.” dedi Asil arkasındaki kapıyı işaret ederek. Doktor, onu başıyla onaylayıp doğrudan kapıya yöneldi. Genç doktor, önce Tülay hanıma ardından Ela’ya gülümsedi. Bakışlarını Ela'da tutarak, “Merhaba. Ben doktor Levent.” dedi. Ela, güvensiz bir biçimde oturuyordu. Doktor kızın fazlasıyla korkmuş olduğunun farkındaydı. “Türkoğlu ailesinin aile doktoruyum. İzin ver, yaralarına bakalım.” dedi. Ela, ellerini uzatarak doktorun yaralarına bakmasına izin verdi. Sırayla kafasını ve adamın tuttuğu kolunu da gösterdi. Kafasını da çarptığını duyan doktor detaylı bir muayene yaptı. Doktorun işi bittiğinde Ela odadan çıkmak için ayaklandı. “Teşekkür ederim doktor bey.” dedi ve kapıya yöneldi. Asil, kollarını bağlayıp kaşlarını çatarak kızın önünde durdu. Gitmesine izin vermek istemiyordu. “Artık iyiyim. Doktoru çağırdığınız için teşekkür ederim Asil bey.” dedi kibarca. Asil, başını sallayarak karşılık verdiğinde Ela, adamın soğuk bir tip olduğunu düşünmeye başladı. Levent de hemen arkalarından içerden çıktı. “Asil, herşey yolunda. Kız iyi. Adamın kendisine dokunmasına da izin vermeyecek kadar dişli.” dedi göz kırparak. Levent ve Asil eski dost olduklarından Asil’in kızı bir şekilde önemsediğinin o da farkına varmıştı. Asil’in gözlerinde ilk defa böylesine büyük bir endişe görüyordu. “Sağol dostum.” dedi Asil Levent’in omzuna dokunarak. “Lafı bile olmaz. İyi geceler.” dedi ve gitti doktor. Asil iç çekerek elini pantolonunun cebine attı. Sağ cebindeki metaller şıngırdayınca gülümsedi. Ela’nın yüzükleri onda kalmıştı. Bu kız, ateşin ta kendisiydi ve Asil ateşle oynamaktan hiç de kaçınacak türden bir adam değildi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD