Elif, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyanırken göğsünde Kuzey’in ritmik nefes alışlarını hissetti. Onun sıcaklığı, geçirdikleri onca fırtınadan sonra sığınılan güvenli bir liman gibiydi. Dışarıda kasabanın sesleri yavaş yavaş uyanıyor, pencereyi tırmalayan rüzgâr, Elif’in içini serinletirken, aklında hâlâ Sadık’ın sözleri dolanıyordu: "Bu kez yanındakini de yakacağım." Sadık tutuklanmıştı. Mahkeme süreci başlamıştı bile. Ama Elif’in içinde bir his vardı. Bu iş orada bitmemişti. Sadık, geçmişin sadece görünen yüzüydü. Asıl karanlık, hâlâ perdenin arkasında nefes alıyor, onları izliyordu. Kuzey uyanmadan sessizce yataktan çıktı. Yumuşak adımlarla mutfağa ilerledi. Kahveyi hazırlarken gözleri mutfağın köşesindeki eski, metal kutuya takıldı. O kutu, annesinden kalmaydı. İçinde eski mektupl

