Bölüm 2

1521 Words
Dayım, teyzeme "Yılmaz'la buluşmaya ben de seninle geliyorum" deyince, teyzem hiç istifini bozmadı. "İstersen benim yerime gerdeğe de sen gir Soner! Vallahi benim için hiç bir mahsuru yok!" Dayım "Songül" diye teyzemin üzerine yürüyecekti ki, eczaneye anneannem teşrif etti. Teyzeme doğru yaklaşıp sessizce "kuzum bunlar seni ya gerdeğe sokacaklar, ya da mezara!" Kaşımla anneannemi göstererek "bundan kurtulamayabilirsin ama" çenemle dayımı gösterip "ölü taklidi yaparsan bir ihtimal ondan kurtulabilirsin. Malum o aldığı protein tozları beyni değil, kasları geliştiriyor" dedim. Teyzem kahkaha atarak koluma vurunca, bizimkilerin meraklı bakışları bana döndü. Anneannem bizi avucunun içi gibi bildiği için, size ben sonra sorarım bakışı attı, sonra da dayımla abime döndü ve "sizin ne işiniz var burada? İşiniz yok mu sizin? Hadi işinizin başına" diye fırça çekti bizimkilere. Sonra da teyzeme dönüp "sen daha hazırlanmadın mı?" Dedi ve bekleme koltuğuna yöneldi. Dayımla abim anneannem sanki onlara fırça çekmemiş gibi oldukları yerde dikilmeye devam ettiler, bunun üzerine anneannem "siz hala burada mısınız?" Diye çıkıştı. Dayımla abim birbirine baktı sanırım o sessiz konuşmada konuşanın dayımın olmasına karar verdiler, çünkü o bakıştan sonra dayım kükremeye başladı! "Anne sen nasıl olur da Songül'ü Yılmaz'la evlendirmeye kalkarsın?" Anneannem onun sesinin tonuna yüzünü buruşturdu, sonra da küçümseyen bir bakışla onu süzdü. "Ne öyle avazın çıktığı kadar bağırıyorsun babası kılıklı! Ne yapsaydım, koca kızın turşusunu mu kursaydım?" "Kocaman kızın turşusu mu kurulur anne ya! Yok vazgeçtim kurulur...o Yılmaz pezevengine bacımı vereceğime turşusunu kurarım daha iyi!" Anneannem bezmiş bir şekilde nefes alıp verdi. "Oğlum! Anlamadığın işlere sen neden karışıyorsun paşam? Hem ayrıca sen Songül'ü düşüneceğine kendi hâlini düşün!" Dayım, annem ne demek istedi dercesine abime baktı ama abim de en az onun kadar olayı anlamamıştı. "Ne olmuş ki bana?" Diye sonunda anneanneme çekinerek sordu. "Duyduğuma göre Nazan'ı aramıyormuşsun? Dün beni Türkan aradı, eğer oğlunun niyeti ciddi değilse, Nazan'ı başka isteyenler var, bizden haber bekliyor dedi." Ben dayımın Allah mesut etsin demesini beklerken, dayımın "kim lan o lavuk?" Demesiyle, şaşkınlıktan kocaman açtığım gözlerimle anneannemle dayıma baktım. Dayım öfkeden deliye dönerken, anneannem savaş kazanan kumandan edasıyla baş örtüsünü düzeltti. Anneannem konuşmayınca dayım "anne!" diye ısrar etti. Anneannem nazlanarak "ne bileyim oğlum? Türkan'ın umre arkadaşımıymış neymiş. Nazan kızımı görüp beğenmiş,"dedi. Dayım sıkıntıyla elini sık kahverengi saçlarının arasından geçirdi. "Ben bu insanları anlamıyorum ki! Umreye kız bulmak için mi gidiyor lan bunlar!? Tövbe tövbe!" "Öyle deme oğlum! Nasibin nereden geleceği belli olmaz!" Derken anneannemin kahverengi bakışları bana kaydı. "Türkan teyzen bizden haber bekliyor Soner. Ne yapsın kabul etsin mi görücüleri?" Dayım eczanede volta atmaya başlayınca, abim onun hâline bıyık altından güldü. Dayım aniden durdu eşofmanının cebinden telefonu çıkardı ve "Nazan, neredesin kızım sen? İn aşağıya sizin oraya geliyorum." Derken eczaneden çıkmıştı bile. Abim de onun peşinden gidince, anneannem keyifle gülümsedi ve "eee kızlar, nerede benim bol köpüklü Türk kahvem?" Dedi. Kahveyi yapmak için arkadaki küçük mutfağa geçerken, anneannemden tırsmadım desem yalan olur. Bencilce biliyorum ama İnşaallah teyzemle dayım bugünün tek kurbanları olurlar diye içimden dualar ettim. Kahveyi hızlıca yapıp anneanneme götürdüm. Anneanneme kahveyi verdiğim sıra, Yılmaz abi üzerine giydiği jilet gibi siyah takımıyla iki dirhem bir çekirdek eczaneye girdi. "İyi günler Saliha teyze. Nasılsın?" Damat Yılmaz hemen gelip anneannemin elini öptüğünde anneannemden artı puanı kaptı. "Berhudar ol evladım... Hamd olsun iyiyim, sen nasılsın?" "İyiyim çok şükür, iş güç koşuşturuyoruz işte." Anneannem iyi dercesine başını sallarken, "Songül'de hazırlandı seni bekliyordu" dedi. Teyzem onların konuşmasına gözlerini devirdi. Üzerindeki önlüğü çıkarırken bana göz kırptı; önlük gidince üzerine giydiği rengi solmuş eski tişört ile eskimiş kot pantolon ortaya çıktı. İçimden kahkaha atarken, gerçekten teyzem hazır bekliyormuş dedim.Teyzem bana bakıp kurnazca gülümseyince, bunu bilerek yaptığını anladım; gülmemek için alt dudağımı ısırdım. "Hadi gidelim Yılmaz." Teyzem konuşurken benim gözlerim Yılmaz abideydi, teyzem Yılmaz deyince adamın gözleri parladı resmen. "Tamam... İyi günler Saliha teyzeciğim." Dedikten sonra anneannemin elini öptü. Bir artı puan daha damat Yılmaz'a. Damat Yılmaz 2- Songül 0 Yalnız teyzem akşam eve gelince anneannemden fena papara yiyecekti! "İyi günler evladım" diyen anneannem onların arkasından bakarken dualar okudu. Anneannem teyzemler gözden kaybolunca, bana döndü.Tam bir söyleyeceği sıra eczanenin kapısı açıldı ve Satı teyze içeri girdi. Can simidim, canım Satı teyzem, diyesim geldi kadına ama kendimi tuttum. Ama yine de haddinden fazla neşeli bir şekilde "hoş geldin Satı teyzeciğim" dedim. "Pek hoş bulmadım Zeynep kızım!" "Hayırdır, ne oldu? Az önce doktora giderken gayet iyiydin" derken anneannemin yanına oturan Satı teyzenin yanına gittim. "Doktor bu defa da şekerimi takibe aldı. Her gün açlık ve tokluk şekerim ölçülcekmiş." "Tamam teyzem. Hemen sana cihazını verelim. Evde kendinde ölçebilirsin." Satı teyzeye şeker ölçüm cihazını nasıl kullanması gerektiğini normalinden de uzun anlattım, belki o sıra anneannem bıkar da gider diye ama nerede? Kadın sanki kök saldı eczaneye gitmedi. Başka insanlarda gelmeye başlayınca anneannem bu defa yanına Satı teyzeyi rehin aldı. "Ben artık kalkayım Saliha. Benimki pazardan gelmiştir." Diyen Satı teyze arkasına bile bakmadan kaçtı. Hastanın reçetesini hazırlarken tiroid ilacının elimizde kalmadığını fark ettim. "Elimizde tiroid ilacı kalmamış. Ecza deposundan az önce istedim ama yoğun oldukları için teslimatı ancak akşam üzeri yapacaklar, eğer sizin için sorun olmazsa ilacınızı akşam alabilir misiniz?" Dedim. Tamam, sorun değil diyen kadın yanındaki kızıyla gidince kaldık yine anneannemle baş başa. Anneannem arkadaki mutfakta yaptığı iki fincan çayla yanıma geldi. "Al bakalım Zeynep Hanım." "Teşekkür ederim anneanne zahmet oldu." "Ne zahmeti kızım. Keşke tek derdim size çay demlemek olsa!" Anneannem iç çekerek bekleme koltuğuna oturdu. Sakın bu bayat numarayı yeme Zeynep, sakın! Anneannem tekrar ahhh ahh deyince, içeri giren kapı komşumuz Hacer teyze, "Saliha! İyi misin komşum?" Diye sordu. "Ben nasıl iyi olayım komşum?" "Ne oldu? Hayırdır hemşire! Yoksa Tahir abiye mi bir şey oldu?" "Ağzından yel alsın hemşire" diye Hacer teyzeye çıkışan anneannem neyse ki kendini çabuk toparladı. "Malum bizim bir ayağımız toprağa bakıyor artık, ne kadar iyi olursa o kadar iyi işte Tahir'de." Anneannem tekrar bir ahh ahh çektikten sonra. "Birsen'im iyi olsun da! Ben başka bir şey istemem Hacer" dedi. Panikle anneannemin yanına gittim. "Anneme ne oldu anneanne, iyi mi?" "Mutfakta çay yaparken Nurten aradı beni. Anneni hastaneye götürmüşler! Üzülmeyeyim diye de hastaneye giderken bana söylememişler... Ama meraklanma geliyorlarmış, birazdan burada olurlar." "Neyi varmış annemin?" "Bende bilmiyorum ki kızım." Derken peçeteyle gözyaşlarını sildi. Aceleyle kasanın yanına gittim, telefonu elime aldım, tam Nurten teyzemi arayacaktım ki, teyzem annemle içeri girdi. "Anne" diye hızla yanına gittim. Teyzem, kolundan tuttuğu annemi koltuğa oturttu. Başını tutmakta zorlanan annemin solgun yüzünü gördüğümde içimi bir korku sardı. "Ne oldu, neyin var?" "Kızım!.. Bana bir bardak su ver, dilim damağım kuruyor." Hızla mutfaktan bir bardak su alıp geldim. Annem bir yudum su içti "berhudar ol evladım bu iyi geldi" dedi. "Böyle birdenbire ne oldu sana? Sabah gayet iyiydin! Neyin var?" "Sen öfkeyle evden çıkınca, ablam birden fenalaştı. Bir anda yüzü şişti, gözleri kızardı." "Doktor ne dedi peki?" "Meğer ablamda hiper tansiyonla gizli şeker varmış!" "Tansiyon mu? Emin misin teyze? Anneannemle dedem de bile tansiyon yok!" Endişeyle burnumun ucuna gelen gözlüğümü yukarı ittim. "Öyle canım da! Doktor stres ve üzüntüden bunlar olabilir dedi. Bu aralar ablam strese ve üzüntüye girmeyecekmiş!" Annem başını anneannemin omzuna yasladı ve inleyerek gözlerini kapattı. Yanına gidip önünde diz çöktüm, elini ellerimin arasına aldım. "Anne! Neden kendini bu kadar üzüyorsun? Değer mi?" Annem aniden anneannemin omzumdan başını kaldırdı ve kızgın gözlerle bana baktı. "Değer tâbi! Senin yaşıtların evlendi, yuva kurdu! Çoluk çocuğa karıştı! Peki sen ne yapıyorsun? Kitap okuyup, Zeki Müren dinliyorsun! Ben de artık senin mürvetini, şöyle telli duvaklı gelin olduğunu görmek istiyorum. Bir anne olarak bu benim en doğal hakkım değil mi?" Bezmiş bir nefes verirken, "anne!" Dedim ama annem beni dinlemedi ve "Nurten" diye titreyen elini teyzeme uzattı.Teyzem elindeki bardaktan anneme bir yudum daha su içirdi. Suyu içince annemin yüzü biraz daha beyazlaştı, panikle tansiyon aletini aldım ve annemin tansiyonunu ölçtüm. Tansiyonu on altıya on çıktı, üstelik nabzı da çok hızlıydı. Hemen mutfağa gidip bir şişeye su doldurdum, hızla geri annemin yanına geldim. Annemi oturur pozisyona getirdikten sonra başını eğip suyu başından aşağıya döktüm. İlaçların arasından hızla bir dil altı alıp anneme verdim. "Teyze sana zahmet yukarıdan bir limon suyu veya kekik suyu yapıp getirsene." Annem yarı baygın halde anneannemin kucağına yattı. Anneannem annemin saçını koşarken. "Anneni neden bu kadar üzüyorsun kızım sen?! Ne var anacığın için o buluşmaya gitsen! Ölmezsin ya?" Zaten dokunsalar ağlayacak gibiydim, anneannemin sözleriyle artık tutmak için bile uğraşmadım gözyaşlarımı. "Ben böyle olacağını nereden bileyim anneanne? Bilsem gitmez miydim?! Onun bu kadar basit bir şeyden hastalanacağı aklıma bile gelmedi." "Basit mi? Annen abilerin evlendiğinden beri senin mürvetini görmek istiyor kızım!" "Senin böyle üzüleceğini, hasta olacağını bilmiyordum. Bilseydim yapar mıydım? Sen yeter ki iyi ol anne! Söz veriyorum seni bir daha hiç üzmeyeceğim" dedim ağlayarak. Annem tek gözünü açtı ve inleyerek "ayyy, söz mü?" Diye sordu. Gülmekle ağlamak arası bir sesle "söz" dedim. Teyzem limon suyu ile geri gelince, hemen onu da anneme içirdim. Annemin rengi yavaş da olsa kendine gelmeye başlayınca, annemler "akşama misafir var, biz gidelim artık" diye ayaklandılar. Annem eczaneden çıkmadan önce, "yarın o buluşmaya gideceksin, bak söz verdin. İşlerini ona göre ayarla sonra mazeret istemem," dedi. Onlar yukarı çıkarken ben arkalarından bakakaldım. Annem merdivenleri çıkarken teyzeme göz kırpınca içime bir kurt düştü. Bu kadarını da yapmazlar değil mi? Yok canım o kadar da değil! Yapmazlar, daha doğrusu yapmamalılar!.. Gerçi burada annem ve anneannemden bahsediyoruz! Dayımı sidikli Nazan'a bile aşık etmeyi başaran o tehlikeli kadından ve ekipten!..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD