Yusuf’un anlatımıyla devam Verda’yı merdivenlerde yakaladığımda kolundan usulca tuttum. Parmaklarımın arasından kayacakmış gibi narin bir hali vardı, kaçmak istiyordu belli ki… Ama bırakmadım. “Verda, dur… Lütfen konuşalım.” Verda yüzünü bile bana dönmedi. Omuzları titriyordu, nefesi düzensizdi. “Konuşacak bir şey yok Yusuf. Haklılar… Ben sana yakışmam.” “Verda…” diyebildim sadece. Sesimdeki yalvarışın ona ulaşmasını, kalbine işlemesini istedim. “Bana en çok sen yakışırsın, bir tek sen…” demek istedim, ama dilim dönmedi. Şimdi söylesem, kırılgan hali daha da dağılırdı. Zamanı değildi. “Konuşalım Verda, lütfen beni kırma.” Verda hafifçe başını çevirip bana baktı. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu. “Tamam…” dedi ince bir sesle. Hemen Derya’ya seslendim, “Derya! Narin’i al.” D

