“Odamıza gidelim." dedim, sesime ne kadar hakim olmaya çalışsam da içimdeki büyük arzuyu gizlenemiyordu. Dudaklarından ayrılmadan, o anın büyüsünü bozmaktan korkarak, Verda’yı kucağıma aldım. Sanki bir anlık ayrılık bile onu bir daha öpememe, bu büyülü teması kaybetme anlamına gelecekti. Onu kollarımla sıkıca sarıp, teninin o muhteşem kokusunu içime çektim. Adımlarımı yatak odasına doğru yönlendirirken, kalbim göğüs kafesimi zorlayacak kadar hızlı çarpıyordu, bu, arzu ve aşkın yarattığı tatlı bir karmaşaydı. Yatak odasının kapısına ulaştığımda, Verda'yı bir an bile bırakmadan, ayağımla kapıyı usulca itip içeri girdim. Odanın loş ışığı, etrafımızı sarıyordu. Ayaklarımla kapıyı sessizce kapatıp, Verda'yı yavaşça, sanki en narin hazinesini taşıyormuş gibi, büyük yatağın üzerine yatırdım.

