Bugün kına gecesi olacaktı. Zozan Hanım büyük bir salon tutmuştu, kınamız orada yakılacaktı. “Heyecanlı mısın?” derseniz... evet, hem de çok! Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Kuaför sabah erkenden konağa gelmişti. Saçım, makyajım derken saatler su gibi akıp geçti. Aynada kendime baktığımda, yüzümdeki o kız çocuğuna benzeyen ifadeyi görüp gülümsedim. Songül ablam her zamanki gibi yanımdaydı, eli her işte, yüreği hep bende. Şu hayatta bir Polat abim, bir de Songül ablam olduysa, ben zaten şanslıydım. Şimdi bu listeye bir de Baran ekleniyordu… Kına saati gelip de konaktan çıkarken attığım her adımda, gözümde eski günler canlanıyordu. Yediğim dayaklar, aç kaldığım geceler, öteki olduğum dört duvarlar... Hepsi bir film gibi geçiyordu gözümün önünden. Ama artık bitiyordu. O karanlık günler ge

