Polat’ın anlatımıyla devam İrem’le restorandan çıkıp eve geçtiğimizde saat gece yarısını çoktan geçmişti. Kapıyı sessizce açtı, ben de peşinden içeri girdim. Helin her zamanki gibi koltukta uyuya kalmıştı. Işıkları açmadan, sessizce adımlarla odama yöneldik. İrem de ben de hafif çakır keyiftik. Yatak odasına girip kapıyı kapattığım anda, içimde tuttuğum bütün kelimeler susmuştu sanki. İrem’i kapıya yasladım, dudaklarımı usulca dudaklarına bastırdım. Onun beni itmemesi, tam tersi dudaklarını kımıldatıp karşılık vermesi durmam için hiçbir sebep bırakmamıştı. Elleri, tereddütsüz bir şekilde boynuma dolandı. Ben de onu kendime çektim. Öpüşmemiz derinleştikçe kalbim göğsümde ağır ağır çarpıyordu. Yüzümü boynuna götürüp gerdanına küçük öpücükler bırakmaya başladım. Teni sıcaktı, nefesi titriy

