Yusuf’un anlatımıyla Hastaneden ayrılıp Verda’nın eşyalarını almak için konağa geçtiğimde, konakta hava adeta barut gibiydi. Herkesin yüzü asık, sinirler gerilmişti. Ama en çok Baran… Yalnız başıma geldiğimi görünce merdivenlerden koşarak avluya indi. “Karım nerede?” Elimle avlunun diğer tarafında duran Alev’i işaret edip, “Bak, orada işte.” dedim. “Benimle oynama! Verda nerede?” diye bağırdı yüzüme yaklaşarak. “Sanane Baran.” deyip yanından geçtim. Merdivenlere adımımı atmıştım ki Yade’nin sesi beni durdurdu. “Odama gel Yusuf.” Derin bir iç çekip, “Off…” diyerek peşinden odasına girdim. Kapıyı kapatırken yüzündeki gergin ifade dikkatimi çekti. “Verda nasıl oldu?” diye sordu koltuğuna otururken. “Napacaksın? Çok mu umrunda, Yade?” “Sana güzellikle bir şey sordum. İyi mi?” Ses ton

