Öyle çok kabuslarla cebelleşen, tatlı rüyalarla eğleşen bir insan değilim ben. Yani rüya görme işini orta okulda falan bıraktım sanırım. Sonrasında zaten ölünceye kadar ders çalışıp, yaşayacak kadar uyumakla geçti ömrüm. Ama dün gece gördüğüm rüya beni resmen alt üst etti. Gerçek hislerle karışan rüya hisleri beni öyle fena yormuş ki; sabah gözümü açarken bile kendimi o binanın çatısında gibi hissettim. Başımın ağrısı hafiflemiş ancak henüz geçmemişti. Sert bir kahve yaparak kendime gelmeye çalıştım. Saat henüz çok erkendi. Ayaklarım bir an önce evden çıkıp, Harun'a gitmek istercesine karıncalanıyor, ruhum ise o korkunç rüyanın sarsıntılarından kurtulmak için sabırsızlanıyor. Biraz da onunla açık açık konuşmak niyetim. Elbette bu iş operatör hekimlerin ancak; benim de kendimi ve zihnimi ra

