Feryal Miami’nin o yakıcı güneşinden döneli tam bir ay olmuştu. Takvim yaprakları birbirini amansızca kovalıyor, zaman akıp gidiyordu; ancak benim evliliğim buz tutmuş bir göl gibi yerinde sayıyordu. Aynı çatının altında iki yabancı gibiydik. Aynı sofraya oturuyor, aynı havayı soluyor ama birbirimize fersah fersah uzak düşüyorduk. "Bu nasıl bir evlilikti?" diye sordum aynadaki yorgun yansımama. İnsan, hayatını birleştirdiği adama bu kadar yakınken nasıl bu kadar kimsesiz kalabilirdi? Nazlı ise bir gölge gibi değil, bir güneş gibi hayatımızın tam ortasındaydı. Sabahları Mert’le işe gidiyor, akşamları ise evin içinde, çalışma odasının kapalı kapıları ardında Mert’le saatlerce "mesai" harcıyordu. Gece yarısına doğru Nazlı evine dönerken, Mert yanıma bitkin bir halde geliyordu. Fakat o

