13. Bölüm: “Emanet Edilen Hayatlar” Ferya: Salonun boğuk uğultusu yukarıya, odamın sessizliğine kadar ulaşıyordu. Davetliler gelmiş, o büyük tiyatro başlamıştı. Aşağıda orkestra neşeyle çalıyor, insanlar gülüyor, kadeh kaldırıyordu. Benim içimde ise sadece dipsiz, uçsuz buçaksız bir sessizlik vardı. Pakize Hanım odaya girdiğinde yanında Nida ve Selin vardı. İkisinin de gözleri, sanki bir rüyanın içinde kaybolmuşlar gibi doluydu. “Nereden nereye…” diye fısıldadı Selin. Haklıydı. Bir hafta önce yıkık dökük hayallerimiz vardı, şimdi ise devasa bir imparatorluğun eşiğindeydik. Ama bu eşikten geçerken neleri kaybedeceğimizi henüz hiçbirimiz bilmiyorduk. Bu kalp kırıklığıyla o nikâh masasında nasıl “evet” diyecektim, ruhumun bu yabancılaşmasına nasıl kılıf uyduracaktım; bilmiyordum.

