Tuncay'dan Avuçlarımı sıkmaktan yapışmış, parmaklarımın ucundan avuç içime doğru ince bir buz yürüyor gibiydi. Bu kararın ikimiz için ne kadar zor olduğunu biliyordum. Beni için bir karar da değildi. Ancak annesizliği iliklerime kadar yaşamış görmüş biri olarak benim çocuğumun aynı acılar içinde yanmasına nasıl razı gelirdim. Anlamıyordu bir türlü. O, kendi babasından yola çıkarak benim tek başıma ona yeteceğime inanıyordu. Annesinden görmediği ilgi, bütün anneleri aynı olacağına inandırmış onu. Ama öyle olur muydu? Anne hiç başka bir insanla kıyas olmazdı. Duyduğum gümbürtü minicik bir kalpten mi çıkıyordu yanı? Öyle büyük ve istekle çarpıyordu ki. İnsanın kıyamayacağı türden bir sesti bu. Küçücük, mercimek tanesinin çıkardığı yaşam sesleriyle insan nasıl çaresizleşirdi böyle? "Yap

