Tuncay'dan Akşam sekiz gibi evdeydim. Salondaki tek lambayı yaktım; zayıf ışığı gölgelerle oynarken, kalbim ritmini daha hızlı tutmaya başladı. Zili duyduğumda nefesim kesildi, yüreğim ağzımda hissediyordum. Açınca kapıda bir kaç dakika yüzüne bakıp kaldım. Yüzünü görünce içim ürperdi bir an. Yüzü solgun, gözlerinde bir donukluk vardı iki haftanın özlem izlerini aradım. Öyle ya normalde olsa şimdi boynuma kollarını dolamıştı. Sadece üzgün bakan yeşilleri gözlerimi bulmuştu. Üzülmüş mü? O zaman bu ayrılık niyeydi? “Girebilir miyim” dedi usulca. Tonu hâlâ soğuktu ama o ses, o ruhun yankısı hâlâ tanıdıktı. “Hoş geldin,” diyebildim sadece. Ama öylesine bir hoş geldindi bu, sessiz ve kırık Yüzünden bakışlarımı çekmeden yavaşça ona yol açtım. İçimdeki tantana nefesimi kesiyordu.Yüreğim

