⛓️
Bölüm şarkımız
Burası soğuk, soğuk odalar
Yoksun neye yarar
Örtünsem kat kat yorganlar aman
Soğuk, soğuk olanlar
Vurdum dibe kadar
Halimden yalnız uyuyanlar anlar
Emre Aydın - Soğuk Odalar
}•{
Yalnızlık kavramı neydi? Bilen var mıydı. Bir odada tek başına olmak mı? Bir ormanda tek başına yürümek mi? Yoksa bir dünyada tek mi kalmaktı. Herkese göre göreceliydi. Bence ruhun tek kalmasıydı, bir çok insan çevrenizde olsa bile ruhunuzun kendisini yalnız hissetmesiydi. Ben hep yalnızdım. Ruhum hep yalnızdı. Şimdiye kadar...
*
Acaralp odadan çıktıktan sonra, Ayla’nın getirdiği kıyafetlere bakmak için ayaklanmıştım. Düşüncelerimle altüst olmuştu kafam. Sıcak bir banyoya ihtiyacım vardı. Hem de fazlasıyla.
Kıyafetler masanın üzerindeydi. Masaya yaklaşarak kıyafetleri ellime almıştım. Bir pembe şortlu takım vardı. Ve beyaz iç çamaşırları vardı. Beyaz benim tarzım olmasa da başka giyeceğim olmadığı için giymek zorundaydım.
Ellimde kıyafetlerle banyo olduğunu düşündüğüm kapıya ilerledim. Kapının kulpunu indirerek açtım. Karşımda siyah fayanslı ve küvetli bir banyo beni karşılamıştı. Küveti, gördüğümde aklım geçmişe giderek Kutay’ın beni kamera önünde soyundurup küvete sokması gelmişti.
Nefesim daralmasıyla elimi boğazıma götürmüştüm. Sanki nefessiz kalmış gibi olmuştum. Sanki Kutay’ın elleri boğazımı sıkıyor gibi hissetmiştim. Aklıma hep orda kaldığım günler gelmişti. Bu bende galiba psikolojik etki bırakmıştı. Nefesim daralıyor gibi hissediyordum.
Bunları düşünmeyi bırakarak banyoya girerek elimi yüzümü soğuk suyla yıkadım. Kendime gelmiştim biraz bile olsa. Aynaya yansıyan yüzüme baktım. Rengim solmuştu, açık kahverengi olan saçlarım birbirine girmişti. Gözlerim çökmüştü ama hala parıldaya biliyordu.
Vücudum zayıflamıştı 55 kilo olan bedenim şuan 50 kilo anca vardı. Vücut tipim kum saati gibi olduğu için bellim inceydi. Şimdi daha çok incelmişti. Elim üstümdeki kıyafetlere giderek hepsini tek tek çıkardım. Çıplak bir şekilde katran karası olan küvette ilerledim.
Musluğunu sıcak su akması için ayarlayarak küvettin içine girdim. Bacaklarımı kendime çektim. Kafamı yumuşak yere koydum. Sıcak su bedenime akmaya devam etti. Küvet yavaş yavaş doluyordu. Sıcaklık vücudumu kendisine getiriyordu. Küvet taşana kadar muslukları kapatmamıştım. Hafif taştığında musluğu kapattım.
Ve hala biraz bile olsa su taşıyordu. Yavaşça bedenimi aşağı doğru ittim. Kafamın girmesine çok az bir şey kalmıştı. Tam kendimi ittiğimde tüm vücudum suyun içindeydi. Katran karası gibi gözüken suda nefessizdim. Gözlerimi açtım ve içimdeki küçük kızı öldürmeyi çabalıyordum. Boğulmaktan korkan küçük kızı öldürüyordum. Yüzümde bir gülümseme vardı. İçimdeki küçük kız çabalıyordu. Ölmek istemiyordu. Ve yaşamak istiyordu. Ama ben istemiyordum. Ölmem gerekiyordu.
Benim ölmem gerekiyordu. Benim yok olmam gerekiyordu. Kendimden iğreniyordum. Son dakikalarımı yaşıyormuş gibi hissediyordum. Birden kapının kırılma sesi gelmişti. Ama ben hala suyun altındayım. Galiba ölüm ve yaşamın arasındaydım. Galiba ben Araf’taydım. Ne ölebiliyordum ne de yaşaya biliyordum.
Bunu bile beceremiyordum. Gözlerim yavaşça kapanmıştı.
ACARALP SOYKAN’DAN
Beste’nin odasından aceleyle çıkmıştım. Annem yeniden aklıma gelmişti. Güzel annem. Ona annemin bana küçükken anlattığı Liyan perisinin masalını anlatıyordum. Beste’ye Liyan ismi çok yakışacaktı.
Odadan ayrıldıktan sonra kendi odama gelmiştim. Şuan ise zifiri karanlığı izliyordum. Bir tane bile yıldız yoktu sanki gece hepsini içine almıştı ve parıltılarını emiyordu. Besteyi ilk gördüğümde sonbahar gözleri dikkatimi çekmişti.
O gözlerde kaybolmak istemiştim. O gözlerin yapraklarının üstüme düşmesini istemiştim. Çok güzel bir kızdı ama çok küçüktü. O kadar küçüktü ki onu içime alıp bütün yaralarını sarmak istiyordum. İçimde garip duyguları uyandırıyordu. Daha önce hiç hissetmediğim duyguları hissettirmişti bana.
Ne yapacağımı bilmiyordum. Onu okuması için yurtdışına göndermeyi düşünüyordum. Biraz bile olsa yaşadıklarını unutmasını istiyordum. Kendisine gelmesini istiyorum.
İçime kötü bir his dolmuştu. Ne olduğunu bilmediğim bir his. Ailemin evde yanması gibi bir his. Beste’ye bir baksam iyi olacaktı. Oturduğum koltuktan kalkarak kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açarak odamın yanında olan Beste’nin odasına ilerledim.
Kapısına tıklattım. Ama cevap yoktu. Bir iki kere daha çaldım ama ses seda yoktu. “Beste odaya giriyorum.” Diyerek seslendim ama yeniden bir ses gelmedi. Ne oluyordu böyle. Yavaşça kapıyı açarak bedenimin içeriye girmesini sağladım.
Odada kimse yoktu. Banyoda mı diye düşünerek banyonun kapısını çaldım. Ama yeniden ses yoktu. Kapıyı tekrar tekrar çaldım ama ses yoktu. Kapıyı açmaya çalıştım ama kilitliydi.
En son çare geri çekilerek omzumla kapıya vurmaya başladım. Kapı açılmayınca korkuyla ayağımla sertle vurdum. Kapının kilidini kırılmıştı. İçeriye hızlıca girdim.
Gördüklerimle ne yaşadığımı anlayamamıştım. Beste küvette bütün bedeniyle çıplak bir şekilde suyun içindeydi. Ve boğuluyordu. Kapının arkasındaki siyah havluyu alarak küvette doğru ilerledim.
Beste’nin kavasını çabucak sudan çıkarmıştım. Nefes almıyordu. Bedenini hızlıca küvetten çıkardım ve havluyla üstünü örttüm. Bedenini yere bıraktım. Hemen suni teneffüs yapmak için eğildiğimde ağzından sular gelmeye başlamıştı. Hemen bedenini yana çevirerek suyun çıkmasını kolaylaştırmak istedim.
Arkamdan çığlıklar içinde Ayla gelmişti. O da benim gibi şaşırmıştı. Beste’nin gözleri yavaşça açılmıştı. Ve konuştu. “Küçük kız ölmeli, ne olur ölsün o.” Ayla ağlamaya başlamıştı. Besteyi kollarıma alarak odaya götürdüm. Aylaya bakarak “Kardeşim, Beste’nin üstüne bir şeyler giydir de hastaneye götürelim ne olur ne olmaz. Ve psikolojik tedavi görmesini sağlayalım. Yaşadıkları normal bir şey değildi.” Ayla kafasını sallayarak, bana kapıyı gösterdi.
Ne dediğini anlamamıştım. Ayla sinirlenerek “Abim çıksana kızı senin önünde mi giydireyim.” Kafamı sallayarak odadan hızlıca çıktım. Psikolojik travma geçireceğini biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Kendisini öldürmek istediğini bilmiyordum. Yüzü gülüyor diye düşünmüştüm ama öyle değildi. Beste’nin gülümsemesinin altın da acılar yer alıyordu.
Kutay’ın ona çektirdiklerini fazla bilmiyordum ama tecavüze kalkıştığını biliyordum. Bu bile kendisini öldürmeye yeltenmesine yeterdi ama yaşamalıydı Beste, hayallerine kavuşmalıydı. Yeniden resim çizmeliydi.
Onu en iyi psikiyatrist doktoruna götürecektim. Beste her şeyi hak ediyordu. Onu en iyi şartlarda okutacaktım. Kapının kenarında bedenimi duvara yaslamış bekliyordum. Onu hastaneye götürecektik. Ayla kapıyı açarak “Abi hadi çabuk hastaneye götürelim hala ayılmadı.”
Hemen odaya girerek yatakta uzanan Beste’ye ilerledim. Ayla siyah bir pijama takımı giydirmişti. Saçları ıslaktı ve yastığı yaşartmıştı. Bedenini incitmeden kollarımı aldım. Hızlıca odadan çıkarak merdivenlere ilerledim. Yavaşça merdivenlerden indim. Kapıda kızlardan bir tanesi bekliyordu. Ayla söylemiş olmalıydı.
Beni gördüğünde kapıyı hızlıca açtı. Kapıya doğru hızlandım. Dışarı çıkarak evin önüne park ettiğim arabaya doğru ilerledim. Ayla’da arkamdan gelmişti. Arabanın arka kapısını açmıştı.
Beste’nin bedenini yavaşça arka koltuğa yerleştirdim Aylada arkaya binmişti. Hızlı olmam gerekiyordu. Bende hemen şoför koltuğuna binerek arabayı çalıştırdım. Ve gaza bastım. Beste’nin iyi olması için her şeyi yapacaktım. Yeniden parlamasını sağlayacaktım.
Ben Acaralp Soykansam Beste için her şeyi yapacaktım.
*