bc

AŞKSIZ HAYAT

book_age18+
19
FOLLOW
1K
READ
one-night stand
sweet
city
small town
childhood crush
like
intro-logo
Blurb

Aylak, amaçsızca yaşayan bir gencin ummadığı yerde ummadığı bir kişiye tutulmasını anlatan bir hikaye... İleride evleneceğim, hayatıma hükmedecek kişiyi hayal ettiğimde gördüğüm; minimini saf bir kızcağızdı. Bu devanası kılıklı kadın da nereden çıkmıştı. Acıklı şarkılara eşlik ederken başını iki yana ahenkle sallıyor; sanki geçmişin sisleri arasında isyan ettiği geçmişine dalıyordu. Bense inek memesi kadar iri olan memelerinden gözümü alamıyordum. "Bu hikaye sizlere erkeğin yalnızlığını ve karanlık dünyasını anlamak için bir ışık tutuyor."

chap-preview
Free preview
GİRİŞ
Yirmi beş yaşında, sersefil dolaştığım yıllardı.Ruhsal dünyamı altüst eden kadına henüz rastlamamıştım. Sık sık iş değiştirirdim. Ailemle yaşadığım için düzenli gelire ihtiyacım yoktu. Konuşmayı, eğlenmeyi pek seven biri değildim.Yine de, bu durum içimdeki vahşi arzuların peşinden koşmama engel olamazdı.Benim gibi bekar, amaçsızca takılan arkadaşım Hakkı ile bir gecekondu mahallesinde, cüzi miktar kirasıyla, mercimeği fırına verme evi kiralamıştık.Oraya genelde, alkol ve kadın meseleleri dolayısıyla uğrardık. Ev sahibi anlayışlı bir insandı. Altmış yaşlarında, birkaç sene önce eşini kaybetmiş, o zamandan beri yalnız yaşayan bir ihtiyarcıktı.Bizim evini tutma maksadında haberdardı. Ev sote biyerdeydi. Konu komşu karışmazdı. Hemen hemen ayda birkaç kez evde bir kadınla evi doldururduk.Genellikle misafirim sarışın, tombul, benim yaşlarımda, birtakım olumsuz durumlar dolayısıyla borçları gırtlağını aşmış ve pavyon hayatına ve hayat kadınlığına mahkum olmuş bir kızcağızdı.Bana söylediği ismi Melis idi. Bazı zamanlar ; gözünün, bu mahkumiyetten kurtulup kocasına sarılacağı, çocuklarının bakımıyla ilgilenip onları sevgiyle öpeceği gelecek günlere daldığını sezerdim. Ancak; bu ara sıra gelen, hayatın acımasız koşullarının buhranın üzerime çöktüğü anlar bir yana,onu şehvetle kucaklayıp çırılçıplak yatağa sermemi engelleyecek kuvvet yoktu. Sessiz sakin, uyumlu bir bayandı. hayattan yediği sillelerin acısını karşısındakinden cırtlak sesiyle çıkarmaya çalışan cadalozlardan değildi. Muhabbet ederdi, vakit geçirirdik, oynaşırdık, zevk alırdık... Onun yüz ifadesinde de aynı memnuniyeti seziyordum. Hatta işimizi hallettiğimiz birgün, uzun süre masanın başında oturup muhabbet ettiğimizde rahatsız olup olmadığımı sormuştu ve evi terketmesi gereken zamanı bildirmemi söylemişti.Bazı yalnız kişilerin sadece oturup sohbet etmek için bir bayana para ödeyebileceği bir ülkede yaşadığını unutmuştu sanırım. Ya da işimi bitirdikten sonra arzuladığım bayanı herhangi biri gibi gördüğümü sezmişti. Beni zevkten dörtköşe ettiği, en fazla memnun kaldığım zaman, arkadaşım Hakkı ile ortaklaşa davet ettiğim gece idi. Hakkı küçük süs köpeğini de beraberinde getirmişti. Biraz neşelenelim dedikten sonra ellerimizde bira torbalarıyla gecekondumuza geldik. Melis kapıda sıradan günlük kıyafetleriyle göründü. Hayat kadını havasını taşıyan giysilerle hiç görmemiştim onu. Ne memelerinin büyüklüğünü gösteren dekoltesi ne de bacaklarını ortaya seren mini eteği vardı. Biraz alkollüydü. Söylediğine göre de birtakım kafa yapıcı maddeler kullanmıştı. Çok da şiddetli etkisi olan maddeler olmamalıydı ki; üzerinde çakırkeyf ama kendinin ve davranışlarının farkında olan bir hal vardı. Arkadaşlarımızı ağırladığımız salondaki masanın başına oturttum. Melis: - Biraz alkollüyüm, kusura bakmayın. Hakkı: - Ne kusuru canım, bira ikram edeyim size, biz de ikişer tane içtik zaten. Melis: - Teşekkür ederim.Varsa hayır demem. Hakkı dolaba yöneldi. Hakkının köpeği Mayki, Melisin ayaklarının dibinde bitiverdi.Ufak tefek, çirkince bir köpekti. Bitişikteki küçük odada kemirdiği oyuncaklardan usanarak, yabancı sesi algıladığında misafiri görmeye geldi sanırım.Melis ayaklarını koklayan minik köpeği farkettiğinde coşkuyla kucağına aldı.Melis: - Kimin bu tatlı şey? - Benim, dedi önümüze biraları koyan Hakkı. Köpek hakkında birtakım sorular sorarken,koklayarak yüzünü gözünü içtenlikle öpüyordu.Kendi köpeklerinden bahsetti. O hafif sarhoş ağzıyla bireyler anlatırken, ben birazdan yatacağım kadını dikkatle inceliyordum.Tombul eliyle tuttuğu bira şişesini ağzına götürdü. Eli yüzü gayet düzgündü. İstediğim pozisyona girmekte zorlanırken, kendinden ettiği tek şikayet; fazla kilolu olmasıydı.Halbuki ben onun kilosuna aşıktım esas. Zapzayıf çelimsiz bir delikanlı olarak, bu güreşçi görünümlü bayanın sırtını yere getirip, onu iyi etmek bana içten içe daha fazla zevk veriyordu. Kaşları yay gibiydi.Yüzü yusyuvarlak, teni bembeyaz,saçları sarı, hafif göbekli...Bir altmış beş boyuna göre seksen kilo kişisel sağlığa göre fazla olsa da benim altımda yatmasını arzuladığım kadına göre idealdi.Kucağında köpekle eziyet edilen sokak köpeklerinden bahsederken; ben hem üzülüyor, hem de sandalyeye yayılmış kalçasının büyüklüğüne bakıyordum. Okşayacağım zamanın gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum.Hoşlanmadığım,garip bulduğum tek yeri kaşlarıydı. Göz kapaklarına çok yakındı. Kaşlarıyla o kadar oynamıştı ki birbirlerinden çok uzaklaşmış, şakaklarına giden tarafı çok inceltmişti. Yine de altıma yattığında dudaklarımın ilk gittiği yer iki kaşının ortasıydı. Dışarıdan bana kötü gözükmesine rağmen, cinsel organımın içine girdiği, altımda çığlık çığlığa bağıran kadını sahiplenme güdüsüyle her yerini -sevmediğim yerlerini bile- ayrı ayrı arzuluyordum.Melis; - Ee, artık geçelim mi? dedi. - Tabi siz geçin, dedim.Bizde ilk hangimizin geçeceğini kararlaştıralım. Hakkı ile baş başa kaldığımız da önce hangimizin odaya geçeceğini tartışmaya başladık. -İlk ben geçeceğim, dedim. Çünkü benim misafirim.Hakkı: -Niye ilk sen gidiyorsun? Yazı tura atalım, dedi.Yazı mı tura mı? Para yere düştüğünde, Hakkı bana nispet yaparcasına pis pis sırıtarak odaya doğru yöneldi. Bende üzerimdeki hüzünle birlikte biramı yudumluyordum.Malum odadan hafif tıpırtı sesleri geliyordu.Hazırlık yapıyor olmalılar. Bir dakika geçmedi arkadaşım üst kısmı çıplak elinde mayki ile yanıma geldi.Tut şunu yatağın üzerine çıktı, bize engel olacak, dedi. Tüylü çirkin şeyi yere koyup önüne yapay kemiklerinden attım. Odadan hafif hafif öpücük sesleri gelmeye başladı. Ahlama ohlama derken önce melis çırılçıplak kapıdan göründü.Hakkı uzattığı havluyla banyonun yerini gösteriyordu. Kız duş alırken Hakkı mest olmuş yüzüyle yaşadıklarını ballandıra ballandıra anlatmaya başladı. - Harika bi karı oğlum! Sarhoşluk öyle tatlı bir hale getirmiş ki... Delicesine seviştik.Pozisyondan pozisyona girdi.Deli gibi bağırıyor.Göbeğine boşaldım.Şimdi duştan çıksın da ben gireyim. Sen de işini görürsün o arada.Odaya girdim.Soyunmaya başladım. Melis çırılçıplak, saçları ıslak odada göründü.Onu kendi ellerimle yavaş yavaş soyarak bu hale getirmek isterdim.O da bu durumu yadırgamış olmalı ki;bir an göğüslerini kapatır gibi yapıp çekingen bir yüz ifadesiyle bana baktı. Çok fazla kadınla düşüp kalkmış biri olarak onu anlayabilirim.Hayat kadınını utanmaz ya da canı yanmadan bir günde sınırsız sayıda erkekle düşüp kalkabilir gözüyle bakanlar olur. Halbuki bir insan olarak o da utanabilir ve canı yanabilir. Belki de onlar da taşaklarını yaya yaya gözler önünden çekinmeden yatan bir erkeğin en büyük acılarını ve utançlarını ruhlarında taşıdıklarını bilmezler.Çırılçıplak uzanmış vaziyetteyken önce cinsel organıma saldırdı.Emdi. Klasik saksosunu çekerken, ben de onun saçlarını, yüzünü, kalın sırtını ve en sonunda uzanabildiğim yere kadar kocaman kalçalarını okşadım. Saksosunu bitirdikten sonra başını kaldırdı. - Nasıl başlamak istersin? - Üzerime gel, dedim. Kalın bacaklarını iki yanıma uzattı. Dimdik penisimin başını vajinasına soktu. Yavaş yavaş üzerimde oturup kalkmaya başladı.Vajinası bayağı ıslaktı.Gözleri kapalı yüzüme abandı. Dudaklarımızı birleştirdik. Oradan yanaklarına , boynuna memelerine geçtim.Memelerinin ikisini birden ellerimle kavrayıp sıra sıra emmeye başladım. Boşalacak gibi hissetmeye başladım ki; arkanı dön öyle devam et, diye emir verdim. Gülümseyerek: -Peki, ama hiç öyle yapmadım ki! dedi. - Olsun yavaş yavaş yaparsın, dedim. Koca götünü bana doğru döndürdü. - Ama çok kiloluyum; bu pozisyona rahatlıkla girebileceğimi zannetmiyorum! diye söylendi. Elleriyle penisimi vajinasına soktu. İki üç defa git gel yaptı ki; penisim yuvadan dışarı fırladı. - Tamam, dedim, yatma sırası sende. Misyoner pozisyonu, benim boşalma pozisyonumdu.Böylelikle; kar gibi beyaz, hamur gibi yumuşak göbeğinin sallanmasını seyredebilecektim.Aletimi yerleştirip koca göbeğini emmeye başladım.Bir yandan gidip geliyor, bir yandan göğüslerini emiyordum ki; kadının çığlıkları artmaya başladı. O kadar keyif almaya başladım ki; benden önce odaya geçip Melis'in bu kadar sulanmasına sebep olan Hakkı'ya minnet duymaya başladım. Ben gidip geldikçe kendinden geçmiş Melis'in çığlıkları artıyordu. Dudaklarımla ağzını kapattım.Iğlama sesleri, iniltiler tıkalı ağızdan belli belirsiz gelmeye devam ediyordu.Burnuna, gözlerini örten göz kapaklarına, kaşlarının ortasına teker teker dudaklarımla ziyaret ettim.Farelerin duyduğu kemirme ihtiyacı gibi; benimde içimde emme-soğurma- ihtiyacı belirmişti.Boynunu, yanaklarını, dudaklarını sırayla emerken; kollarımı altımdaki iri bedene sımsıkı sardım. Terleyen bedenini tüm hatlarıyla üzerimde hissediyordum.Daha da hızlanmaya başladım, hızlandıkça çığlıkları arttı. Ve koca göbeğine ılık ılık döllerimi akıttım.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
1.8M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
695.3K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.4M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
935.6K
bc

A Warrior's Second Chance

read
334.4K
bc

Not just, the Beta

read
334.7K
bc

The Broken Wolf

read
1.1M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook