İTİRAF

603 Words
O gece orta yaşlı bir kadın solist sahnede yer almıştı. Tüm masalar elleri havada türkülere eşlik ediyor, geceye coşkulu bir hava katıyordu. Naz da Hakkı'nın yanında yer almıştı.Kadehlerimizi havaya kaldırdık. Bu sırada kaçamak bakışlarla Cansu'yu takibi bırakmıyordum. Hakkı da kolunu Naz'ın omuzlarına atmış iğrenç espriler yapmaktan geri kalmıyordu. Hakkı; -Bak bu dünyada üç çeşit amcık var; kız a****ı, karı a****ı, ananın a****ı hahahaha... Naz kahkaha atarak: -İğrençsin ya... Hakkı: -Hasan yanına birini çağırmayacak mısın? -Cansu diğer masadan kalkınca onu yanıma oturtacağım. Hakkı: -Taktın sen de şu karıya! Etrafta o kadar çıtır kız var? Naz: -Bırak aşkım. Hoşlanmış belliki... Aşk bu! Hakkı: -Benim tanıdığım Hasan akıllı çocuktur, aşk nedir bilmez.Ama kadınlardan iyi anlar. Belli ki yatakta kendini mutlu edecek tecrübeli bir kadın peşinde beyefendi. Naz Hakkı'nın omzuna yumruk indirerek: -Sen de böyle şeylerin peşindesin demek pislik!Beni kullanıp atacaksın ha? Hakkı Naz'ın ensesinden tutarak: -Fazla konuşma be kadın! Diyerek kendine doğru çekti ve dudaklarına yumuldu.Dakikalarca öpüştüler. Derken Cansu masamıza çıkageldi. Cansu: -Oturabilir miyim? Hakkı: -Ne demek hanımefendi! Beyefendi o koltuğu sizin için rezerve etti.Gözleri yollarda kaldı çocuğun! O gülümseyerek bana elini uzatırken ben sessiz ve alıngan bir tavır takındım. Cansu: -Nasılsın canım? -İyiyim sen nasılsın. Ne içersin? Cansu: -Votka. Garsona işaret ettikten bir süre sonra Cansu'nun bardağı önüne sürüldü. Cansu: -Canın sıkkın gibi bi halin var canım! Ben: -Yok bir şey her zamanki halim. Cansu: -Gözlerin öyle demiyor halbuki! Ben: -Evet! Sıkkın... Bütün hafta gece gündüz hep seni düşündüm.Sana tutuldum galiba. Cansu alaycı bir gülümsemeyle: -Bunlar nasıl sözler canım. Daha gençsin. Aşk bazen insana böyle oyunlar oynar.Canını sıkma! Ben: -Gülme ben ciddiyim! Senin için her şeyi yaparım. Cansu: -Ya sonra ne olacak peki? Ben: -İstersen seninle evlenirim. Sana ve çocuklarına bakarım. Bu iğrenç işi yapmak zorunda kalmazsın. Cansu karşısındakinin tutarsızlığını anlamış bir yüz ifadesiyle: -Ya sonra; sen benim yaşımı biliyor musun? Susup uzaklara daldım. Bir süre sonra: -Telefon numaranı bana vermedin!dedim. Cansu: -Ne demek! Hadi yaz. Numarasını kaydettikten sonra arayıp masada duran telefonunu titreştirdim. Yanımdaki kadının boynuna sarılıp dudaklarını emmenin içimdeki ızdırabı bir an olsun dindirebileceğini düşündüm. Bir yandan konuşurken onun dudaklarının kıpırdayışını , güzel gözlerini, boynundan aşağı doğru inen askılı bluzunun dekoltesini,dar kıyafetinin üzerinde belirginleşen şirin göbeğini, kalın bacaklarının kıvrımını, topukları hafif nasır tutmuş tırnakları ojeli büyük ayaklarını süzüyordum.Bu kadını, bir tablo gibi odama taşıyıp güzelliğiyle, insani kusurlarıyla; kısacası her şeyiyle her gün görmek, her gün yeniden keşfetmek istiyordum.Biraz yanıma yanaşıp masanın altından elini sikime attığında vücudumu tekrar ele geçirmişti. O sırada önüme borç senedi koyma imkanı olsaydı tereddütsüz imzalardım. Erkeğini memnun etmesini bilen bu hünerli eller o kadar nazikçe işliyor ki; o sırada sikim girecek bir ama bile ihtiyaç duymuyordu. Cansu; -Canım daha çok gençsin! Ben ise olgun ve tecrübeliyim. Elimden sayısız yarrak geçti. Senin esas neyin peşinde olduğunun farkındayım. O yüzden bu aşk masallarını geç... Kendimden geçmiş vaziyette , hırsla dudaklarına yapıştım. Gözlerim kapalı, kulaklarımda mekanın gürültüsü kesilmiş sadece öpüşme seslerinin şapurtusu yükseliyor.Kadınım kollarımda, onun bedenine sahibim o da benimkine... Birleşmek, bir olmak için önümüzde ne engeller var! Ertesi gün yine evimde onu düşlüyordum ki telefonum titreşmesiyle kendime geldim. Arayan Cansu'ydu. Heyecanla telefonu açtım. Çatallaşmış olgun kadın sesi, mekanın müzik sesiyle birlikte halimi hatırımı soruyordu. -Bu gece gelmeyecek misiniz? Haydi Hakkı'yı da al gel. Naz da bekliyor. -Hakkı ile bir konuşayım dedim. Gerçi bu gece gelmeyi planlamıyorduk. Sizi özlemediğimiz için değil de para meselesi dolayısıyla, yanlış anlamayın. -Para sorun değil canım. Birer kadeh ısmarlarız. Hadi gelin! Konuşmamız gereken şeyler var. -Peki, diyerek telefonu kapadım. Hakkı'yı arayarak bize edilen davetten söz ettim. Dedi ki: -Ben niye çağırdıklarını biliyorum. Bu durumla yüzleşmekten çekindim. Ama el mahküm! Gidip bi meseleyi sonuca bağlamak gerekecek. -Ne meselesi oğlum? Neyden bahsediyorsun? Hakkı: -Birazdan öğrenirsin. Bir saate buluşuruz... -
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD