BÖLÜM 10 — Denize Atılan Şeyler
Ertesi sabah uyandığımda yüzümde aptal bir gülümseme vardı.
Uzun zamandır böyle hissetmemiştim.
Sanki içimde duran bütün gürültü bir geceliğine susmuştu.
Dün geceyi tekrar tekrar düşünüyordum.
Parktaki sessizliği.
Rüzgârı.
Ece’nin yüzüne düşen saçlarını.
Ve dudaklarını.
Yatağın kenarında otururken istemsizce kendi kendime güldüm.
“Geçmiş olsun Hasan,” dedim alçak sesle.
“Galiba harbiden âşık oldun.”
—
İşe giderken ilk defa yol kısa geldi.
İnsan sevince şehir bile farklı görünüyordu galiba.
AVM’ye girmeden önce küçük bir kuyumcunun önünde durdum.
Aslında planlı değildi.
Ama vitrinde ince, sade bir yüzük gördüm.
Abartısızdı.
Tam ona göreydi.
Dakikalarca baktım.
Sonra içeri girip satın aldım.
Kutuyu cebime koyduğum andan beri elim sürekli ona gidiyordu.
Sanki çocuk gibi heyecanlanıyordum.
Ne diyeceğimi bile düşünmeye başlamıştım.
Belki molada verirdim.
Belki çıkışta.
Belki yürürken.
—
Mağazaya girdiğimde keyfim o kadar yerindeydi ki herkes fark etti.
Berk daha beni görür görmez:
“Oğlum sen niye sırıtıyorsun lan?” dedi.
“Mutluyum.”
“Kesin bir şey olmuş.”
Melis hemen atladı:
“BEN DEMİŞTİM.”
Arda da kahkaha attı.
“Bu adam dün başka döndü eve.”
Ben sadece gülüyordum.
İçimde taşan şeyi saklayamıyordum.
Depoda koli taşırken bile keyifliydim.
Çalışanlardan biri:
“Hasan bugün prim mi aldı?” diye dalga geçti.
Ben:
“Hayat kısa kardeşim,” dedim.
Ama bütün o neşe…
Ece’yi görünce yavaş yavaş söndü.
Çünkü Ece bana bakmadı bile.
Sabah “günaydın” demedi.
Yanımdan geçerken yüzü dümdüzdü.
İlk başta utandığını düşündüm.
Sonra molaya kadar tek kelime etmemesi içimi huzursuz etmeye başladı.
Bir şeyler yanlış gibiydi.
—
Öğle arasında peşinden gittim.
Personel yemekhanesinin arka tarafında tek başına oturuyordu.
Karşısına geçtim.
Başını kaldırmadı.
“Ece.”
Sessizlik.
“Bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
“O zaman niye böylesin?”
Çatalı tabağa bıraktı.
Sonra sonunda gözlerini bana kaldırdı.
Ve içim daraldı.
Çünkü bakışlarında dün gecedeki yakınlıktan hiçbir şey kalmamıştı.
“Hasan,” dedi sakin ama uzak bir sesle.
“Dünkü olay bir hataydı.”
Bir anda konuşamadım.
“Ne?”
“Tekrarlanmayacak.”
Kalbim sanki yavaşladı.
“Ece saçmalama.”
“Saçmalamıyorum.”
Ben öne eğildim.
“Dün geceyi ikimiz de yaşadık.”
“Evet.”
“O zaman?”
Gözlerini kaçırdı.
“Ben hayatımda kimseyi istemiyorum.”
Bu cümle mideme yumruk gibi oturdu.
“Benlik bir durum değil bu.”
“Nasıl değil?”
“Çünkü istemiyorum Hasan.”
Sesi sert değildi.
Bu daha kötüydü.
Sanki kararını önceden vermiş gibiydi.
“Bir daha böyle bir şey olmayacak,” dedi.
“Ve bence aramıza mesafe koymamız lazım.”
Dakikalarca konuşmuşuz gibi hissediyordum ama masa hâlâ sessizdi.
Ben sadece ona bakıyordum.
“Gerçekten bunu mu istiyorsun?”
Başını salladı.
O an cebimdeki yüzüğü hissettim.
Bir anda elim buz gibi oldu.
Ece ayağa kalktı.
“İşe dönelim.”
Ve çekip gitti.
Ben masada kaldım.
Kımıldayamadım.
—
O günün geri kalanı bulanık geçti.
Kim ne dedi hatırlamıyorum.
Sadece içimde ağır bir boşluk vardı.
Eskiden mağazada ses eksik olmazdı.
Ben konuşurdum.
Şakalaşırdım.
Şimdi ise ağzımı açmıyordum.
Melis birkaç kere:
“İyi misin?” diye sordu.
“İyiyim.”
Ama değildim.
Berk bile durumu fark etmişti.
“Ne oldu oğlum?”
“Bir şey yok.”
Kimseye açıklama yapmadım.
Ece de yapmadı.
Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi çalıştı bütün gün.
Ve bu beni daha çok mahvediyordu.
—
Akşam çıkışı kimseyi beklemeden yürümeye başladım.
Şehir kalabalıktı ama bana çok uzak geliyordu.
Aklımda sürekli Ece vardı.
Yüzü.
Bakışları.
Parktaki hali.
Saçlarının rüzgârda savruluşu.
Dudakları.
Ve bugün bana yabancı gibi davranışı.
İnsan bazen bir gecede yükselip ertesi gün yere çakılabiliyormuş.
Farkında olmadan deniz kenarına kadar yürümüşüm.
Gece çökmüştü.
Deniz simsiyah görünüyordu.
Dalgaların sesi kıyıya vuruyordu.
Rüzgâr sertleşmişti.
Bir süre ellerim cebimde öylece durdum.
Sonra yüzük kutusunu çıkardım.
Açıp uzun uzun baktım.
Ne kadar saçma görünüyordu şimdi.
Daha dün umut dolu gelen şey şimdi içimi acıtıyordu.
O an anladım.
Ben gerçekten seviyordum onu.
Belki ilk defa.
Derin nefes aldım.
Sonra kolumu geriye çekip yüzüğü karanlık denize doğru fırlattım.
Küçük kutu havada kısa süre göründü.
Ve sessizce karanlığın içinde kayboldu