Sultan kadın oğlunun düğün gecesi olduğu için ahretliğim dediği aynı zamanda tek komşusu olan Hayriye kadının evinden çıkmış ,yokuş yukarı kendisinin evine doğru tırmanmaktaydı. Boyu kısa olup etine dolgun olduğundan haliyle birde yaşı epey olunca soluk soluğa kalmış derin derin nefes alarak ilerledi. Sabahın erken saatleri olduğu için hava da keskin bir ayaz vardı. Omzuna doladığı dışarlık yün şalıyla boğazını kapattı. İnsanın içine soğuk ağzından işler diyen eski toparlaklardandı. Dizleri büküle büküle tırmandı yokuşu. Soluğu derin aklında da biricik oğlunu nasıl böyle alelacele evlendirdiği vardı. Hiç inanası gelmiyordu Ömer'inin evlendiğine... Aklı almıyordu işte!. Kim ne edecekti ki oğlunu. Tamam yıllardır zanaatı ile uğraş ederek, kendisini kimseye muhtaç etmemiş

