17. Bölüm

1151 Words

Zaman hızla akıp gidiyordu. Ağustos’un yakıcı sıcağı geride kalmış, Adana Kasım’a varmıştı. Gündüzleri hâlâ güneşliydi ama kavurucu sıcakların yerini serin bir hava almıştı. Sabahları ince bir rüzgâr portakal bahçelerinin arasından geçiyor, dallarda ağırlaşan meyvelerin kokusu sokağa karışıyordu. Gökyüzü daha berrak, akşamüstleri daha turuncu görünüyordu. Şehir, yazın telaşından sıyrılıp yavaş yavaş kışa hazırlanıyordu. Zaman, insana aldırış etmeden kendi kendine akıp gidiyordu. Ardında ise, ayakları yere basmayan, kalbi, ince kanatlı bir kelebek gibi göğe değen genç bir kız bırakıyordu. Ahuzar. Yeşil gözlerinde ki parıltılar, dudaklarında solmayan bir gülüşle birleşiyor, ruhuna sığmayan heyecan, her bakışında dışarıya taşarak etrafına ışık saçıyordu. Dünya, ona dar geliyordu. Çünkü kalbi

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD