Burası benim odam mıydı gerçekten? Etrafıma bakındım. Çocukluğumu, gençliğimi geçirdiğim bu dört duvar şimdi bana yabancıydı. Sanki bir başkasına ait bir odadaydım. Elimi eski ahşap dolaba sürdüm. Eskimiş, çizik içindeki yüzeyi avucumun içinde hissettim. O zamanlar bu odayı ne kadar küçücük, ne kadar boğucu bulduğumu hatırladım. Şimdi bile nefes almakta zorlanıyordum. Gözlerim pencereye kaydı. Dışarıdan hafif bir rüzgâr sesi geliyordu ama içimdeki fırtınayı bastırmaya yetmiyordu. Burası benim evim değildi, hiçbir zaman olmamıştı. Sonra birden… Anılar üzerime çullandı. Babamın öfkeli sesi, o küçücük halimle köşeye sinişim, nefes almaktan bile korktuğum anlar. Üzerime gelen gölgeler, kapının önünde çaresizce bekleyişlerim… O an, duvarlar sanki hareket etti. Gözlerim doldu, boğazım düğüm

