Baran’ın nefesi dudaklarıma değiyordu dudaklarını geri çektiği sırada. O kısa öpücük birkaç saniye sürmüştü yalnızca gözlerimin içine bakarken. Parmakları belimde hafifçe sıkıldı, tenimin üzerindeki sıcaklığı hissedebiliyordum. Nefesini tuttum, gözlerimi kapattım. Sanki zaman durmuştu, sanki nefes alsam her şey kırılacak dağılacak gibiydi. Ama Baran bekliyordu. “Efsun…” dedi tekrar, bu sefer sesi daha kısık, daha kırılgandı. “Gitmeyeceksin değil mi?” Gitmeyecektim. Bunu ikimiz de biliyorduk. Ama yine de cevap veremedim. Çünkü kalmak tüm o duvarları yıkmak demekti. Ve ben, bu anın içinde ne kadar kaybolmak istesem de, yarın ne olacağını bilmiyordum. Baran yüzünü biraz daha yaklaştırdı. Artık sadece bir nefeslik mesafe vardı aramızda. Dudaklarının sıcaklığını hissediyordum ama dokunmuyor

