bc

Hayır Knight Bey! +18

book_age18+
57
FOLLOW
1K
READ
family
scary
like
intro-logo
Blurb

+18 Uyarısı! Ayrıntılı betimlemeler ve sizin ön gördüğünüz ahlak kurallarına aykırılık, yer yer küfür, hakaret, aşağılayıcı öge, şiddet(kadına değil) içerecektir.

Üç ay bir insanı sadece uzaktan bakarak tanımak için çok mu kısaydı?

Gülüşünü görmüştü, öfkesini, oburluğunu, kız arkadaşlarının yanındaki asilliğini, sevmediği birine bakarken kalkan sol kaşını, yalandan güldüğünde nasıl da çene kaslarını sıktığını, gözyaşlarını görmüştü. Evinin kapısının önünde hüngür hüngür ağladığını.. Sonra yanına gelen bir köpeğin başını okşayarak ona çantasındaki pet şişeden su içirmeye çalışırken kahkahalara boğulup da köpeği marketten aldığı sosisle ödüllendirdiğini..

Perşembe günleri modunun düşük olduğunu görmüştü, cuma günleri mutluluktan uçtuğunu, pazar günleri ise gün boyu neşeyle cıvıldadıktan sonra evine dönerken muhtemelen ertesi gün iş başı diye tüm civiltısının bir enkaz altında kalıp da huysuz bir kadına dönüştüğünü..

Giyim tarzındaki değişimleri, at kuyruğunun yüzünün muhteşem hatlarını ortaya çıkardığında çenesiyle boynunun birleştiği noktadaki minik siyah beni.. Deva'nın her stres olduğunda eliyle o beni yokladığını görmüştü...

Tüm bunlar yetmez miydi?

chap-preview
Free preview
Bölüm 1: Fuckbuddy'lik meselesi +18
Helin'e hayretle, "Kızım adamınki kol gibiydi diyorum. 4 gündür var ya işemeye gidemiyorum acıdan. Bu nedir amına koyayım ya. Nerede büyütmüş lan bu herif bunu. İki eğlenelim dedik hakikaten amımıza koydular yani." diye anlatıyor bir yandan da eliyle kasıklarını ovalıyordu. Sonunda odasında zırlamaktan sıkılmış da bir doktora gelmeye karar vermişti. Yok olmuyordu toparlanamıyordu bir türlü. Daha önce ne böyle kol gibi yarrak görmüş ne de yemişti. Şayet o şerefsiz evladı yüzünden kısır kalır da çocuğu olmazsa o kumarhane barını onun kafasına yıkar şeyine de bir güzel dava açar söke söke hakkını alırdı. Helin kıkırdayarak peşinden gelirken, "Abartma be kızım sende en çok ne kadar olabilir ki olsa olsa 10 cm bir şeydir sende iyi bir yarrak yedin ha." diye söyleniyordu.Çay yeşilini gözlerini kocaman açarak, "Bok 10. Efe'nin ki 10'du.Serçe parmağım kadardı. Herifinki elime sığmadı diyorum kızım. Bak şu uzun elime sığmadı resmen. Zenci falan da değil ya valla hayret ettim." diye homurdanarak arabasının uzaktan kumandasına dokundu. Aracın kilitlendiğinden emin olunca da arkadaşının koluna girip, "Aman ya çok ağrıyor. Yavaş yürü sen de sürtük. Adım atacak halim yok. Amımı götümü toplayamadım dal daşak gezdim evde de kaç gündür. Yarına kadar toparlanmam lazım lazer seansım geldi." dedi.Helin hala gülüyordu. "Tamam tamam zırlama." dedi alayla.Sonra, "Ne diyeceksin doktoruna peki?" diye sordu.Deva gayet rahat, "Sik yarası aldım derim ne diyeceğim. Doktorum beni bilmiyor sanki." dedi. Gerçi daha önce korunma yöntemleri hariç pek bu konuda doktora geldiği olmamıştı. Ama doğrusu genel anlamda çekingen bir kadın değildi. Hayatın akışı içinde olağan şeylerdi bunlar. Adamın koca yarrağının onu darmadağın ettiği gerçeği hariç.Helin, "Ay alemsin saçmalama." dedi yüzü kızararak.Deva arkadaşının kolunda adeta doğum sancısı çeken kadınlar gibi inledi. "Of ya vallahi of. Azıcık içince sapıtıyorum ben de. Yoksa insan o kol gibi yarrağı yer mi, görünce kirk metre öteye kaçar benimki de iş. Narin amım kan ağlıyor." dedi. Sonra nazla kıza, "Acaba beni tekerlekli sandalyeyle falan mı taşısan Helin?Allah belamı versin ki adım atamıyorum sancılar giriyor." dedi.Helin, "Yok amına koyayım sedyeyle götürelim. Bakire edebiyatı yapma bana kızım. Her gün yediğin nane Allah Allah. Baba bir sik bulmuşsun yemişin olay bu tamam abartma. Doktor yazar bir tahriş kremi alır gideriz. Yarına başka yarrak yiyince acı macı kalmaz kapiş.." dedi. Deva ondan emin değildi. Arkadaşına gözlerini devirmekle yetindi. Bir süre tanımadığı adamlarla yatmayacaktı. Herif nasıl becerdiyse elden ayaktan kesmişti onu. Sara nöbetleri geçirir gibi yatağında inleyip duruyordu 3 gündür. Allah'ın ayısı! Dağıttığı gecelere tövbe sebebi mi olacaku ne.. Helin'le danışmaya yanaşıp oradaki görevli kıza, "Doktor Semira Alçin'le randevumuz vardı." dedi.Kız gülümsedi. "Bir kimlik alabilir miyim?" diye sordu.Deva, ""Tabii." dedi. Boynuna astığı çantadan cüzdanını çıkarıp cüzdanında kısa bir aramanın ardından kimliğini çıkarıp aradaki cam panelden görevli kıza uzattı. Kız kimliği aldı bir panelin ardında bir şeylerle uğraştı uğraştı sonunda durdu. "Evet işte buldum sizi. Semira Hanım'ın odası 2. katta asansörden taraftaki ilk oda. Geçmiş olsun." deyip kimliğini uzattı. Deva, "Teşekkürler." deyip aldı kimliğini. Cüzdanına koymaya erinerek çantasına sokuşturuverdi. Eşofman, sweatshirt giymişti ve bu salaş haliyle kendini bok gibi hissediyordu. İncecik beli acıyla bükülüydü o it yüzünden. Insan kalıbından utanmaz mıydı yahu, tazecik amını hiç acımadan sikip bırakmıştı şerefsiz evladı. İyi de sikti ama dedi iç sesi. İç sesine öfkeyle kes bir sen, diye mırıldandı. Hep onun azmanlığı yüzünden başına gelmeyen kalmamıştı. Helin asansörün önünde durdu. Asansörü çağır butonuna basıp kıza, "Adı neydi hatırlıyor musun bari?" diye sordu. Deva'nın aklı allak bullaktı. Düşündü aradı beynini ama beyni anında sonuç bulunamadı bilirimi verdi. "Ay ne bileyim ya hatırlamıyorum ki çakırkeyiftim ben. Ama yakışıklıydı tam bir erkek yani. Kasları biçim biçim. Spor salonları çok ekmeğini yemiştir ayının. Uzundu da zebellak gibi." diye homurdandı. Helin yine güldü. "Adını bilmiyorsun ama herifi ezberine kazımışsın sen de az değilsin." dedi. Deva'da güldü bu kez. "İlk kez böyle bir adam gördüm de ondan. Türkiye'nin boy ortalamasından mı benim talihsizliğimden mi nedir hep 1.78 erkeklerle muhatap olup duruyordum. Adamı görsen gökdelen gibi ister istemez kaldı aklımda." dedi. Helin kaş göz yaptı. Asansörün kapıları açıldığında da, "Sen " diye bu koca sikliye aşık olmayasın kız.. boyu da boyuna ha.. ciyaklayıp Deva'yı sinir etti. aradaki cam panelden görevli kıza uzattı. Kız kimliği aldı bir panelin ardında bir şeylerle uğraştı uğraştı sonunda durdu. "Evet işte buldum sizi. Semira Hanım'ın odası 2. katta asansörden taraftaki ilk oda. Geçmiş olsun." deyip kimliğini uzattı. Deva, "Teşekkürler." deyip aldı kimliğini. Cüzdanına koymaya erinerek çantasına sokuşturuverdi. Eşofman, sweatshirt giymişti ve bu salaş haliyle kendini bok gibi sikip bırakmıştı şerefsiz evladı. kıza, "Adı neydi hatırlıyor musun bari?" diye sordu. Deva'nın aklı allak bullaktı. Düşündü aradı beynini ama beyni kazımışsın sen de az değilsin." dedi. Deva'da güldü bu kez. "İlk kez böyle bir adam gördüm de ondan. hissediyordu. İncecik beli acıyla bükülüydü o it yüzünden. İnsan kalıbından utanmaz mıydı yahu, tazecik amını hiç acımadan İyi de sikti ama dedi iç sesi. İç sesine öfkeyle kes bir sen, diye mırıldandı. Hep onun azmanlığı yüzünden başına gelmeyen kalmamıştı. Helin asansörün önünde durdu. Asansörü çağır butonuna basıp anında sonuç bulunamadı bilirimi verdi. "Ay ne bileyim ya hatırlamıyorum ki çakırkeyiftim ben. Ama yakışıklıydı tam bir erkek yani. Kasları biçim biçim. Spor salonları çok ekmeğini yemiştir ayının. Uzundu da zebellak gibi." diye homurdandı. Helin yine güldü. "Adını bilmiyorsun ama herifi ezberine Türkiye'nin boy ortalamasından mı benim talihsizliğimden mi nedir hep 1.78 erkeklerle muhatap olup duruyordum. Adamı görsen gökdelen gibi ister istemez kaldı aklımda." dedi. Helin kaş göz yaptı. Asansörün kapıları açıldığında da, "Sen bu koca sikliye aşık olmayasın kız.. boyu da boyuna ha.." diye ciyaklayıp Deva'yı sinir etti. Deva'nın cevabı hazırdı. "Ay yok kızım tövbeler tövbesi ya. Tamam büyük sik iyidir de o kadarı da fazla bize gelmez. Amimi yolda bulmadım ben. Bir de her gün yediğini düşünsene idrar torbası falan kalmaz götten işemeye başlarsın o derece. Orospu siksin o, bana ne benim amım kıymetli." Helin kahkaha atmaya başladı. Gülüşleri arasında, "Ay Deva perdenin arkasına alıp muayene etmişti. Geri döndüğünde Helin ama.. biraz." deyip bir kağıda bir şeyler karalamaya başladı. Once eczaneye uğradılar sonra Deva, Helin'i ana yoldaki aracına dek bıraktı. El salladı. Kız u dönüşü yapacağı alana yanaşırken Deva yeşili bekledi. çikolata dükkanından annesinin sevdiği çikolatalardan aldı. Ama dayanamadı yarı yolda paketi açıp ağzına bir tane atmıştı Annesi kremi görünce bir güzel azar çekti. "Dikkat et yavrum alemsin." diyebildi. Doktorla selamlaşma faslı kısa sürmüş kadın onu direkt oturmuş onu bekliyordu. Doktoru, "Biraz hızlı bir gece geçirmişsin Devacığım." dedi. Deva eşofmanı düzeltip koltuğa oturunca. Deva o hızlı gecenin üzerinden 3 gece 1 gün geçtiğini umuyordu Kadın, "Sana bir krem yazıyorum geçecek. Kanaman da olmuş olmalı biraz hırpalanmış çiçeğin. Gençsin dikkat et güzelim Reçete elinde dışarıya çıktığında Helin artık inanmıştı anlattıklarına. Kıza, "Bir kahve pasta yapalım derdim ama sen dinlen istersen akşama haberleşiriz daha iyi olursan çıkarız olmazsan sende takılırız." dedi. Deva başını sallayıp, "Tamam şunu alalım eczaneden de ayrılalım sonra haberleşiriz." dedi. İyi bir anne gıybetinin iyi gelmeyeceği yara yoktu. Şehir içinde durdu. Ağrıdan döküldüğü halde her zamanki bile. Çikolata ağzında erirken gaza bastı. Ayıydı falan ama aklında kalmıştı. Yakışıklı adamdı. Kim bilir kaç yaşında diye düşündü. Aman ona neydi canım. Doktora gideceğini annesine söylemediğini unutup eve elinde eczane poşetiyle girince dumur olmuştu. Aslında bir süredir ailesinden bağımsız yaşadığı kendi dairesine geçecekti lakin anne sevgisine ihtiyaç duyup gelmişti. şimdiki gençler de bir tuhaf. İyi bir eve çıktın Deva her gün eğlence olmaz sonra böyle kremlere kalırsın işte. Nasıl oldu bu iş? Korundun değil mi?" diye sordu ardı ardına. Deva püfleyerek, "Of anne.." diye geçiştirdi. Ama annesi peşini bırakmadı tabi. "Ne dedi doktor, kanaman mi oldu yoksa. Yavrum sen neden tanımadığın insanlarla takılıyorsun? Ya başına bir şey gelse. Sevmeden olur muymuş o iş.. Bizim zamanımızda..." dediği an Deva ayaklanıp, "Tamam anne sizin zamanınız kalmadı artık. Sarhoştum takılmışım işte bir daha olmaz." deyip sıvışmayı denedi. Annesi bu sefer de, "Dozunda iç şu mereti senin miden hassastır annem. Güzel kızım benim. Kal bu gece burada sen, ben iyi ederim yavrumu. Gel bakayım buraya kaçma." diye homurdanmıştı. Mahcup yaklaştı annesine koltukta. Kadın onu sımsıkı sarıp zorla yatırdı kucağına. Saçlarını okşayarak, "Aç mısın annem, sevdiğin çorbadan yaptım içime doğmuş geleceğin." dedi. Deva bir parça rahatlamıştı sanki. Annesine minnetle, "Seni seviyorum anne, babama söz verme bu gece, benimle uyu eski günlerdeki gibi." dedi. Annesi kızararak, "Eşek seni, sus konuşma ayıp ayıp. Büyümüş de annesine laf edermiş. Yavrum benim." dedi. Bebek gibi sevdi yüzünü. Deva'da şımarıp, "Ya anne!" diye ciyakladı. Kadın sonunda bıraktı öpmeyi. "Tamam doydum kızıma oh. Baban gelir birazdan. Hadi anneciğim çık odana da bir an önce sür kremini. Üzerini de değiş birlikte yemek yiyelim." dedi. Deva başıyla onayladı yanakları annesinin rujuna bulaşmış halde piti piti odasına çıktı. Esneyerek soyundu. Koca sikin altında yorgun düşmüş amına baktı aynada. Aslında görünüşte bir şey yoktu olan içine olmuştu. Adamın amında gezen ellerini hatırladı. Gözlerini yumdu. Parmakları da kalındı. Orta parmağını bastıra bastıra nasıl inletmişti onu. Başını iki yana sallayıp kızdı kendine. "Deva delirme." dedi. Kremi poşetten kapıp banyoya girdi. Kapısını kilitledi. Önce kendini duşun altına attı. Güzel bir duş sonrası kurulandı. Kremini sürüp üzerine rahat bir pijama takımı seçti. Saçlarını kuruturken telefonu titredi. Yazan Helin'di. 'Gelecek misin?" yazmıştı. Ailesiyle vakit geçirmek istiyordu. Kıza, 'Pek havamda değilim kızım ya. Annemlere geldim aile saati falan siz gidin.' yazıp gönderdi. Karşılığında 'sen bilirsin koca sikli enişteyle buluşma da ne yaparsan yap.' cevabını aldı. Sırıttı. Adama taktığı lakap komik gelmişti. Hem o istese de o adam onunla takılmazdı ki herif her gece başka kızı elden geçiriyordu besbelli tam da öyle bir tipti. Annesinin sesini duyunca kesti sırıtmayı. "Geldiim." diye bağırdı aşağı. Saçlarını kaldığı yerden kurutmaya devam edip işi bitince arkasına attı. Panduflarını ayağına geçirip sabahlığını omuzlarına aldı. Yavaş yavaş indi merdivenleri. Babası onu görünce ayaklanmış, "Yerfistığım." diye kollarını açmıştı bile. Koşarak küçük bir kız çocuğu gibi atıldı babasının kollarına. Abisi alayla, "Ben üvey evladım herhalde." diye takılırken annesi de oğluna sarılmıştı. "Kıskanma acı biber ikinizin yeri aynı." diye de herkesi güldürmüştü. Seviyordu bu evi. Burada öyle mutluydu ki annesini çok kıskanıyordu. Harika bir ailesi vardı. Onun da mutlu bir evi civil civil bir ailesi olacak mıydı bir gün.. Sanmıyordu. Yemekten sonra ailecek film izlerken sinema odasında uyuyakalmışlardı. Deva ağzı açık uyurken o adamı görmüştü rüyasında. Adam üzerine yürüyüp elini eteğine daldırıyor kalın parmaklarıyla deliğine eziyetler çektiriyordu. "Ah.." "Yapma acıyor...oha çok büyükmüş yok ben bunu alamam." diye sayıklarken birden uyandı. İçinden bir şeyler koptuğunu hissediyordu. Sağında annesi solunda arkası dönük babası vardı. Abisi ise diğer koltukta evin ağası gibi kurulmuş horulduyordu. Yavaşça sıyrıldı aralarından. Açık plazmayı kapattı. Üzerlerini örttü. Şaşkın şaşkın gördüğü rüyayı düşünerek odasına tırmandı. Ellerini çekimserce vajinasına attığında karşılaştığı şey yoğun bir ıslaklıktı. Çok utandı. Kimdi bu adam, neden aklında bu denli yer etmişti? Üstelik olanlar olurken ayık bile değildi. Kahretsin! Ertesi Gün, 1.90 boyunda oldukça iri bir vücuda sahip kumral tenli, keskin yüz hatlarıyla yaşından çok daha olgun görünen dik bakışlı adam, sabahın köründe kalkıp da halletmek zorunda olduğu işlerin evrak prosedürleriyle uğraşmaktan oldukça sıkılmış haldeydi. İstanbul'un gördüğü en gözü kara, en korkutucu mafya liderlerinden biriydi. Sevgi kavramından uzak büyüdüğü için katı, sert, kaba bir adamdı. Kibarlıktan haz etmiyor nezaketi sevmiyordu. Dahası onun hayatında nazik olmak zorunda kaldığı kimse yoktu. Anne ve babası aynı bokun laciverti skalasında renk almış seçkin ailelerin çocuklarıydı. Annesi babasıyla evlendiği için reddedilmişti gerçi. Babasıysa onu bu işlere bulaştırmaktan onur duyan onursuz bir adamdı. Onun aksine. 29 yaşından gün alacaktı bu gece. Annesinin ısrarlı aramalarına israrla yanıt vermiyor artık ondan yalnızca huzur istiyordu. Kutlamalardan hoşlanmazdı. En azından annesinin ona evlenmesi için kız bulduğu saçmalıktan ibaret kutlamalar hiç de ona hitap etmiyordu. Aynı zamanda köklü bir iş adamı kimliğine sahip olduğundan annesi miras bölünecek dive aklını kaybetmek üzereydi.Zira kadının aklı çıkıyordu birine aşık olup da varisliğini o kadından olacak çocuklara adaması ihtimalinden. Neyse ki velet yapmak hiçte ona göre değildi. O kelimenin tam anlamıyla eğlence adamıydı. "Kuzey Bey.." Çatık kaşlarından neredeyse görünmeyen yeşil gözlerini açılan kapıya dikti. "Sana gir dedim mi lan! Çık dışarı!" diye kükredi. Bugün diğer günlerde olduğundan birkaç kat daha öfkeliydi. Aptal herifler yüzünden baskın yediği yetmediği gibi polis dostları tarafından emniyet davet edilmişti. Eski erbabını görüp de o alışkın olduğu temponun içinde şüpheli gibi adımlamak, bir zamanlar rütbeli bir emniyet amiriyken suçluları karşısında tir tir titrettiği sorgu odalarından birinde bu kez titremesi beklenen adam olmak istemiyordu. Kapıdaki adam çekinerek, "Kuzey Bey önemli olmasa..." diye kem küm kendini ifade etmeye çalışırken adama eliyle kapıyı kapatmasını işaret etti. Şu anda bundan daha önemli bir işi yoktu. Adam konuşmakta israrcı çıkıp da, "Ama Kuzey Bey..bu gerçekten.." dediği anda belinden çıkardığı silahla onu olmayan huzurundan eden herifi alnının çatından vurdu. Ona gitmesini söylerken şaka yapmıyordu değil mi? Sonra bakışlarını tavana dikti ve kendi kendine, "Aptal orospu çocukları, kim bilir yine ne bok yediler.." diye homurdanarak kapının önünde yığılan adamı görmezden gelerek iri parmağıyla önündeki dosyanın bir sonraki sayfasını çevirdi. ve rahatsız ediciydi. Kalitesiz bir herifin kalitesiz kanı, diye düşünerek yüzünü buruşturdu. 1.90'lık iri cüssesiyle ayağa dikildi. "Ejder senin ecdadını.." diye söylenerek adamın üzerinden atlayarak geçti. O sırada başka birinin daha yerde olduğunu gördü. Çok sık kullanmadığı ofisinin kapı önündeki göstermelik danışmanı yerde kanlar içinde yatıyordu. Korkusuzca silahuna davranıp öfkeyle ona ait bir mekana girme çok da bir önemleri olmasa da çalışanlarının canına kast etme cesareti gösteren şahsı bulmak umuduyla merdivenlerden indi. dimdik yürürken kamyonetin kasasının demir kapağı gıcırtıyla itildi. İçeriden kıvırcık saçlı, kır sakallı bir adam indi. Bu hiç hoşuna gitmemişti. Adam ondan kısa fakat iri bir adamdı. Bir işte uzun süre çalıştıktan sonra o işe ait başına gelecek belaların kurdu getirdin?" diye sordu soğukkanlılığını koruyarak. En fazla ne Ama adam da ona aynı sukunetle hatta daha da ileriye gidip gülümseyerek, "Atla.. seni sahibime götürmeye geldim Kuzey Alkan." dedi. tatlı şey, annem yabancıların kamyonetine binme dedi." diye alay etti. Adam bunun üzerine tabancasını kaldırıp Kuzey'in gözlerine bakmaya tereddüt ederek bakışlarını iri adamın kalıplı göğsünde sabitledi. Ağız içinde, "Bu bir rica değildi Kuzey Alkan. Atla!" dedi yine homurdanarak. veriyorsun ben de korkudan altıma işeyerek senin külüstüre Sonra sert çehresi adama döndü. "Git efendine selamımı söyle. Yiyorsa çıksın karşıma derdini yüzüme okusun. Ama sanmam, nerede onda o göt.. O ancak senin gibi iki kuruşluk adamları Bu durumda iki ihtimal vardı. Ya köpek onu arkasından vurup biletini keserdi ya da her kimin köpeğiyse çekinerek geri gider efendisini olanlardan haberdar ederek bundan çok daha büyük bir çekişmenin başlamasına sebep olurdu. Daha önce de dediği gibi uzun bir süre bir işte barinan herkes o işinin belalarının kurdu kesilirdi. O da bu işlerin kurduydu. Ardındaki köpek onu vurmayacakn. Vuramayacaktı. Çünkü o dönüp o köpeğin anasına avradına da sövse emri onu öldürmek olarak verilmemişti ve köpekler şüphesiz yeraltı dünyasında birer posta güvercini görevi görür muhatabına kafasına göre tek bir kurşun dahi sıkamazdı. Öyle ya onlar silahlarındaki mermi sayısından bile hesaba çekilen adamlardı. Zira dökülecek her bir kan o kanın aile ve destekleyenleri tarafından büyük bir dava haline getirilebilirdi. Yeraltı ilginç bir kurulumdu. Kuzey'e göre pek de matah bir şey değildi. O kolay kolay küçük adamlarla uğraşmaya gerek görmezdi. Destekleyenleri babasınınkilerden ayrı seçkin kimselerdi. Sadece büyük işler yapar, büyük kanlar döker ugruna savaşılacak davalara cephe olmayı yeglerlerdi. Düşündüğü gibi oldu. Az sonra kamyonetin kükreyişini duydu. Bu ihtimale kıçıyla bile gülmezdi. sokuşturdu. "Korkak it." diye konuştu ardından. Yeni yetme mafyaları herhalde bu tür mafyacılık oyunlarıyla Kolunun altındaki dosyayla birlikte cenaze evine dönmüş mekandan elini kolunu sallayarak çıktı, aracına atladı. Sonra da sırf racona uysun diye sağ koluna saldırının muhataplarını bulup kellelerini cenaze evinde sergilemesini huzuruna da gülümseyişini anımsadı. Ama ne yazık ki bu sükuneti kısa sürdü. Kan kokusu keskin O anda dank etti kafasına. Tuzak! Orada olması gereken herkes nöber alanında göğsünden birer kurşunla vurulmuş halde birbirine sirt sırta verilmiş halde bırakılmıştı. Saat akşam 5 suları olduğu halde bu sürpriz ziyaret onu İşlerinden alıkoyma önemi kazanmıştı. Orada bir kamyonet gördü. Kırmızı kasalı iricene bir kamyonetti. Kamyonete doğru olurdun. İşte bela şu anda tam karşısında duruyordu. Durdu. Adama, "Kimin köpeğisin, bana kimin selamini yapabilirdi ki vurur muydu, öldürür müydü, hadi ya.. Buradaydı yapsaydı o halde." Kuzey kalın sesiyle gevrek gevrek gülerek adamla "Üzgünüm" Kuzey gülümsemeye son vermeden silahsız eliyle adama orta parmak çekti. "Hadi ya, emir miydi tatlı şey..Bana emir atlıyorum ha.. Valla iyi senaryo.. Yazsana sen bunu." dedi "kapıma gönderir bana racon keser." deyip arkasına döndü. Gülümsedi. Bu kadar kolay yem olacağını hangi alt tabakanın iti düşündü merak etmişti. Ne yani onu korumak için kapıda dikilen adamları dünyadaki ömürlerini tüketti diye itin itine teslim olacak bir adam oldugunu mu zannetmişlerdi.. Yine de bu durum fazlasıyla mide bulandırıcıydı. Telefonunu çıkarıp sağ kolunu aradı. Kamyonet arkasına bile bakmadan küçük konaklama alanından toz olurken silahını beline ortamda ün salabileceğini düşünen hakikaten de sakalı terlememiş ergenlerden seçiliyordu. Ne sanıyorlardı bu işi. mekanlardan haraç alıp ülkeye yasaklı yollardan porno cd sokmak mı.. Hiç O anda sinir bozukluğuyla gülerek binaya geri döndü. Açık dosyaları özensizce toparladı. Içlerinden önemli olanı koltuğunun altına alıp diğerlerini umursamazca çelik kasaya kapattı. Bu kişisel alana alenen bir saldırı ve her kim tarafından yaptırıldı ise ona saygısızlıktı. Bedelini ödetmek zorundaydı. Yeraltının sevmediği yanlarından biri de buydu. Halbuki elini ergen pantolonuna atıp da oradaki ufaklığı okşayarak tatmin etmeye ne lüzum vardı?sadece çete liderini çıkarmasını emretti. Telefonu kapattığında huzuru kaçmaya yakındı. Gözlerini yumdu. Gaza basmadan birkaç dakika evvel 4 gece önceki kızın O en kudretli adamı bile temelinden sarsacak şımarık gülüş... Gözlerini açıp kızın gülen dudaklarını göz kapaklarından uzaklaştırdı. Küçük hanım bugün yarın nasılsa onu aramaya başlayacaktı değil mi.. -------- 00.00 Kara Yuvası Kalçalarını saran deri eteğinin üzerine göğüslerini mengene gibi sıkan deri büstiyeri ile motorcu ceketi giymiş havalı kumral kız ayağındaki postalları yere vurarak kapıdaki dağ gibi iki adama gülümsedi. Dudaklarına sürdüğü kırmızı ruj ona seksi bir kan emici vibei veriyordu. Lakin kız tekti ve geldiği yer onu az da olsa ürkütüyordu. Bozuntuya vermeden, "Ee beyler bu gece partilemeye sınır mı var?" dedi kuşku içinde. Adamlar onu aç bakışlarla süzerek aralarında fısıldaştı. Sonra da içlerinden biri alaycı tavırlarla, "Bugün kapalıyız güzelim hadi yoluna." dedi. Anlamsızca baktı adamlara. Sonra, "Ha anladım anladım tamam siz inanmadınız." diye çantasını karıştırmaya başladı. Çantadan kimliğini çıkardı adamın göz hizasına tutup özgüvenle, "Yani eh biliyorum daha genç görünsem de yetişkinim. Şimdi girebilir miyim?" dedi. Bu kez adamlar açık açık güldü. Az öncekinin yanındaki genç dedi iç sesi. Onu dinlemedi tabii. Adamların üzerine yürüdü. "Ne demek kapalıyız ya çocuk mu kandırıyorsunuz siz, şüpheli hareketleriniz var. Ne yapıyorsunuz içeride yoksa fuhuş mu.." dedi gözlerindeki uyanık.Işıltıyla saçlarını savurarak. çocuklardan biri, "Hanımefendi bu gece kapalıyız dedik sarhoş musunuz nesiniz arıza çıkarmayın da gidin." dedi kaba sesiyle. Kaşlarını çattı parasıyla değil miydi ya birkaç kadeh içip kalkardı Allah Allah. Hi kesin koca sikliyi görmek için gelmedin, Sonra sonunu düşünmeden deli cesaretiyle, "Ben avukatım. Görürsünüz siz. Şimdi gidiyorum ama geri geleceğim." dedi Bir arkadaşa bakıp çıkacaktı yani ne vardı içeri alsalardı. Şerefsizler.. Hevesi kursağında kalmıştı. Ama az sonra kollarına giren iki kalın kolla donakaldı. "Ay!" diye ciyakladı. Kollarına girenlerin o adamlardan ikisi olduğunu anlayınca da çığlığı bastı. "Bırakın be! İmdat! Bırakın ne yaptığınızı zannediyorsunuz..." çam yarması.. Al al.." O anda aklına geldi çantası. "Dur..bekle.. Maço piçleri.. Ne Ama sol kolundaki adam pis nefesini yüzüne üfleyerek, "Sen kendini ne zannediyorsan o ukala karı.." dedi. "Karı anandır senin, beni ananla karıştırma piç kurusu.. Dağ başı mı lan bura!" diye çığırdı. Postallarının demir burnunu adamın bacak arasına indiriverdi iki kol arasında zorla tutulurken. Adam acıyla, "Sürtük!" diye bağırarak kolunu bırakınca da diğer adamın kafasına çantasıyla vurmaya başladı. "Magandalar. Siz kimsiniz de bana racon kesiyorsunuz.. Angut herifler! Al sana var bir arkadaşa bakıp çıksam.. Tutuyor bir de. Sen bana dokunmadan o kirli ellerini yıkayacaksın bir kere it!" diye söylenerek çantasından çıkardığı biber gazını şeyinin acısıyla üzerine yürüyen herifin suratına sıktı. Sonra diğerine.. Ama arkadaşlarının halini görüp de kapıdaki diğer adamların da ona doğru geldiğini görünce hemen topukla kızım hemen, magandaya gaz maz işlemez dedi iç sesi. Doğru diyordu. Hakikaten işlemiyordu. Elindeki şişeyi attığı gibi koşmaya başladı. Motoru yakınlardaydı. Bir ulaşabilse hemen kaçardı. Ama onun on adımı adamların tek adımına bedeldi. Ve it oğlu itler narin bedenini it gibi kovalıyordu. 'Anneee sıçtık anneee' diye bağırarak kaçma isteğini içinde güçlükle bastırmıştı ki kalın tok bir sesin, "Ne oluyor burada bu kapı neden boş!" diye kükrediğini duydu. Ses o anda bir yerlerden tanıdık gelse de çıkaramamıştı. Dahası peşindeki adamlar da o da donakalmıştı. Sesin sahibi meydana çıktığında adamlar çil yavrusu gibi dağılıp hazır ola geçti. Deva hala aynı noktadaydı. Tek fark başını kaldırıp karşısındaki dev adama bakmıştı. Adam öfkeliydi. Yeşil gözleri gecenin içinde ateş gibi parlıyordu. 4 gün önce yediği nanenin sahibi! Eli ayağı titredi. Adam onu görünce şaşırmış yüzündeki öfke dağılmasa da öfkeye şaşkınlık eklenmişti. "Sen.." dedi. __________ Kitap hakkında sorusu olan sorabilir. Her türlü eleştiriye açık gelişmeye açık bir acemi yazarım. Beni eleştirin, yerin ama altındaki sebebinizden emin olun Kitabı bana aşırı sevdirip kısa zamanda çok bölüm almak sizin elinizde her yazar emin olun tepkilerle kitabını eker biçer ve önünüze sunar ben de dış etkenlerden fazlasıyla etkilenen bir yazarım kitabı sevin ki bana da sevdirin ve bölüm atmak benim için rutin olsun. Sınır bir timsaldir ben kitabımın okur gözünde ne ifade ettiğini merak ediyorum yoksa burada ne diye sayfalarca yazayım ki

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.3K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
26.6K
bc

İNFAZ

read
4.8K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
33.3K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.1K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.4K
bc

YIKIK MESKEN

read
3.3K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook