Evleneceğiz

1542 Words
Herkes dışarıda kahvaltı yaparken odamdan çıktım. Birkaç saat uyuyabilmiştim. Başım ağrıyordu. Ağrı kesici almak iyi olacaktı. Pijamalarımla odadan çıkarken saçımı dağınık bir şekilde topuz yaparak önce yüzümü yıkadım, ardından ayaklarımı sürüye sürüye ikinci kattaki balkona yöneldim. Beni ilk gören halam oldu. "Xezal, kızım uyandın mı?" Halam ayaklanarak bana doğru geldiğinde bütün gözler bana çevrildi. "Uyuyamadım." Diyerek cevapladım halamı. "Naıl oldun Xezal?" Dedem masanın başına oturmuştu. Babamın bakışları üzerimde gezindi. İyi olduğuma emin olmak istercesine dikkatle beni inceliyordu. Halam, kolumu okşayıp yanağımı sevdi. Sert bakışları günler sonra ilk kez kırılmıştı. Korkmuş görünüyordu. "Kötüyüm. Dün akşam ölmek üzereydim. Başım ağryor ve bu da yetmezmiş gibi kafamda kocaman dört dikiş atıldı." Diye konuşarak Baran'ın yanına oturdum. Halam masaya geçip oturduğunda Sevda çayımı doldurup aşağı indi. "Biraz dinlen kızım." Babama baktım. "Dinlendim." Demekle yetindim. "Dün gece olanlar için bugün Zınar ağanın konağına gideceğiz." Diyen dedemin sesiyle ona döndüm. "Olu baba." Babam gözlerini kaçırarak önüne döndü. Dünden beri içine kapanmıştı. Tuhaf davranıyordu babam. "Dün gece konuştuklarımızı düşündün mü Xezal?" Dedem bu sefer bana döndü. "Ne konuştunuz?" Baran araya girdi. Öfkeliydi. En başından beri bu evliliği istemiyordu. Bunu açık açık dile getirmekten de asla çekinmiyordu. "Yine ne konuştunuz hı baba? Xezal'ı neye karşılık bu evliliğe ikna ettiniz?" Baran'a baktım. Öfkesi dolup taşmıştı. "Yıllardır saçma sapan şeyler yüzünden sürekli zarara uğruyoruz farkında mısın baba?" Baran öfkeyle babama döndü. "Sizin hatalarınızın bedelini sürekli sürekli ödemekten bıktık! Yıllardır senin hatanın bedelini ödediğimiz yetmedi mi! Kardeşimi buna alet etmeyeceğim. Anladınız mı? Onu bugün İstanbul'a göndreceğim ve bir daha da bu saçma sapan oyunlara alet etmenize izin vermeyeceğim!" "Baran!" Dedem elini sertçe masaya vurduğunda bir an irkildim. Dicle korkuyla irkilirken Fırat ve Şiyar olduğu yerde kaldılar. Baran susmadı. "Dede!" diye yükseldi. "Bu kız burada büyümedi, bu insanları bilmiyor. Töre nedir, düşmanlık nedir bilmiyor. Düşün artık kardeşimin yakasından. Kıza zarar veriyoruz." "Şimdi mi kardeşini düşünmeye başladın! Aylardır bunun olacağını biliyordun! Başını kldırmayı şimdi mi akıl ettin Baran Bey!" Baran konuşacakken ayaklandım. "Bu konuyu artık kapatın!" Diyerek sert bir dille konuştum. "Demhat ile evleneceğiz!" Baran'a baktım. Bunu kabul etmek istemiyordu. Herkesin yüzüne dikkatle tek tek baktım. Babama baktığımda omuzlarımı dikleştirdim. İçime derin bir nefes aldım. "Hepinize ayrı ayrı kırgınım ama sana çok kızgınım baba. Bana dayattığınız bu şeyi asla affetmeyeceğim." Dedim. Babamın gözlerinden sadece pişmenlık ve mahçubiyet akıyordu. Son olarak dedeme döndüm. "Madem bu evlilik düşmanlığı bitirecek kabul ediyorum dede. Demhat ile gerçek bir evlilik yapacağız..." Dedemin çattığı kaşları düzelirken derin bir nefes aldı. Yüzündeki gülümsemeyi silmeden ayaklandı. "Herkes için en doğru kararı verdin kızım. Bu düşmanlık seninle bitecek inşallah." Baran öfkeyle ayaklandığında dedem elini öpmem için uzattı. Bu dedeme göre bir anlaşmaydı. Dedemin elini öpüp alnıma koydum. "Böyle işi sikerler!" Baran öfkeyle merdivenlerden indiğinde konağın önünde duran aracın sesiyle unuttuğum şey aklıma geldi. Saniyeler sonra bir ses ardından konağın kapısı ardına kadar açıldı. "Sanırım minik bir sorunumuz var." Diyerek avluya giren anneme baktım. Herkes olduğu yerde dururken annem bağırarak ismimi haykırdı. "Hazal!" Diyen annemin öfkesi konağı inletecek kadar sertti. Baran annemizi karşısında görür görmez anneme doğru atıldı. Annem elini kaldırarak onu durdurdu. "Dur orada!" Baran'ın attığı son adım havada kalırken kaşlarımı çattım. Baran'a kızmamalıydı. Arkama dönüp baktım. Herkes olduğu yerde donup kalmıştı. Dedemin yüzündeki memnuniyet yerini tek bir saniyede sert bir şaşkınlığa bırakmıştı. Babam başını kaldırmaya cesaret edemedi. Halam dudaklarını aralayıp kapattı, kelimeler boğazına düğümlenmişti. Toparlanarak merdivenlerden aşağı indim. Hemen peşimden aşağı inenler oldu ama dönüp bakmadım. "Anneciğim," diyerek son basamağı da indiğimde annemle göz göze geldik. Beni görmek onu rahatlatmak yerine daha da öfkelendirirken alnımdaki bandajı görmesiyle korkuyla bana doğru atıldı. “Ne yaptılar sana kızm?” Yanıma koştu, yüzümü iki avucunun arasına aldı. “Kim yaptı bunu sana?” “Anne…” dedim kısık bir sesle. O tek kelimeyle bütün gücüm çözüldü. Günlerdir dik tutmaya çalıştığım omuzlarım bana ihanet ederek anında düştü. Gözlerim dolacak gibiydi. "İyiyim." Diyerek konuştum. Annem kaşlarını çattı. "Değilsin iyi falan! Yürü gidiyoruz bu lanetli yerden." Annem elimi tuttuğunda dedemin sesi konağı doldurdu. "Torunumu hiçbir yere götüremezsin!" Annem olduğu yerde durdu, dedeme öfkeyle baktı. "Azad Bey! Kızımı iki günde ne hale getirmişsiniz! Üstelik haberim olmadan nişanlamışsınız! Bana bunu rızam olmadan yapmayacağınızın sözünü vermiştiniz!" "Kızının da gönlü vardı! Hem o İstanbullarda zaten çoktan sevdalanmıştır Demhat ağaya." "Buna inanmamı mı bekliyorsunuz gerçekten?" Diyen annem babamı görür görmez öfkeyle çıkıştı. "Kızıma hiçbir şey olmayacağının sözünü vermiştin Cihan!" Babam öne geçti. "Onu buraya gönderirken sana güvenmekte büyük bir hata yaptım! Yine sana güvendiğim için kendimi asla affetmeyeceğim!" Babama olan öfkesiyle birleşen hayalkırıklığı yeri göğü inletecek cinstendi. "Sakin ol da konuşalım." Diyen babamın ses tonu oldukça sakin çıkmıştı. "Ne sakin olacağım! Ne sakin olmasından bahsediyorsun sen!" Annem beni arkasına alarak korumak istercesine sakladı. "Senin günahlarının bedelini kızımın ödemesine göz yummayacağım anladın mı! Bu düşmanlığı kim başlattıysa o bitirsin!" Annem bileğimi sıkıca tuttarak beni konaktan çıkardı. Dedem arkamızdan bağırdı. "Gelin!" Annemin adımları olduğu yerde durdu. Bileğimdeki eli gevşerken elimi bıraktı. Dedem peşimizden geldi. Arkamızda durdu. "Sana olan sevgimi çiğneme gelin hanım. Hasım olmayalım." Annem dağılmış gibi bana baktı. Gözleri dolmuştu. Gözlerini kapattı derin bir nefes alarak Dedeme döndü. "Çocuklarım için sana olan saygımı yitirir, hasım oluruz Azad Bey. Ben çocuklarımı yerde bulmadım." Bana ve Baran'a baktı. Baran'a öfkeli olsa bile elini uzattı. Baran annemin elini tuttu. Annem o konakta ikimizi alarak ayrılmıştı. Ne dedem buna karşı çıktı, ne de babam bir şey dedi. Yol boyunca annem sessizliğe gömüldü. Baran beni kolları arasına almış saçımı usul usul sevmişti. Bir otelin önünde durduğumuzda inmiş ve annemin önceden ayarladığı odaya geçmiştik. Demhat'a olayları kısaca anlatan bir mesaj atmış ve konumumuzu da göndermiştim. Annemi anca Demhat ikna edebilirdi. Annem öfkeyle odada dolanıp dururken Baran da oturduğu yerden öfkeyle sol bacağını sallıyordu. "Şu bacağını sallamayı keser misin? Sinirimi bozuyorsun." Baran durup bana döndü. "Sen de benim sinirimi bozuyorsun! Sabahki şovun da neydi öyle?" "Şov değildi. Demhat ile evleneceğiz tamam mı? Bunu artık kabul edin ya! Parmağımda yüzüğü var adamın be!" "İkiniz de kesin sesiniz!" Annem aniden bize dönüp öfkeyle konuştuğunda dudaklarımızı birbirine bastırıp sustuk. Annemin bakışları yüzüğüme kaydı. "O yüzüğü de derhal parmağından çıkar Hazal!" Elimi yumruk yapıp kucağımda saklamaya çalıştım ama annem gözlerini yüzüğüme dikip bekledi. "O yüzüğü çıkart ve bana ver hemen!" "Anne-" Diye itiraz edecekken annem sabrı kalmamış gibi bana doğru atıldı. "Hazal şu aptal yüzüğü çıkart!" "Çıkar be kızım!" Baran yanımda söylendiğinde yüzüğü çıkartıp anneme verdim. Annem hiç düşünmeden yüzüğü camdan atarak ikimize baktı. "Akşam ilk uçakla gidiyoruz. Bu saçma nişan muhabbetini de bir daha duymak istemiyorum!" İtiraz istemeyen bakışlarına karşı kafamı salladım. "Hazal'ı anladım da ben de mi geleceğim sizinle?" Baran aptal gibi davranıyordu. "Geliyorsun tabii ki. Kimliklerinizi verin." Annem oldukça ciddiydi. Buradan götürecekti beni. Demhat'ın gelip annemi sakinleştirmesi gerekiyordu. Baran kimliğini anneme uzatırken, "Kimliğim konakta kaldı." Diye yalan söyledim. Kimliğimi sürekli telefonumun arkasında taşırdım. Annem gözlerini devirdi. Masanın üstünde duran telefonumu alarak arkasına sıkıştırdığım kimliğimi çıkardı. "Seni tanıyorum zeka küpü!" Diyerek iğneleyici bir şekilde bana baktı. "Anne bak sakin olup beni bir dinle önce," dedim. Annem bana baktı. "Şu haline bak bi! Yüzün gözün morarmış sen daha neyi konuşuyorsun acaba?" Sol gözümün altı morarmıştı ama sorun değildi. Bana bunu yapanlara bunu ödetecektim. Bu yüzden burada kalmam lazımdı. Demhat'la evlenememiz lazımdı. Annem telefonuna sarılıp birini arayacakken çalan kapı ile kalbim hızlandı. Sonunda Demhat gelmişti. Annem telefonu masaya bırakıp kapıyı açtı. Yerimden kalktığımda Baran gözlerini devirip kapıya baktı. "Merhabalar Zühre Hanım." Demhat'ın sesini işitmem gergin bedenimi gevşetti. Ona karşı kırgın olsam bile sanırım son zamanlarda güvendiğim tek kişi oydu. "Ne işin var senin burada?" Annem açtığı kapıdan bana döndüğünde bakışlarımı anında kaçırdım. "İnanır mısınız, buraya gelirken kafama nişanlımın yüzüğü düştü." Diyerek parmakları arasında tuttuğu yüzüğü gösterdiğinde gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. "O yüzüğü ben attım." Diyen annem kapıyı Demhat'ın yüzüne kapatacakken Demhat buna engel oldu. "O zaman müsade edin de neden attığınızı öğreneyim." "Vermiyoruz müsade falan! Siktir git buradan!" Baran öne doğru atılacakken kolundan tuttum. "Ay vallahi de yeter, billahi de yeter!" Diyerek konuştum. "Bi durun artık! Kendi kafanıza göre hareket etmeyi bırakın ve bana biraz saygı gösterin artık!" Baran kolunu sertçe çektiğinde annem bana baktı. "Hazal çok sinirliyim sus kızım." "Anne önce beni dnleyin. Yıllardır zaten bunun olacağını biliyordun. Bu olaylar olmadan önce bana söyleseydin belkide hiçbir şey yaşanmazdı!" "Şimdi de ben mi suçlu oldum!" Annem içeri girdiğinde Demhat peşinden odaya girdi. Demhat'ın kollarına anında atılırken kollarımı boynuna sardım. Anında belimi saran kollarıyla güvenle gözlerimi kapattım. "Beni bu karmaşadan çekip al Demhat. Lütfen, buna çok ihtiyacım var." Demhat belime kadar inen uzun saçımı severek sırtımı okşadı. "Emrin olur güzelim." Diyerek geri çekildi. Yanaklarımı avuçları arasına aldı, iyi olduğuma emin olmak istercesine yüzümün herbir zerresine dikkatle baktı. "Bırak kardeşimi lan!" Baran bize doğru atılacakken küfrederek geri çekildi. Bizi böyle görmeye tahammül edemiyordu. "Kızımdan uzak dur." Annem konuştuğunda Demhat'tan ayrıldım. Demhat anneme pek takılmadı. Sağ elime uzandı, az önce kafasına düşen yüzğü parmağıma tekrar takarak dudaklarını elime nazikçe bastırıp geri çekildi. "Kaçak yüzük sahibini bulduğuna göre asıl meseleye dönelim." Diyerek bana göz kırptığında kalbimden karnıma sıcak bir şey aktı. Annem siniri bozulmuş bir şekilde arkama sakladığım elime baktı. "Sizinle yalnız konuşabilir miyiz Zühre Hanım?" Annem tek kaşını kaldırdı. "Neden? Kızımdan sakladıklarını söyleyeceğimden mi korkuyorsun?" Diye konuştuğunda Demhat'a baktım. Günlerdir üst üste öğrendiğim ihanetlere bir yenisi daha eklensin istemiyordum. Hele ki Demhat hakkından beni sarsacah hiçbir şey öğrenmeye hazır hissetmiyordum. Demhat gergince önce anneme sonra bana döndü. Kalp atışlarım ağzımda atıyordu resmen. Az önceki tatlı ruh halimden eser kalmamış gibi kas katı kesildim. Vallahi de artık yeterdi ya!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD