"Beni bulamazsın küçük şeytan. Boşuna uğraşma" Tiz bir kahkaha sesi yükseldi.
Evimin arka bahçesindeydim, her yer karanlıktı ve sadece ses geliyordu.
"Kimsin sen?"
"Zamanı gelince öğreniceksin"
Sesi bana tanıdık geliyordu ama hatırlamamı engelleyen bir şeyler vardı.
"Neden benim peşimdesin."
"Gücün için tabikide, aptal kız."
Benim kim olduğumu biliyordu.
"Merak etme zamanı gelince kendi ayaklarınla geliceksin bana"
Daha güçlü bir kahkaha attı ve sesler kesildi.
"Kimsin sen!?"
Bacağıma bir şeyin dokunmasıyla irkildim. Yılışık rüyamda bile buradaydı.
"Git burdan."
Koluma güçlü bir pati attı ve kaçmaya başladı. Kolum kanıyordu.
"Arya!"
Bu sefer başka bir ses yükseldi. İlk sefer gördüğüm rüyadaki sesti bu.
"Arka bahçedeki süs havuzunda sana ait bir şey var Arya.."
"Bul onu.."
"Arya?"
Gözleri araladım, Jace endişeyle bana bakıyordu. Rüyamı görmüş müydü?
"Hı?"
"Konuşmamız gerek." Yataktan kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Saat 5'e geliyordu. Jace terasta beni bekliyordu. Yanına geçip oturdum. Elindeki pansuman aletlerine baktım, napıcaktı ki onunla?
Jace kolumu eline alıp pansuman yapmaya başladı. Rüyamda yılışığın attığı pati iziydi bu, kanıyordu.
"Bu.. nasıl?"
"Rüyaların gerçek hayatla bağlantılı."
Biraz derin kesilmişti. Yaralarım iyileşmeden bir yenileri ekleniyordu.
"Rüyandaki büyücü.. sana büyü yapmış olmalı. Zoe ile konuştum, akşam buraya gelicek."
"Anlamadım ne büyüsü?"
Bana baktı, hava buz gibiydi. Kollarımı çiçek yapıp ısınmaya çalıştım. Jace odaya gidip getirdiği battaniyeyi üzerime örttü.
"Büyücüyü daha önce gördün, hatta belkide konuştun onunla. Ama onu bir türlü hatırlayamıyorsun, bunun sebebi sana büyü yapmış olması. Zoe akşam gelip bakıcak. Bir de.."
Devam etmesi için bekledim.
"Evinizin arkasındaki süs havuzunu kontrol etmemiz gerek."
"Evimizin arkasında süs havuzu yok Jace"
Bir şey düşünüyormuş gibi bir hali vardı.
"Tuzak olabilir, dikkatli olmalıyız."
Kafa salladım, uykum kaçmıştı. Hava yeni yeni aydınlanıyordu.
"Güneşte nasıl durabiliyorsunuz?"
Jace sırıttı.
"Çok fazla vampir filmi izledin sanırım. Güneşten hoşlanmayız ama yanmayızda, ayrıca kan görünce dayanabiliriz. Sen istisnasın tabi"
"Senin için istisna değilim ama. Bir gün ölürsem bütün kanımı sana miras bırakıyorum. "
Jace kaşlarını çattı.
"Ölmene izin vermem."
"Mesela kanımın biraz tadına baksan, dayanabilir misin?"
"Hayır" sinsice güldüm.
"Hayır Arya aklından bile geçirme, öyle bir şey yapmıyacaksın."
Aklıma başka bir soru gelmişti, Jace'in doğum günü ne zamandı acaba.
"23 Mart"
"Vampirler ne tür hediyelerden hoşlanır."
"Ayı, aslan, kaplan çita gibi hayvanlardan."
Gözlerimi pörtleterek ona baktım, sanırım vampirler benim hediyelerimden hoşlanmazlardı.
"Doğum günlerimizi kutlamayız."
"Neden çok eğlenceli bence"
"Biz ölümsüzüz Arya, belli bir noktadan sonra anlamsız oluyor."
"Sabah annem beni odamda bulamayınca delirir. Ne zaman geri giderim?"
"Anneni hallettik, güvenliği sağlandı merak etme. Hazırlanmaya başla arabayla gidicez."
Okul arabayla uzaktı. Giyinme odama doğru ilerledim, hava bugün biraz soğuktu. Kendall'ın bana hediye ettiği kıyafetlerden seçicektim.
Yarısı siyah yarısı gri bir mom jean ve üzerinede siyah kısa takım hırkamı giydim. Siyah botlarımıda giyip saçıma çıtçıtlı beyaz toka taktım. Dudaklarım soğukta çabuk çatladığı için renkli nemlendiricimi sürüp aşağı kahvaltı hazırlamaya indim.
Clara yine mutfaktaydı. Bana bakıp iyice süzdü.
"Vaov, cidden çok güzel olmuşsun."
Claraya sarılıp yardım etmeye başladım.
"Neden zahmet ediyorsun ben hazırlardım."
"Yemek işini çok sevdim, acaba kendime kafe falanmı açsam"
Kıkırdadım.
"Elinin lezzeti var" dedim ama Clara anlamamıştı.
"Elimin tadına nerden baktın?"
Daha çok gülmeye başladım.
"Öyle değil, yani yemeklerinin tadı çok güzel oluyor anlamında söyledim"
Jace bizi izliyordu. Diğerleri ortalarda yoktu. Clara hazırlanmak için yukarı çıktı, Jace bana doğru yürümeye başladı. Önümde durup saçlarımı geriye attı.
"Güzel olmuşsun." yanağımı öpüp geri çekildi.
Yanaklarımın yanması normal miydi?
Jace sırıtıp içeriye gitti.
Masaya oturup kahvaltımı ettim hızlıca, bulaşıkları kaldırıp makinaya attım. Tom gerçekten düşünceliydi, eve benim için bir sürü eşya almıştı.
Yukarı çıkıp çantamı hazırladım, bugün beden dersi olduğu için spor kıyafetlerimide yanıma almıştım. Allahtan bugün antrenman yoktu, rahat rahat spor salonunda eğlenebilirim.
Saate bakıp hemen aşağı indim. Clara ve David, Kendall ve Kevin, Jace ve ben son olarakta Alec 4 araba hep birlikte yola çıktık.
Yol boyunca Jace ile hiç konuşmadık. Erken geldiğimiz için etraf kalabalık değildi. Hep birlikte kantine doğru ilerledik. Okuldaki kızlar sınıf kapılarına çıkıp Jace ve Alec'i kesiyolardı, bu duruma biraz sinirlensemde belli etmedim. Çünkü haftanın 160 saati beni dinleyen bir vampirleydim.
Kantindeki büyük masaya oturduk.
"Bu okulda katil olmamak için kendimi zor tutuyorum." dedi Kevin
"Neden?" diye sordum.
"Erkekler sürekli Clara ve Kendall'ı kesiyor." dedi David
Kendall'da aynı sitemle konuştu.
"Al bendende o kadar kızlarda sürekli erkekleri kesiyor. Hadi Jace ve Alec neysede yanlarında kız arkadaşları var, el ele geziyoruz bu ne böyle."
Clara onayladı onu.
"Yeni geldiğiniz için herkes sizi konuşuyor." dedim.
"Günaydın.. Arya biraz konuşabilir miyiz?" Arel yanımıza gelmişti.
David dün benden uzak durmasını söylemişti, nasıl gelmişti ki. David'e baktım, o da şaşkındı. Masadaki herkes şaşkındı, Jace hariç. Çünkü o Arel'i öldürücekmiş gibi bakıyordu.
Ne yapmalıydım? Gitmek istemiyordum ama Arel gidicek gibide durmuyordu.
"Arya lütfen.. önemli." madem önemliydi gidicektim.
Tam ayağa kalkıp gidiceğim sırada Jace kolumdan tutup beni geri yerime oturttu. Arel kaşlarını çatarak Jace'e baktı.
"Arya gelmiyor." dedi sinirle.
"Sen karışma, bu bizim aramızda."
Jace tam ayağa kalkıp Arel'e dalıcakken durdurdum onu.
"Gerek yok Arel, konuşucak bir şey kalmadı."
Arel sinirle arkasını dönüp gitti. Jace ise Kendall'a ölümcül bakışlar atıyordu.
"Ne!? Yakışıklı çocuk hakkını yememek lazım." dedi.
Kevin ve Kendall minik bir tartışma yaşadılar ama hemen kendi aralarında hallettiler.
Kantin kalabalıklaşmaya başlıyordu, kızlar sürekli bizim masaya bakıyolardı. Buse bile bakıyordu.. yıllardır Arel'den başkasına bakmayan Buse Jace'i kesiyordu. Alec masanın diğer tarafındaydı, o tarafa değilde benim ve Jace'in oturduğu tarafa bakıyordu.
Arel'in onu değilde beni sevmesini sindiremediği için nefret ediyordu benden. Buse güzel kızdı, sarışın mavi gözlü her yeri estetik gibiydi ama sadece burnu estetikti. Birde saçları boyaydı.
Masasına gidip ne bakıyorsun demeyi çok isterdim ama yanlış anlaşılırdı.
Sanane Arya belki Jace'de onunla takılmak istiyodur, sen neden karışıyosun. Buse'ye ters ters bakmayı bırak hemde hemen!
Jace sırıtıyordu. Al işte bak Jace'inde hoşuns gitmişti.
Jace sandalyemi kendine doğru çekip kulağıma eğildi. Çakma sarılardan ve estetikten hiç hoşlanmam.
"Banane canım" dedim hemen
"İki saattir kendine bağırıyorsun Arya başım ağrıdı."
"Dinleme o zaman." diyip hızla masadan kalktım.
Neden durduk yere trip atmıştım ki. Off Arya ben zaten 17 yıllık hayatımda senin gibi dengesiz bir insan görmedim zaten. İnsanı çıldırtırsın sen .
'Evet çıldırttığın doğru' dedi Jace
Yine kafamın içinden konuşuyordu.
İnsan demiştim Jace neden üzerine alındın?
'Demek ki senin için istisnayım'
Koridorun ortasında sırıttım. İnsanlar deli olduğumu düşümüyolardı.
Sende beni delirtiyorsun Jace.
Jace kahkaha attı.
'İnsanlar üzerinde öyle bir etki bıraktığım doğrudur.'
Ama ben melezim Jace insan değilim.
'Demek ki sende benim için istisnasın'
Bu sefer koridorun ortasında kahkaha attım.
"Deli misin kızım durduk yere ne gülüyorsun?" dedi Enes.
Ne ara yanıma gelmişlerdi.
"Aklıma bir şey geldi de, günaydın bu arada."
İkisi birden bana günaydın dediler.
Dersin başlamasına 3 dakika kala Jace ve Alec geldiler. Jace yanımdan geçerken bana göz kırpmıştı.
Ders Tarih'ti, bugün okuldan sonrada aşağı dünya ile ilgili bilgileri öğrenicektim.
Birden saçımda bir el hissettim, arkamı döndüğümde Jace sırıtarak saçımla oynuyordu. Ona dil çıkarıp önüme döndüm, hafifçe saçımı çekti.
Teneffüste Gül ve Enesle birlikte kantine indik, Arel yine peşimden geliyordu. Allahtan Jace ve diğerleri yoktu.
"Arya, bekler misin?" arkamı döndüm.
"Ne istiyorsun?"
"Daha sakin bir yerde konuşsak"
Kafa salladım ve birlikte kantinin deposundaki odalardan birine girdik.
"Bu son konuşmamız Arel, o yüzden şansını iyi değerlendir."
"Arya ben çok özür dilerim, kendimde değildim son günlerde. O gün odada söylediklerini çok düşündüm. Sonuna kadar haklıydın ama korktum ne yapayım."
"Neyden korktun anlamadım?"
"Bak Arya, benim annem beni 8 yaşımdayken öldü. Babamı aldatırken yakalamıştım onu, daha sonra babama söylememem için korkuttu beni.."
Duraksadı, sanki söylemek istiyordu ama canı acıyordu.
"1 sene boyunca annemin babamı aldattığını sakladım, daha sonra babam öğrendi. Annem benim söylediğimi düşünüp üzerime yürümeye başladı, babamda annemin beni tehtit ettiğini duyunca iyice delirdi ve annemi gözlerimin önünde vurdu."
Arel'in gözünden 1 damla yaş düştü. Bu çok ağırdı, hiçbir çocuk bunu kaldıramazdı. Elimi yanağına koyup göz yaşını sildim.
"O günden sonra babamla konuşmadım hiç. Ben çok korktum senin beni sevmeyip başka birisini sevmenden, o gün o piçlerin sana bakışlarını gördüm. Kendimi kaybettim, sonsuza kadar benim ol istedim. Sana çok güveniyordum ben, bunca zaman kimseyi hayatına sokmayan sen beni kabul etmiştin hayatına. Sana güvenmediğim için değil erkeklerin senin hakkında düşünceleri delirtiyor beni."
"Ben.. ne diyeceğimi bilmiyorum."
"Bir şey deme Arya. Biliyorum bu saatten sonra birlikte olamayız ama seni sevme hakkımı alma elimden, seni görmemeye dayanamam ben."
Arel'e sıkıca sarıldım.
"Sen çok güçlüsün, evet bu saatten sonra birlikte olamayız ama düşmanda değiliz. Ne zaman ihtiyacın olursa arayabilirsin."
"Seni çok seviyorum."
Ondan ayrıldım, gözlerime bakıyordu.
Zil çaldı.
Ona el sallayıp sınıfa gittim. Gül ve Enes sınıftalardı.
Jace ve Alec hala gelmemişlerdi. Sırama oturup Gül ve Enes'e olanları üstü kapalı anlattım. Arel'in bana anlattıklarını anlatmamıştım. Tarih öğretmeni sınıfa girdi ama hala Jace ve Alec yoktu.
5 dakika sonra Alec tek başına sınıfa geldi, sinirliydi. Arkamı döndüm.
"Noldu?"
"Yok bir şey."
Alec'e inanmadığımı belli ederek baktım. Gül'ün yanınadan kalkıp arka masaya oturdum.
"Jace nerede?"
Alec sanki bir şey hatırlamış gibi daha çok sinirlendi.
"Çıkıp gitti paşamız."
"Nereye?"
"Söylemedi."
"Kavga mı ettiniz?"
"Tartıştık biraz, sınıfta otururken sinirlendi birden, ne olduğunu sordum anlatmadı. Aldı telefonunu çekip gitti, peşinden gittim bağırdı çağırdı. Bir şey duydu sanırım, sen bir şey biliyor musun?"
Arel'le konuşmama mı sinirlenmişti. Neden sinirlensinki insan gibi konuştuk.
"Yok bilmiyorum." Alec ellerini sıkıyordu.
"Ne yapmaya çalışıyor bir anlasam."
"Neyse öğreniriz akşam sıkma canını."
Kafa salladı. Teneffüste Alec ile birlikte diğerlerinin yanına gittik.
"Jace nerede?" dedi Kevin.
"Gitti." dedi Alec
"Nereye gitti, Tom okuldan ayrılmamamızı söyledi." dedi David.
"Bilmiyoruz, tartışmışlar biraz Alec'le."
"Aradınız mı?" dedi Clara.
Aramak hiç aklımıza gelmemişti. Kafamı iki yana salladım.
David telefonunu çıkarıp aradı ama açmıyordu.
"Annesiyle ilgili olabilir, rahatsız etmeyelim. Gelir belki" dedi Kendall.
Haklıydı, beklemekten başka bir şey yapamazdık.
Okuldan sonra eve Alec'in arabasıyla döndük. Jace evde değildi, son ders beden olduğu için çok terlemiştim. Alec, ben, Enes ve Gül basketbol oynamıştık.
Hızlıca duşa girip aşağı indim. Tom çalıştırıcaktı beni, kış bahçesine çıktık. Önümde bir sürü tarih kitabı ve ansiklopedi vardı.
Aşağı dünyayla ilgili bir çok bilgi öğrenmiştim. Aşağı dünyanın en güçlüleri Vampirler ve Elfler. Elfler yeraltında yaşıyolar, Vampirler kurtadamlar ve büyücüler dünya üzerinde ve avcılar ise dünya üzerindeki bir çok yerde gizli karargahlarda yaşıyolardı. Aşağı dünyalılar her ne durumda olursa olsun kimliklerini insanlara söyleyemezdi, insanlar gizlice görürse ya öldürülür ya da ısırılarak vampir olurlardı. Aşağı dünyadaki her ırk birbirine düşmandı. Annemin babası yani dedem kurtların başındaki alfaydı. Akrabalarımın çoğu ölmüştü, dedem ve diğer bütün aşağı dünyalılar benim öldürüldüğümü düşünüyordu. Annem beni gizlice doğurmuştu.
3 saatlik dersin sonunda Clara'nın hazırladığı yiyecekleri yedim. Jace hala ortalarda yoktu. Zoe birazdan gelirdi ama Jace hala yoktu.
"Arya" Alec beni çağırıyordu.
Merdivenleri inip salona geçtim, Zoe çoktan gelmişti. Jace kenardaki tekli koltukta oturuyordu, dışarıyı izliyordu.
"Hoşgeldin Zoe."
Zoe sadece tebessüm etti.
"Arya bir büyücü tarafından tehtit ediliyor Zoe. Bu büyücünün Arya'ya büyü yaptığından şüpheleniyoruz, çünkü Arya büyücüyü daha önce görmüş." dedi Layla
David Zoe'nin arkasında ona bakıyordu, gözleri yine sarıydı.
Zoe ellerimi tuttu, gözleri birden turuncu oldu.
"Çok güçlü.. daha önce bu kadar güçlüsünü görmemiştim. Bu büyüyü yapabilecek sadece Mel var ama o da yıllar önce öldürüldü."
"Peki kardeşini tanıyor musun?" dedi Tom
"Malesef."
"Ne yapabiliriz peki hatırlaması için?"
"Büyü 4 gün önce tekrar yapılmış. 4 gün önce ne yaptığını hatırlayabilir mi?"
"Cuma gününden bahsediyordu, ama o gün sadece Jace'i görmüştüm. Bir de.. hatırlamıyorum.
Şaka mıydı bu?
O gün evdeydim, annemi ve arkadaşlarımı bile görmemiştim. Sadece Jace ile uyandığımı hatırlıyorum. Anneme sevdiği yemekleri hazırlamıştım, daha sonra akşam Aysun teyzemlere gitmiştim.
Hayır, o olamazdı.
Enes ve Gül'ü bekliyordum. Daha sonra Jace gelip beni götürmüştü.
"Aysun Yazıcı." dedi Jace.
"Hayır! O olamaz." dedim panikle.
Aysun teyzeyle 2 dakika bile sohbet etmemiştik.
"Ben.. hatırlamıyorum hiçbir şey."
"Tamam sakin ol birtanem. Annenle ve seni iyi tanıyan kişilerle konuşucaz, şüpheli bir durum olursa sana haber veririz." dedi Layla.
Zoe gittikten sonra odama geri gittim, kafa dağıtmam gerekiyordu. Son çare bilgisayarımı alıp 1 ay sonraki performans ödevim için araştırma yapmaya başladım.
2 saatlik araştırmadan sonra ödevi flaşa attım, bir ar kırtasiyeye gidip malzeme almam gerekiyordu.
Keşke resim malzemelerim burada olsaydı, yarın okuldan sonra eve gidip alabilirdim.
Bilgisayarımı alıp terasa çıktım, Counter-strike oynayacaktım.
"İlerdeler"
"Yardım edin"
"Biri yardım etsin"
"Bırak"
Işığın birden açılmasıyla beni izleyen 14 çift gözle karşılaştım. Kulaklarımı çıkarıp onlara baktım.
Alec, David ve Kevin kahkaha atıyolardı.
"Sorun ne?" dedim.
"Bir şey oldu sandık Arya, yardım edin diye bağırıyordun."
Oyun oynarken dalmıştım.
"Şey, özür dilerim oyundaydım."
Herkes gülmeye başladı. Sanırım bir daha oyun oynamamalıydım. Sahi herkes buradaydı ama Jace neredeydi?
Herkes gittikten sonra aşağı indim. Jace'i her yerde aramıştım ama yoktu, son olarak spor salonuna indim.
Sesler geliyordu.. yumruk sesleri.
"Jace?"
Bana baktı, kum torbasını yumrukluyordu.
"Ne işin var burda?" dedi ters bir sesle.
Yere oturup ayaklarımı bağdaş yaptım.
"Seni merak ettim. Bugün birden ortadan kayboldun, iyi misin?"
Jace beni duymamış gibi yapıyordu. Kenardaki bandajları alıp beceriksizce elime sardım. Kum torbasına o kadar sert vuruyordu ki patlamamasına şaşırmıştım.
Jace'i kenara itip kum torbasına yumruk atıcakken Jace elimi yakalayıp beni geri çekti.
Şaşkınca ona bakıyordum.
"Ne yaptığını sanıyorsun?"
"Kum torbasına vurucaktım."
"Sence onun içinde kum olsa şimdiye patlamaz mıydı?"
"Ne var içinde?"
"Demir."
Jace olmasaydı ellerimi kırabilirdim. Beni bırakıp kum torbasına geri döndü.
"Sorun ne Jace?"
"Ne saçmalıyorsun?"
"Neden gittin birdenbire, neden ters davranıyorsun bana?"
Jace bana döndü, üzerime doğru yürüdü.
"Seni ilgilendirmeyen konulara burnunu sokma!"
Ne olmuştu birden?
Gözlerim doluyordu.. bu aralar her şeye ağlıyordum. Sanırım özel günüm yaklaşmıştı.
"Sinirini bizden çıkarmana hakkın yok!"
Jace'i ittim ama milim kıpırdamamıştı.
"Haklısın" arkasını dönüp gidecekken önüne geçtim.
"Neden böylesin Jace?"
"Senin gidip bu saatlerde düşünmen gerekmiyor mu?"
Saate baktım 11 buçuğa geliyordu.
"Cık, daha iyi planlarım vardı."
"Neymiş o planlar?"
Jace'in kolundan tutup havuzun önüne götürdüm. Jace bana bakıp sırıttı.
"İlk girmeye ne dersin?"
"Ha..."
Jace beni çoktan suya atmıştı ama son anda kolundan tutup onuda çekmiştim.
Sudan çıktığımızda ikimizde kahkaha atıyordu. Keşke hep böyle gülseydik.
Jace suya dalıp benide aşağı çekti 5 dakika sonra diğerlerininde bize katılmasıyla daha çok eğlenmeye başladık. Tom ve Layla uzaktan bizi izliyolardı, Alec ve Kevin koşarak onlarıda suya attılar.
Saat 1'e gelirken hepimiz sudan çıktık, Jace dolaptan havlu getirip beni havluya sardı. Kendide kurulanıyordu. Suda eğlenirken çok yorulmuştum, odama gidip duş aldım hemen. Üzerimi giyip yatağa girdim.