Odama gidip üzerimi değiştirdim, sporcu taytımı ve sütyenimi giymiştim sadece, saçlarımı toplayıp aşağı indim.
"Jace nerede?"
Clara mutfakta benim için bir şeyler hazırlıyordu. Yemek işini sevmişti sanırım.
"En alt katta olması gerek"
Hızla merdivenleri indim, aşağıda yüzme havuzundan tut bir sürü spor aleti vardı. Jace bu kasları burda yapmıştı sanırım.
"Jace?"
"Burdayım."
Sesin geldiği yöne doğru ilerledim, büyük boş bir alanın ortasında kum torbası ve adını bilmediğim bir sürü dövüş aletleri vardı. Jace kum torbasını yumrukluyordu.
Yanına gittim, yerdeki bandajı alıp elimi tuttu. Kalbimin hızlı atması normal miydi sizce?
Bana baktı.
"Neden heyecanlısın?"
"Şey.. kapalı alanda geriliyorum biraz"
Umarım yalan söylediğimi anlamaz. Jace pencereyi açıp yanıma geldi. Bandajı elime sarmaya başladı.
"Kaç saat sürücek?"
"Ne zaman istersem"
Eline iki tane yastık gibi bir şey aldı.
"Vur."
Ellerimi yumruk yapıp yastıklara vurdum. Ellerindeki yastığı çıkartıp elimi tuttu.
"Daha yumruğunu sıkmasını bile bilmiyorsun. Gücü parmaklarından verme."
Yastıkları aldı tekrar. Vurmaya başladım.
"Çok güçsüzsün Arya biraz daha hızlı vur."
Daha hızlı vuruyordum ama Jace tatmin olmuyordu.
"Bu böyle olmayacak, kaslarını güçlendirmemiz lazım önce. Elindekileri çıkarıp yanıma gel."
Dediğini yapıp yanına gittim, önce ısınma hareketleri yaptık daha sonra değişik bir spor aletine oturttu beni. Ağırlıkları ayarlayıp çekmemi istedi. 5 dakikanın sonunda kollarım ağrımaya başlamıştı.
"Şınav çekmeni istiyorum."
"Şınavdan önce başka bir şey yapsak, kollarım ağrıdı."
"Dediğimi yap Arya."
5 tane şınav anca çekebilmiştim. Bir çok spor aletini denedim, bir ara Clara bana yemek getirmişti. Sadece orada mola verebilmiştim, şimdi ne mi yapıyordum.
Yorgunluktan ağlıyordum, evet ciddi ciddi ağlıyordum. Jace çok insafsızdı ve şuan halime kahkaha atmakla meşguldü.
Ona dil çıkarıp gidecekken beni yakalayıp yere oturttu.
Kum torbasının karşısına geçti. Tek yumrukta torbayı patlattı.
"Kahretsin..."
"Kusura bakmayın Jace hazretleri ben sizin gibi vampir değilim. İnsanım"
Telefonumu alıp saate baktım, 8'e geliyordu. Duşa girip üzerimi değiştirdim çantamı alıp aşağı indim.
"Bu gece burda kalmaya ne dersin?" dedi Clara.
"Annemle uzun zamandır ilgilenemiyorum Clara. Belki daha sonra kalırım."
"Burası seninde evin istediğin zaman kalabilirsin" dedi Kevin.
Onlara el sallayıp dışarı çıktım. Jace beni arabada bekliyordu.
"Neden koşarak daha hızlı gitmiyoruz?"
"Seni bir yere götürücem" dedi
Arabayı çalıştırıp gaza bastı. Büyük bir barın önüne geldik.
"Vampirler alkol içiyor mu?"
Jace olumlu anlamda kafa salladı. Sanırım bende ilk defa onunla tadıcaktım.
İçeriye girdik, fazla kalabalık değildi ama müziğin sesi çok yüksekti. Boş bir masaya oturduk, garson kadın cilveli bir şekilde Jace'e yaklaştı.
"Buyrun ne istersiniz"
Jace kadının kulağına eğilip bir şeyler söyledi. Kadın kahkaha attı.
Kaşlarımı çattım. Kadın Jace'e göz kırpıp tezgaha doğru ilerdi.
"Sanırım bu da bi ders"
Anlamayarak bana baktı.
"Flört nasıl edilir biliyorum Jace bunu uygulayarak göstermene gerek yok!"
Sırıttı. Belimden tutup beni kendine çekti.
"Banada göstersene"
Madem istiyordu, gösterebilirdim. Etrafa baktım, gözüme birisini kestirdim. Ayağa kalkıp yanına gidicekken Jace beni kolumdan çekip dizlerine oturttu.
"Burada"
"Çağır o zaman onu"
"Gerek yok benim üzerimde gösterebilirsin"
"Başkalarıyla flört eden bir adama yüz vermem"
"Flört etmedim, sipariş verdim ama kadın seni kıskandırmak için öyle yaptı."
Emin olmak için gözlerine baktım.
"Sana ne zaman yalan söyledim Arya?"
Doğru söylüyordu. Kucağından kalkıp yerime oturucakken geri oturttu.
"Flört nasıl edilir onu gösteriyordun"
"Hayır göstermiyordum."
"Çarşamba günü 20 tane şınav nasıl çekilir onu gösterirsin o zaman" beni kucağından indirip yanına oturttu. Ayağa kalkıp geri kucağına oturdum. Jace sırıtıyordu o sırada kadın içkilerimizi getirdi. İçkimi alıp köprücük kemiğine döktüm, ve köprücük kemiğindeki içkiyi yavaşça içtim. Jace kafasını geri atıp gözlerini kapadı, içkim bittikten sonra boynuna yöneldim. Sertçe öpmeye başladım arada minik minik ısırıklar bırakıyordum. Jace minik minik inliyordu, boynundan ayrılıp yavaşça kulağına eğildim.
"Ve boynuz kulağı geçer."
Jace güldü ve yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Dudaklarımız arasında 1 santim bile yoktu, öpüceğini sanıp gözlerimi kapattım.
"Marifetlerimi görmeden emin olma derim" dudaklarımız birbirine değiyordu.
Telefonumun çalmasıyla Jace'in kucağından indim.
"Efendim!"
Neden sinirliydim ki. Jace sırıtıyordu.
"Neden bağırıyosun kızım hayırdır?"
"Annecim.. ee şey noldu?"
"Nerede kaldın birtanem, merak ettim seni. Hem o müzik ne?"
"Gelirim birazdan"
"Gelirken marketten çekirdek alırmısın? Aysun teyzenlerde bizde"
"Gül gitsin."
"Saçmalama kızım bu saatte kız nereye gitsin"
"Bende gidemem o zaman, ara Hasan'ı getirsin"
"Hasan markette tekmiş gelemiyor."
"Of tamam anne erken gelirsem alırım"
"Çabuk gel"
"Öpüyorum"
Telefonu kapatıp içkimi kafama diktim ama anında yüzüm buruşmuştu, boğazım yanmıştı.
Tadı çok güzeldi, bir tane daha istiyordum. Jace'in bardağına uzandığım sırada bardağını havaya kaldırıp yanağımı öptü.
"İlk içkin için biraz hızlı gidiyırsun küçük hanım"
"Bana çok küstün mü dün?"
Jace güldü.
"Küsmedim, benden bir şey sakladığın için kızdım sadece."
"Sende benden illaki bir şeyler saklıyosundur. Haksızlık ama sen benim düşüncelerimi duyuyorsun ama ben seninkileri duyamıyorum."
"Senden bir şey saklamıyorum, seni koruyabilmem için zihnini okumam gerek. Söz 18 yaşına girdikten sonra okumayacağım zihnini."
Gülümsedim.
"Peki düşüncelerimi en fazla kaç metreden görebiliyorsun?"
"Dünyanın öbür ucunda olsanda görebilirim"
"NE!?"
Yani o gün alışveriş merkezindeki düşüncelerimi duymuş muydu?
"Merak etme benden sakladığın o şeyi hala bulamadım."
Rahatlamıştım.
"Tamam seninle bir anlaşma yapalım. Saat akşam 11'den gece saat 2'ye kadar serbest bırak zihnimi. Sonuçta benimde sırlarım var ve düşünmem gerek."
Jace önüme düşen saç telimi kulağımın arkasına sıkıştırdı.
"Sadece Pazartesi salı ve pazar günleri"
"Bir güncük daha eklesen" dudaklarımı hafifçe büktüm.
Jace dudaklarıma bakıyordu.
"Peki cumartesi bir de ama saat 10'dan 12'ye kadar, bugünden itibaren anlaşmamız başlıyor" sevinçle Jace'e sarıldım.
"Hadi gidelim artık marketler kapanmak üzere" dedi
Birlite arabaya bindik 5 dakika sonra Jace marketten birsürü çekirdekle geri döndü.
"Jace yiyecek konusunda çok abartıyorsun. Evin 1 yıllık çekirdeğini almışsın resmen"
Jace beni umursamayıp arabayı çalıştırdı.
Evin önüne geldiğimizde Jace'e döndüm.
"Bıraktığın için teşekkür ederim"
"İyi geceler"
Yanağına öpücük kondurup geri çekildim.
"İyi geceler."
Hemen arabadan indim, çünkü biraz daha bekleseydim Jace kalbimin bu kadar hızlı atmasının sebebini sorabilirdi.
Allahım lütfen Jace'e karşı hislerimin oluşmasına izin verme. Uzak duramıyorum ondan, ne kadar uzak durmaya çalışsamda bir şekilde yine birlikte oluyoruz.
Jace'e bunu çaltırmadan ondan uzaklaşmalıydım, zira benim için hiç iyi şeyler olmiyacaktı.
Kendi kendine gelin güvey oluyorsun Arya, çocuğun seni umursadığı yok. Sende onun gibi davran, fazla kasma. Jace nasıl bu kadar rahatsa sende rahat ol.
Sanırım haklısın iç sesim, 17 yılın sonunda ilk defa haklısın.
Ne ara eve girip bizimkileri öpüp odama çıktığımı hatırlamıyorum.
Şu 4 gün bana bir ömür gibi gelmişti, sürekli Jace ve diğerleri ile birlikteydim ve zaman onlarla hiç geçmiyordu. Henüz birisinden hoşlanmak için erken bir süre. Evet kararımı vermiştim.
Jace'e alışmıştım ve bu yaşadıklarım afallamama sebep olduğu için ne yapıcağımı şaşırmıştım.
Saate baktım, 23:34, Jace beni duyamazdı. Bakım ürünlerini alıp banyoda oyalanabilir ve rahat rahat düşünebilirdim. Hatta küveti doldurur ve banyo toplarından atıp keyif yapabilirdim.
Banyodan çıkıp bornozumu giydim. Saat 12 yi geçiyordu. Kıyafetlerimi kenara koyup, vücut bakım ürünlerini çıkardım. Sevmiştim bu olayı, geç farkına vardığım için kızıyordum kendime.
Camın tıklatılmasıyla arkamı döndüm. Jace gelmişti, bu saatte ne için gelmiş olabilirdiki.
Camı açtım hemen, içeri girdi.
" Gitmemiz gerek, Tom ve Layla geri döndüler."
Hemen kıyafetlerimi alıp banyoya geçtim, üzerimi değiştirip saçlarımı tarayıp hızlıca ördüm. Jace ile birlikte evin önüne gelmemiz 3 dakika sürdü.
Okuldan arabayla 2 saat sürmüştü, evlerini tek başıma bulmam imkansızdı.
İçeri girdik, herkes bizi bekliyordu.
Tom ve Layla 4 gündür yoklardı, babama yardım eden büyücüyü aramışlardı.
"Büyücü yıllar önce kardeşi tarafından öldürülmüş. 4 gündür kardeşini her yerde aradık ama tek bir iz bile yoktu."
İlk söze başlayan Tom oldu, şimdi nolucaktı?
"Onu aramaya devam edicez, dikkatli olmanı istiyoruz. Kardeşi senin kim olduğunu biliyor olabilir." dedi Layla
"Öğrendiyse çoktan harekete geçmez miydi?"
"Bilemeyiz birtanem, belkide seni izliyor olabilir. Zamanın yaklaşmasını bekliyodur." dedi Layla
"Peki onunla ilgili elinizde bir bilgi var mı?"
"O da ablası gibi büyücü, ablasından daha güçlü. Ablasını öldürmeden 1 sene önce evlendiğini duydum, ablasına benziyor ama değişmiş olabilir." dedi Tom
"Fotoğrafı var mı?"
Layla bana bir fotoğraf uzattı, çok güzel bir kadın vardı fotoğrafta. Birisini çok andırıyordu ama kim olduğunu çözemiyordum.
"Biraz daha düşün" dedi Jace
"Birisine mi benzetti?" dedi Clara telaşla
"Gözleri, bana çok tanıdık geliyor."
Tom sıkıntıyla elini saçlarına geçirdi.
"Bir süre bizimlesin Arya, güvenliğini sağlamamız gerek."
"Ama Tom, annemi tek bırakamam."
"Anneni güvene alıcam merak etme, bizimkilerden 1 saniye bile ayrılmanı istemiyorum. En azından büyücüyü bulana kadar."
Sadece kafa sallamakla yetindim. Düşün Arya kime benzettin bu kadını düşün. Off bulamıyordum.
Uykum vardı, yukarı çıkıp yatağıma uzandım. Belki rüyamda hatırlardım kim olduğunu.