7. Bölüm

2268 Words
Sabah alarm'ın sesiyle uyandım. Banyoya gidip Gül'ün gereksiz olduğunu düşündüğüm ama şuan çok sevdiğim bakım ürünlerini sürdüm. Kokulu kremi bu sefer abartmadan sürüp parfümümü sıktım. Bu parfümü çok seviyordum. Renkli dudak nemlendiricimi sürüp odama geçtim. Aynada kendime baktım, sarıya kaçan kumral kıvırcık/ dalgalı saçlarım vardı. Gözlerim koyu yeşildi, burnum anneminki gibi minik ve şekilliydi. Pembe dolgun dudaklarım vardı, fiziğim güzeldi. Dolaptan siyah eteğimi ve gri kazağımı çıkardım. Bugün hava sonbaharın aksine güneşliydi. Siyah botlarımı alıp aşağı indim. Annemler kahvaltıyı hazırlıyolardı. "Arya?" Herkes bana bakıyordu. "Enes?" "Arya?" "Gül?" "Kızım bu ne güzellik hayırdır hangi dağda kurt öldü." dedi Enes "Her zamanki halim abartmayın." diyip yerime oturdum. "Aryoş saçmalama bıraksak okula pijamayla gelicek kızsın sen. Ne bu hal" dedi Gül "İyi bundan sonra böyle, alışsanız iyi olur." Enes kulağıma eğildi. "Bir işler çeviriyosun ama.. alıcam ifadeni hiç merak etme." Enes'e dil çıkarıp yemeğimi yemeye başladım. Servis'in kornasıyla annemlere veda edip servise bindik. Enes en arka koltuklarda oturan 3 çocuğu kaldırıp ön koltuklara gönderdi. Üçümüz en arka koltuğa oturduk, beni aralarına aldılar. "Evet dinliyoruz." İlk söze başlayan Enes oldu. "Neyi?" "Salak mısın kızım? Arelde bir tuhaf sende, bir şey mi oldu? Erende sürekli seni sorup durdu. Bir şey mi yaptı sana" dedi Gül. "Lan düzgün konuş ne yapabilir o piç Arya'ya." Eğer Arel'in bana yaptıklarını Enes öğrenirse kesin öldürürdü onu. Gül'e dönüp kaş göz yaptım, sana sonra anlatıcam gibisinden. "Ayy anladımm sen özel günündesin. Doğru ya biz aynı gün ol..." Enes Gül'ün sözünü kesti. "Allah sizi bildiği gibi yapsın başka bir şey demiyorum." yanımızdan kalkıp ön koltuklardan birine geçti. Gül ile birbirimize bakıp kahkaha attık. Enes'i nasıl kandıracağını iyi biliyordu. "Anlat bakalım aşkım balım noluyor?" Sıkıntılı bir nefes verdim. Arel'in bana yaptıklarını anlattım, Gül çok sinirlenmişti. Bana sarılıp ağlamaya başladı. "Ben çok kötü bir arkadaşım dimi. Nasıl fark edemedim ya. Allah beni kahretsin." "Sen dünyanın en iyi en güzel arkadaşısın birtanem. Enes sakın duymasın Gül, ben halledicem." "Sen halletmiceksin ben ona ne yapıcağımı gayet iyi biliyorum." "Bir şey yapma Gül, Geçen haftaki Gökhan olayındaki fotoğrafları kurtardım dün. Tehtid edicem onu." Gül'e yol boyu planımı anlattım. Okula geldiğimizde Jace ve diğerleri son model spor arabalarından inip okula doğru yürümeye başladılar. Jace bir anlığına bana bakıp güneş gözlüklerini taktı ve okula doğru yürüdü. Clara, Alec, David ve kevin çaktırmadan bana göz kırpıp okula girdiler. "OHAA BUNLAR KİMMMMM!" Gül ve Enes kulağımın dibinde bağırmışlardı. Onları umursamayıp sınıfa doğru yürüdüm. Kevin ve Kendall 11/A sınıfındalardı, David ve Clara ise 11/B Jace ve Alec ise bizim sınıftalardı. Sınıfa gitmeden önce Arel'i bulmam gerekiyordu. 12. Sınıflar müdürün odasıyla aynı kattaydı. Yukarı çıktım Arel'in sınıfı müdür'ün tam karşısındaydı, çünkü en çok disipline bu sınıf gittiği için müdür'ün tam karşısına koymuşlardı bu sınıfı. Arel'i aradım, anında açtı. "Sınıfın önündeyim." Telefonu suratına kapattım. 3 saye geçmeden yanıma geldi. "Arya bak ben..." "Açıklama yapmana gerek yok Arel" Telefonumu açıp geçen hafta ki fotoğrafları gösterdim. Kaşlarını çatıp bana bakıyordu. "Git bu okuldan." "Hayır" "Güzel sen bilirsin" tam arkamı dönüp gidecekken bileğimden tutup çekti. Bileğimi kurtarmaya çalıştım ama bırakmadı. "Özür dilerim, kendimi kaybettim. Yaptığım şey affedilir gibi değil biliyorum. Seni kaybetmekten deli gibi korkuyordum Arya, o sana dokunmaya kalkan piçleri hallettim merak etme. Affetme beni, istediğini yap bana ama seni görme hakkını alma benden. Öldür beni daha az canım yanar." Suratına tokat attım. "Bırak! Hayatım kararıyordu be benim hala gelmiş seni göremezsem ölürüm diyorsun. Pislik herif" Herkes bize bakıyordu. Bu sefer gidemeden beni duvara sertçe yaslayıp kulağıma eğildi. "Ne yaparsan yap Arya, bana ait olduğunu sakın aklından çıkarma" Birden birisi Arel'i üzerimden çekip yumruk attı. Jace Arel'i tek yumrukla yere düşürmüştü. Müdürün odasına baktım. Clara, David, Alec, Kevin ve hatta Kendall başından beri bizi izliyolarmış. David ve Kevin Jace'i tutmaya çalışıyolardı. Kendall hızla yanıma geldi. "İyi misin?" Cevap veremedim. Müdür gelip Jace'i ve Arel'i odasına çağırdı. Clara'da yanımıza geldi. "Merak etme David halleder." Gözümden 1 damla yaş düştü. Kendall belimden tutup beni lavaboya yönlendirdi. "Elini yüzünü yıkayalım gel." Kendall'a sıkıca sarıldım. "Teşekkür ederim." "Sulu gözlü insanlardan hoşlanmam Arya. Hadi yıka şu yüzünü." kıkırdayıp dediğini yaptım. Kendall ile birlikte sınıflarımıza indik. "Sonra görüşürüz." diyip el salladım. O da bana el sallamıştı. Isınmaya başlamıştı sanırım bana. Sınıf'a girdiğimde çoktan öğretmen girmişti, yerime geçip oturdum. 5 dakika sonra Alec ve Jace geldiler. Jace yüzüme bile bakmıyordu ama Alec göz kırpmıştı. Sınıftaki tek boş sıra bizim sıranın arkasıydı yani en arka. İkisi birlikte arkamıza oturdular. Jace'in kokusu bütün sınıfa yayılmıştı ve herkes onlara bakıyordu, özellikle kızlar. Ders Matematikti. Gül ikide bir telefonuma mesaj atıyordu. Kızım baksana çok yakışıklılar. Erenlede bitirmiştim Allahtan, isimleri ne acaba? Sorsam mı? Yalnız şu siyahlı baya iyiymiş. Sarıda fena değil, sen sarıyı al ben siyahlıyı alıyim. İki sarışın takılırsınız Gül'ü engelledim. Gül beni dürttü, napıyorsun der gibi bana bakıyordu. Enes'e mesaj attım. Kardeşin kudurdu! Sen mi döversin ben mi? Enes arkasını dönüp Gül'e ölümcül bakışlar attı. Teneffüste tam Gül ve Enes ile birlikte kantine inecekken Arel kolumdan tutup beni içeri soktu. "Yeni gelenler hariç herkes dışarı!" Arel'in bütün arkadaşları gelmişti 3 4 kişi kapıdaydı. Enes hemen kolumu Arel'in kolundan kurtardı. "Hayırdır oğlum sen. Arya'nın kolundan tutup çekmeler." Jace ve Alec bize bakıyolardı, Alec gülümsüyodu. Komik olan neydi acaba banada söylese keşke, bu aralar gülmeye çok ihtiyacım vardı. Jace ayağa kalkıp bize doğru yürümeye başladı. Sınıftaki herkes dışarı çıktıktan sonra kapıyı kapattılar. "Arel git, olay çıkarma" dedim sakince. "Neden birtanem, ne güzel eğlenicez. Gel bak en önü sana ayırıyorum." Kolumdan tutup en ön sıraya oturtmaya çalıştı ama Jace kolumu kurtarıp beni arkasına aldı. "Vay vayy yeni çocuk sabahtan yürek yiyipte gelmiş." Alec beni kolunun altına alıp sıraya yaslandı. Jace kesin öldürecekti onları ve iş daha çok büyüyecekti. Off al başına belayı. Gül hemen yanıma geldi. Arel Jace'e yumruk atamadan Jace onu çoktan yere sermişti, Enes'de Jace'e yardım etmek için bir iki kişi almıştı. Alec kahkaha atıyordu, aynı zamanda spiker gibi konuşuyordu. "Jace Yumruğu havada yakalayıp anında yere seriyor, arkasındaki iki kişi daha Jace'e dokunamadan diğerinin üzerine düşüyor. Evet sayın seyirciler, adını bilmediğimiz kahraman 1 kişiyi çoktan yere serdi ama arkasındaki çocuğu görmedi ve bir darbe yedi.. uff bu biraz acıttı. Jace hemen isimsiz kahramana yardım ediyor ve.. ve Jace ve isimsiz kahraman herkesi dövüyor. Bir alkış alalım lütfen" Gül kahkaha atarak alkışlamaya başladı. Enes'in yanına gittim. "İyi misin?" Enes karnını tutuyordu, kolumdan destek vererek birlikte revire yürümeye başladık. "Lan nasıl dövdü 10 kişiyi birden o çocuk, valla helal olsun iyi dövüşçüymüş. Arel kesin uğraşır onunla" "Düşünme bunları gel hadi." "Sahi sorun neydi, Arel sanada bir şeyler ima etti. Aranız mı bozuk sizin." "Pişman etti beni, yukarda tartıştık biraz. Üzerime yürüyüncede o çocuk vurdu Arel'e." Enes bir sürü soru sordu ama cevap vermedim. Hemşire muayene ettikten sonra rapor verdi, Enes'de eve gitti. Banada derse geç kaldığım için izin kağıdı verdi. Derse girmek istemiyordum zaten, iyi olmuştu. Arka bahçeye gidip boş bir banka oturdum. Daha ilk günden herkesin başını belaya sokmuştum. Aferin sana Arya, mutlusundur umarım. Hayır ne diye etrafına bakmıyosun kim var kim yok diye. Arel'e haddini bildirmesi gereken kişi sendin, Jace'i bu işe hiç karıştırmamalıydım. Acaba David Arel'in Jace ile uğraşmaması için onu ikna edebilir miydi? Belkide çoktan halletmiştir. Telefonumun bildirim sesi gelmişti. Arel mesaj atmıştı. Söyle o çok sevgili arkadaşına bu gün son günü. Çıkışta bu okuldan cenazesi çıkıcak. Mesajına cevap vermeden Clara'ya mesaj attım. David'in yardımı lazım. Sorun ne? ' Fotoğraf ' Arel'in bana attığı mesajın ekran görüntüsünü atmıştım. Telefonuma bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti Selam David ben. Neredesin? Arka bahçedeyim David'in numarasını kaydedip beklemeye başladım. Çok geçmeden gelip yanıma oturdu. "Yine kavga mı ettiler?" "Sınıfa geldiler, Jace bütün arkadaşlarını dövdü." "Nerede buluruz bu arkadaşı?" Birlikte Arel'in sınıfının önüne gittik. Nöbetçinin boynundaki kartı alıp sınıfa girdim. "Merhaba Özgür hocam. Arel'i alabilir miyim?" "Tabi Aryacım, yine kiminle kavga etti?" "İyi dersler hocam" Arel sırıtarak geldi. Yüzü dağılmıştı. "Ne o çok mu korktun arkadaşının başına bir şey gelir diye." "Bence sen milleti tehtid ediceğine oturup biraz neden dayak yediğini düşün" dedim iğneleyici ses tonumla. Kolumu sıktı ama David hemen onu uzaklaştırdı. "Rahat dur ufaklık." David'in gözleri birden sapsarı oldu, Arel hareket etmiyordu. "Arya ve Jace'den uzak durucaksın. Bir daha kimseye el kaldırmayacaksın ve kadınlara düzgün davranıcaksın." David birden bıraktı onu. Arel bir şey demeden sınıfa girdi. David'e baktım, sırıtıyordu. "Teşekkür ederim." "Ne demek prenses görevimiz." Göz kırpıp sınıfına doğru gitti. Nöbetçiye kartını geri verip sınıfa gittim. İzin kağıdını hocaya uzatıp yerime oturdum. "Enes nerde?" "Bir kardeşin olduğu yeni mi aklına geldi Gül? Eve gönderdiler." "Nasıl? İyi mi o" "Teneffüste arayıp sorarsın." Gül telefonunu açıp Enes'e mesaj attı hemen. Defterimin en arka sayfasını açıp bir şeyler karalamaya başladım. Öğle arasına kadar okul çok sıkıcı geçmişti, Jace'le hiç konuşmamıştık. Alec ve Gül iyi anlaşmışlardı. Öğle arasında Gül ve ben kantine indik. Jace ve diğerleri Arel'in masasına oturmuşlardı ve Arel hiçbir şey dememişti. "Yok artık, Arel masasını onlara mı verdi. Sanırım Jace kafasına sert vurmuş." İki saattir önümdeki yemekle bakışıyodul. Jace ile konuşmak istiyodum ama bu biraz imkansız gibi görünüyordu. "Jace neden seni öldürücek gibi bakıyor?" dedi Gül. Jace'e baktım, gerçekten çok kötü bakıyordu. 'Benimle gel!' Vaov demek ki zihin yoluylada bağırabiliyordu, ama çok acıtmıştı. "Ben bir sınıfa gidip geleyim Gül, bekle sen burda." "Tamam canım." Alec bizim masaya doğru geliyordu. Jace önümden yürüyordu. Okulun arka bahçesine geldik, burada kimse olmazdı. Jace ile konuşmaktan mı bahsediyordun Arya, bir şey isterken doğru düzgün iste bari. Kesin yine kavga edicektik, çünkü hala çok kötü bakıyordu. Alttan al Arya huyuna git ne derse 'he' de geç. "Ne yaptığını sanıyorsun Arya!?" Gözlerimi kaçırdım, gözlerine hatta yüzüne bakmasaydım benim için daha sağlıklı olucaktı. "Ne yapmışım yine?" dedim sakince "Onu sana sormak lazım!" Ellerimi birleştirip parmaklarımla oynamaya başladım. "Neyden bahsediyorsun?" "Yüzüme bak Arya!" "Bakamam" "Arya!" o kadar yüksek bağırmıştı ki sıçramıştım. Elini sertçe yanağıma koyup yüzüne bakmamı sağladı. Gözlerim dolmamalıydı hayır şuan olmaz. Neden dinlemiyorsunuz beni. "Sen kim oluyorsunda bizi kullanarak kafana göre iş yapıyorsun!" "Ben sizi kullanmadım, benim yüzümden başının belaya girmesini istemedim" "Sanane benden! Kimsin sen!?" Bana bu kadar bağırmak zorunda mıydı? Canım yanıyordu. Beni dinlemeyen göz yaşlarım çoktan yanaklarımdan aşağı süzülüyordu. "Özür dilerim" Mutlu musunuz göz yaşları, Jace'in karşısında küçük düştüm. Hızla tuvalete gidip kendimi kabinlerden birisine kilitledim. Ağlama Arya şimdi sırası değil, yatağa girene kadar dayan. Söz bak o kadar ağlicam ki göz bebeklerim kuruyuncaya kadar hemde, ama lütfen şuan ağlama. Beni dinlemiyolardı. Kabinden çıkıp elimi yüzümü yıkadım. Biraz daha iyiydim. Tuvaletten çıkıp Gül'ün yanına geri döndüm. Alec ile sohbet ediyolardı. "Heh geldi külkedisi." dedi Alec. "Ağladın mı sen?" dedi Gül dan diye. Alec bana baktı, ardından arkaya dönüp oturdukları masaya baktı. "Sonra görüşürüz" diyip gitti. Jace'e sinirli sinirli bir şeyler söylüyordu ama Jace onu umursamıyordu, bana bakıyordu. Arkam ona dönük bir şekilde oturdum, daha fazla üzüldüğümü görmesini istemiyordum. Gül ne olduğunu sormuştu ama bir şeyler uydurup onu geçiştirdim. Son iki ders seçmeliydi, bu demek oluyordu ki vampir arkadaşlarımla hepimiz aynı sınıftaydık. Gül müzik dersini seçmişti, bu yüzden tektim. Resim sınıfına gidip dolaptan malzemelerimi çıkardım. İnanç hoca beni yardımcısı seçmişti, bu yüzden sınıfın düzenini ben sağlıyordum. "Naber?" Sesin geldiği yöne baktım. Alec boş bir sıraya oturmuş beni izliyordu. "İyidir sen?" "Yalan söylemekte çok kötüsün. Ne dedi Jace sana?" "Boşver. Şu minderleri alır mısın?" "Arya anlatmazsan Tom'a bildirmek zorunda kalırım." Ona baktım. "Yapamazsın." "Seni korumak benim görevim ve bizden bir şey gizlemen yasak." Oflayarak Jace ile olanları üstü kapalı bir şekilde anlattım. Alec bir şey demedi ve bana yardım etti. İnanç hoca bugün dersi dışarıda arka bahçede işlemek istediğini söylemişti. Arka bahçeye minderleri dizmem gerekiyordu. İki tane büyük tuvali ve şövaleyi alıp kenara koydum, geriye kalan resim malzemelerini alıp resim çantasına koydum. Geriye malzemelerin dışarıya taşınması gerekiyordu. Sınıfa gelen öğrencilerin eline bir şeyler tutuşturup bahçeye gönderdim. Clara, David, Kevin ve Kendall bana yardım ediyolardı. Herkes malzemeleri alıp dışarı taşıdı, sınıfta tek ben kalmıştım. Paleti unutmuştum, geçen haftaki çöp olmuştu. Neredeydi bu yeni paletler? Sandalyeye çıkıp dolabın üzerindeki paletlere uzandım ama elime hareket eden bir canlının değmesiyle panikle Dengemi kaybettim. Düşmemiştim.. çünkü Jace beni yakalamıştı. Jace'in kucağında öylece birbirimize bakıyoduk. "İyi misin?" Kafa salladım sadece. "Neyden korktun?" "Bilmiyorum.. böcekti sanırım." Jace sandalyeyi kenara itip dolabın üzerindeki paletleri bana uzattı. Sıralardan birisine yaslandı. "Teşek..." "Teşekkür etmenden hoşlanmıyorum Arya." Arkamı dönüp gidecekken belimde yakaladı. Beni kendine çekti. "Ağlamandan da hoşlanmıyorum." "Ben sadece..." "Biliyorum, kötü bir niyetin yoktu. Ne kadar zihnini okumamdan rahatsız olsanda ne yazık ki bazen istemsizce zihin okuyorum." "Jace ben onları senden rahatsız..." "Neden benden kaçıyorsun Arya. Dün söylediklerin beni göndermek içindi, biliyorum. Neden görmek istemiyordun beni?" "Bunu sana söyleyemem. Saçma bir fikirdi zaten." "Peki istediğin gibi olsun, hadi derse gidelim" Belki sana bunu açıkça söylerdim Jace.. belki ben söylemeden sen anlarsın, ama umarım..umarım benden duyarsın. "Evet Arya da geldiğine göre başlayabiliriz." Jace ve diğerleri en arkada gölgede oturuyolardı, ben ve İnanç hoca tuval'in karşısına oturduk. Bugün ki ders soyut sanattı. Ben ve inanç hoca tuval'e resim çizip sınıf'a çizim tekniklerini anlatırdık. İki ders'in sonunda tablolarımız bitmişti. En eğlenceli kısıma gelmiştik şimdi. "Evet gençler, herkesin adaletli davranmasını istiyorum. En çok kiminki beğenildiyse oylayacağız." "Benimkini beğenenler el kaldırsın." Sınıftaki iki yılışık kız el kaldırdı. "Arya'nınkini beğenenler el kaldırsın." Bütün sınıf el kaldırmıştı, Kendall ve Jace'de dahil. "Demek ki boynuz kulağı geçiyormuş ne diyim, helal olsun. Kime hediye etmek istersin bu tabloyu?" Kendall'ın gözleri parladı. Alec hemen atladı. "Arya lütfen bana ver!" Sınıftaki çoğu kişi onlara vermem için söyleniyordu. "Kendall" dedim. Kendall gülümsedi, ayağa kalkıp yanıma geldi. "Teşekkür ederim." diyip sarıldı. Kevin, David ve Alec şaşırarak bizi izliyolardı. Okuldan sonra Jace'in arabasına bindim, bütün okul bizi izliyolardı. Gül Allahtan görmemişti beni. "Bugün ne yapıcaz?" Gözlüğünü taktı ve torpidodan bir kağıt çıkardı. Ders programı gibiydi. Pazartesi çarşamba ve cuma günleri dövüş dersleri, salı ve perşembe günü vampirler, elfler, büyücüler, kurtadamlar ve avcılar ile ilgili bilgileri öğrenecektim. Cumartesi günleri ise yetenek geliştirme dersleri vardı, yani geriye pazar günüm kalıyordu. Kağıdı katlayıp çantama koydum. "Eğitmenim kim?" "Aramızdaki en iyi dövüşçü" "İsmi ne?" Bana bakıp göz kırptı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD