5. Sonsuz Bir Güven

1261 Words
Soğuk rüzgar Suriye sınırında bir geceyi daha yırtıp geçiyordu. Gökyüzünde ay, puslu bulutların arasında bir an görünür, bir an kaybolur gibiydi. Nöbet kulübesinde dalgın gözlerle karanlığı tarayan Ahmet Yüzbaşı, telsizden gelen kısa raporları dinlerken zihninin derinliklerinde tek bir isim yankılanıyordu Rüya. Rüya,yeni atanmış genç bir cerrahtı. Hayatını insanların hayatlarını kurtarmaya adamış, zeki, disiplinli ve güzelliğiyle de dikkat çeken bir kadındı. Fakat kalbini teslim ettiği adam nişanlısı, göründüğü gibi biri değildi. Ahmet nişanlı olduğunu duyunca hemen Aliye talimat verip Rüyayı araştırmıştı. Rüyanın şeceresini çıkartmış tertemiz bir geçmişle hiçte şaşırmamıştı. Nişanlısı olacak şerefsizse erkek demeye bin şahit gerektiren kızı defalarca aldatan bir pislikti. Rüya bilmiyor olmalıydı yoksa hiç bir kadın böylesi aşağılık bir duruma sessiz kalamazdı. Doktor Rüya'ya gerçekleri söylemek istemişse de Rüya’nın gözlerindeki hayal kırıklığını görmek en ağır düşman ateşinden bile daha zordu. Nişanlısı Serdar, Ankara’da nüfuzlu bir ailenin çocuğuydu. Paranın ve bağlantıların gölgesinde büyümüş, sadakati hiçbir zaman öğrenmemişti. Birkaç hafta önce Ahmet’in kulağına gelen söylentiler, onun başka kadınlarla olduğu yönündeydi. Ahmet’in içi sızlamış ama sessiz kalmayı tercih etmişti. Çünkü onun işi kendi duygularından daha büyüktü. Vatan borcu, işte elini kolunu bağlayan buydu... Bir gece operasyon merkezinden acil bir çağrı geldi. Ahmet hemen taburdaki harita masasına geçti. Tüm subaylar toplandığında, Albay kısa ve keskin cümlelerle konuştu: "Yurt dışında, Avrupa’da saklanan bir vatan haini var. Yıllardır aranan bu adam ülkeye dönmesi halinde çok sayıda terör eylemini organize edecek. Sınırı geçeceği bilgisini aldık onu getirmek için özel bir tim görevlendirildi. Ve bu timin başında sen olacaksın, Ahmet Yüzbaşı ." O an çadırın içindeki hava ağırlaştı. Ahmet’in gözleri karardı, kalbi hızlandı. Dışarıdan bakıldığında soğukkanlıydı ama içinde kasırgalar kopuyordu. Çünkü bu görev sadece profesyonellik değil aynı zamanda büyük bir fedakarlık gerektiriyordu. "Emredersiniz komutanım." dedi dimdik durarak. Görev kabul edilmişti. Artık geri dönüş yoktu. Aynı günlerde askeri hastanede doktor Rüya cerrah üniformasıyla gece gündüz çalışıyordu. Yoğun bakıma alınan askerlerin sınırdan getirilen yaralıların arasında zamanın nasıl geçtiğini bilmiyordu. Ama aklına nedense hep Ahmet geliyordu. Bu yaptığı için kendi kendine kızmış çok utanmıştı. Netice de 2 yıldır görüştüğü bir nişanlısı vardı. 2 yıl sonra buradan tayin olunca evleneceklerdi. Telefonuna gelen bir mesaj Rüya'yı hem şaşırtmış hemde sarsmıştı. "Nişanlın başka bir kadınla gördüm, inanmazsan kendin araştır." Mesajı atan kişi eski bir sınıf arkadaşıydı. Rüya başta inanmak istemedi. Fakat ertesi gün Serdar’ın arabasını bilmediği bir evin önünde bilmediği güzel bir kadınla sarmaş dolaş fotoğrafını yollayan arkadaşının gönderisiyle kalbi buz kesti. Gözleri doldu ama kimseye bir şey belli etmedi. Çelik gibi görünmek zorundaydı. O gece odasında otururken elinde kahvesi dalıp gitmişti. Cebindeki telefon titreyince hemen çıkarıp ekrana baktı. Ahmet’in gönderdiği kısa bir sesli mesajı uyarısını görünce hemen kendini toparlayıp kulaklığını taktı ve mesaja tıkladı. "Doktor Rüya görev çıktı bir süre görüşemeyebiliriz. Kendine dikkat et Allah'a emanetsin." diyordu. Ahmet’in sesindeki dinginlik aslında içinde fırtınalar olduğunu hissettiriyordu. Rüya gözyaşlarını silip aynaya baktı. Keşke senin gibi biriyle olsaydın. Serdar ne bileyim galiba yanlış seçim yaptım." diye fısıldadı. Operasyon Başlangıcında Ahmet ve timi, gizli bir uçakla Avrupa’nın doğusundaki bir ülkeye indirildi. Hedefleri, yıllardır farklı kimliklerle dolaşan Mehmet Kara isimli eski bir istihbaratçıydı. Devlete ihanet etmiş terör örgütlerine bilgi sızdırmıştı. Şehirde karanlık sokaklar, yabancı yüzler ve puslu bir hava vardı. Ahmet’in timi kaldıkları güvenli evde haritaları açıp plan yaptı. "Adam haftada bir aynı kafeye gidiyor. Güvenlik önlemleri yüksek. Yakalamak için dikkatli olmalıyız. Çatışma çıkarsa diplomatik kriz olur. Üstelik bizleri de savunan olmayacak kim vurduya gideriz. O yüzden ekstra dikkat etmeliyiz." dedi Ahmet. Timi onun liderliğine güveniyordu. Çünkü Ahmet, savaş alanında ne kadar soğukkanlıysa şehir operasyonlarında da o kadar zekiydi. Üç gün süren gözetim sonunda hedef nihayet göründü. Siyah pardesüsüyle, kalabalığa karışmıştı. Ahmet kulaklıktan emir verdi: "Takip başlasın çifte örtü yapmayın sıradan vatandaş gibi davranın. Gerekirse oturun yiyin için.” dedi. Adamın adımları hızlıydı sanki peşinde bir gölge hissetmiş gibiydi. Ahmet, timiyle birlikte dar sokaklarda izini sürerken kalbi hızlanıyordu. Çünkü bu adamı kaybederlerse ülkeye geri döndüğünde yüzlerce canın yanacağı kesindi. Bir ara adam bir otele girdi. Timiyle göz göze gelen Ahmet kararını verdi: "İçeri giriyoruz dikkat edin müşteriyiz." diye ekledi. Hemen danışmaya girip her şey normal gibi recepsiyondan bir odaya kaydını sahte kimlikle yaptırıp anahtarı alacakken büyük bir gürültüyle silah sesleri patladı. Adamın korumaları çoktan pususunu kurmuştu. Eski istihbaratçı anlamıştı demek. Mermiler duvarlara çarpıp yankılanırken Ahmet öne atıldı timini korumak için pozisyon aldı. "Ateş serbest" diye bağırdı. Kısa sürede koridor barut kokusuyla doldu. Ahmet, kurşunlardan sıyrılarak ilerledi ve korumalardan 2 sini yaralayıp devam etti. Adamın kaldığı odanın önünde bekleyen korumaya da kenardan ateş edip odaya yaklaştı. "Sonunda..." diye kendi kendine fısıldadı. İşte şimdi ülke güvenliğini tehlikeye atan adamı yakalayacak önce kendisi kısa bir hesap soracaktı. Hedef odanın içine kapanmıştı. Kapıyı kırıp içeri girdiklerinde Mehmet Kara ellerini kaldırmış yüzünde sinsice bir gülümseme vardı. "Beni götürseniz de bir şey yapamazsınız dönmeyeceğim. Benim arkamda devletler var siz sadece piyonsunuz." diyerek güldü. Ahmet dişlerini sıktı. Silahını indirip kelepçeyi çıkardı. "Oyun bitti vatanına gidecek ve yaptığın hainlikler için hesap vereceksin.”dedi. Mehmet Kara yakalanmıştı ama iş sadece adamı yakalamak değildi. Şehirdeki yerel güçler çoktan haberdar olmuştu. Dönüş yolunda timin etrafı sarıldı. Ahmet soğukkanlılıkla emirler verdi patlayıcılarla dikkat dağıttılar ve karanlık sokaklardan ikişerli halde kaçmayı başardılar. Saklandıkları eve varmaları çok sürmemişti. Mehmet Kara'nın başına bir maske takıp onları bekleyen havaalanına gittiler. Özel bir havalimanı olduğundan dikkat çekmeyecekti. Bir helikopter onları sınır dışına çıkarırken, Ahmet’in zihni yine Rüya’ya kaydı. Belki de onu bir daha hiç göremeyecekti. Belki de bu görevin dönüşü olmayacaktı. O sırada Rüya Serdar’ın ihanetiyle yüzleşmişti. 3 günlüğüne izin almış ve Ankaraya gitmişti ama ne ailesi nede Serdar bunu bilmiyordu. Rüya kiraladığı bir arabada Serdarın her gün birlikte yaşamak için satın aldıkları eve 3 farklı kadın getirip sarmaş dolaş hallerini kendi gözüyle görünce gözyaşlarına hakim olamadı. Geri dönmeden evin ziline basmış duştan yeni çıkan Serdar nişanlısını karşısında ama buz gibi bir ifadeyle görünce hem şaşırmış hem huylanmıştı. Escort kız gideli daha yarım saat bile olmamıştı. Görmüş olamazdı değil mi? "Sevgilim hoş geldin. Neden beni aramadın seni almaya gelirdim." diye sarılacakken Rüya bir adım geri attı. "Seni gördüm. 3 gündür seni izliyorum. Bitmeyen enerjinle 3 gün 3 farklı eskortu benimle yaşamak istediğin eve getirdin. Serdar Rüyaya yaklaşıp pişkince inkar etmeye kalkınca, Rüya tek bir cümle söyledi "Bitti..." Serdar engel olmaya çalışsada parmağındaki yüzüğü çıkartıp Serdara fırlatmış kiraladığı arabayla gerisin geri havaalanına gitmişti. Biliyordu ve biletini almıştı. Yarım saat havaalanında bekleyip uçağa bindi ve akşam olmak üzereyken yaşadığı ve son günlerde aklını sürekli kurcalayan adamın olduğu şehre indi. Hemen evine geçip kendini duşa attı. Üzerindekileri çıkarmadan buz gibi soğuk suyun altında hıçkıra hıçkıra ağlayıp sakinleşince üzerini çıkartıp bu kez sıcak suyla banyo yapıp yeni hayatına ilk adımlarını attı. Üzerine geçirdiği pijamalarıyla yatağına uzanıp gözlerini kapadı. Sabah olmuş ve yeni hayatının ilk gününe güzelce hazırlandı. Hastanenin koridorunda yürürken içinde bir boşluk değil bir güç hissetti. Artık hayatında hiçbir şeyin yalan olmasına izin vermeyecekti. Haftalar süren görev sonunda Ahmet, adamı sağ salim ülkeye getirmeyi başarmıştı. Farklı 3 ülkeyi gezip en sonunda adamı topraklarına getirip teslim etmişti.Askeri havaalanına indiğinde yorgun ama gururluydu. Onu karşılayan kalabalığın arasında bir yüz dikkatini çekti Rüya. Göz göze geldilerinde hiç bir söz söylenmeden onca duygu dile dökülmeden anlaşıldı. Rüya’nın gözleri parlıyordu Ahmet’in gözleri ise gurur ve sevgiyle doluydu. Rüya sessizce yaklaşıp fısıldadı: "Hoş geldin yüzbaşı vatan sana minnettar.” Ahmet başını eğdi, elini kalbine koydu "Hoş bulduk böylesi güzel bir karşılaşma için yeniden göreve gidebilirim." dedi dudağı yanlara kıvrılırken. Ve o an Rüya'nın yaşadığı ihanet kalbindeki tüm acılar Ahmet'in çıkıp geldiği savaşlar çatışmaların tümü geride kaldı. Çünkü onların hikayesi artık yeni başlıyordu. Ahmet'in Rüyası karşısındaki adamla şimdi pek çok şeyi ilk kez deneyimlediğini anladı. Daha önce Serdar ile hiç böyle hissetmemişti. Sanki şuan savaş çıksa Rüya hiç korkmayacak Ahmet'e sarılacak ve her şey bitecekti. Hissettiği tam olarak buydu. Sonsuz bir güven...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD