Rüya Ahmet'in hasretiyle yanmış kavrulmuş bir daha görev dese yakasına yapışacaktı. Hele nasip olur da evlenirlerse yanından yakınından ayırmayacaktı. Steteskopu sedyede yatan kadının karnına bastırdı. İçeriden gelen cızırtılı sesle safra kesesinin sertleştiğini anlayıp ultrosona yolladı.
"Sanırım safra keseniz dolu bir ultrason çekilsin sonra tekrar konuşuruz."
"Doktor hanım ne yesem kusuyorum sanki midem hazmetmiyor. "
"Doğru der doktor hanım yemekten kalkıp öğürmeye başlıyor eş dost dalga geçer oldu gene gebe diye. Ne edeceğimi bilemez oldum."
"Anlıyorum ama öğürmesinin gebe kalmasıyla alakası yok. Muayeneden çıkardığım safra kesesi dolu hissettim ama ultrason ile daha net şeyler söyleyebilirim."
"Allah razı olsun doktor hanım biz çıkalım" diyerek odadan dışarı çıktılar. Rüya yine bir ameliyata girecek olmanın düşüncesiyle hemen toparlandı zaten son hastaydı ve sonuçlara yarın bakıp karar verirdi. Montu çantası derken anahtarı elinden odadan çıktı.
"Doktor hanım dünkü hastanız kalp spazmı geçirmiş sanırım dikişleri atmış öksürmeye çalışmış."
"Çok biliyorlar değil mi? Şimdi nasıl?"
"Sakinleştirici verip uyuttuk sizi bekliyoruz ne yapalım?"
"Tamam bir bakayım sonra çıkarım." diyerek üst kattaki dün ameliyat ettiği hastanın odasına gitti. Üzerindekileri yanındaki hemşireye teslim edip bandajı açtı ve gördüğü şeyle yüzünü buruşturdu. Apandis ameliyatı olmuştu ama yaşlı adam öksür geçer dediler diye ameliyatını unutup öksürünce 4 5 dikişi atmıştı.
"Ameliyathaneyi arayın hazırlansınlar dikişleri tazelememiz lazım yoksa enfeksiyon kapar sorun yaşarız." diyerek elinde eşyalarla odasına döndü. Sinirle söylene söylene ameliyata hazırlandı ve adam hazır uyuyorken hafif bir lokal anesteziyle hemen işini bitirdi ve yarayı kapadı.
"Gerekirse yarın gündüzde uyutun ama takip edin kardiyoloğ arkadaş gördü değil mi?"
"Evet doktor hanım gördü dil altı verdi iyiydi de işte biz dikişler açılınca korktuk."
"İyi yapmışsınız. Ben çıkıyorum sen nöbetçisin bu akşam değil mi?"
"Evet hocam."
"O halde herhangi bir şey olursa beni ara evdeyim. İyi akşamlar ." diyerek biraz zorla hastaneden ayrıldı. Evin yolunu tutarken evde yemek yapmak istemeyip ordu evine geçti ve yemek sipariş etti. Bekar askeri personel gördükleri güzel bayanla tanışmak için neredeyse sıraya girmişti ama Rüyanın aklı da fikri de Ahmet'indeydi.
Önüne konan ızgara tabağını büyük bir iştahla yiyip bitirdi ve ağzını siliyordu ki kapıda Ali'yi gördü. Oda bekardı ve neredeyse her akşam buradan yemek yerdi. Elini kaldırıp Ali'ye göründü. Ali yengesini kendi mekanlarında görünce gururla yanına gidip sandalyeyi çekti.
"Müsade var mı doktor hanım?" dedi.
"Elbette yoksa seni niye çağırayım bak herkes sırada bekliyor." deyip güldü. Ali etrafına bakınca bekar askeri personele baktı ama kötücül bir bakış olunca Ali'yi sevgilisi sanıp herkes önüne döndü.
"Komutanım görmesin hepsini ipe dizer."
"Komutanının görmesi için önce burada olması gerekiyor yani biraz zor."
"Öyle demeyin doktor hanım hem ne demiş şair?"
"Ne demiş ?"
"Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın..." kaşlarını kaldırıp gülümsedi. Rüya sevinçle elindeki çatalı tabağına bırakıp Aliye yaklaştı.
"Gerçekten mi? Geliyor mu? Ne zaman? yarın mı?" Ali karşısındaki heyecanlı ve aşık kadına sevindi. Komutanı bunu çoktan hak etmişti.
"Ben bilmem doktor hanım ne demişse şair demiş ben onun yalancısıyım." diyerek garsona iki çay sipariş etti.
"Yemek yeseydin neden çay söyledin?"
"Ben öğle yemeğini biraz kaçırmışım akşam kendime izin verdim artık sabah yerim." deyip karnını ovaladı.
"Nasıl istersen ben tüm gün koşturmaktan yemek yemeye fırsat bulamamıştım acıkmışım. Izgara iyi geldi." diyerek tabağını ortaya itti. Garson gelip masayı boşalttı ve sıcak çayları getirip servis etti. Havadan sudan konuşulup bir yarım saat daha geçince Rüya izin istedi daha uyuyup dinlenecekti. Ali eve bırakmayı teklif etse de yürümek istiyorum diyerek orduevinden ayrıldı. Lojmana vardığında sıcak bir duş alıp elinde kitap yatağına uzandı saçındaki havluyu bile açmamıştı. Üzerine öyle bir ağırlık çöktü ki kitabı kucağına bırakıp gözlerini dinlendirmek için kapadı. Ama bu kapayış uykuya teslim olmasına ve sabah ezanına dek öyle üstü açık uyuyakalmasına sebep olmuştu. Ezanın sesiyle kalktığında boynunun tutulduğuyla elini ensesine götürüp sıktı. Hemen kalkıp üzerini giydi ve gerisin geri yorganın altına girdi. 2 saat daha uyuyup bu kez gerçekten kalktı ve hazırlanıp kahvaltı bile etmeden hastaneye gitti.
Teker teker hastalarını kontrol edip polikliniğe başlamıştı bugün yine tıklım tıkıştı. Adını duyan geliyor beni de ameliyat et diye resmen Rüya'nın önüne yatıyordu.Son altı aydır kesmediği insan kalmamıştı. Neredeyse şehrin yarısına yakınının safra kesesini almıştı. Aklına gelen detayla gülüp düğmeye bastı ve ilk hastasıyla gün başlamıştı.
Öğleye kadar durmadan dert dinlemiş çözüm sunmuş reçete yazmıştı. Mesleğini seviyordu ama aynı şeyi 50 kez demek bazen yorucu ve sıkıcı olabiliyordu. Tek sevinci insanlardan dua alması oluyordu. Öğle arası doktor arkadaşlarıyla yemekhanede sohbet ederek yemekler yenmiş herkes işinin başına geçmişti. Bugün çok yoğundu 158 hasta bakmış ve yarısına ameliyat kararı verilmişti. Eve döndüğünde kapısının önünde durup karşı daireye baktı eliyle Ahmet'in kapısını sevip mırıldandı.
"Neredesin be Ahmet bir gittin gidiş o gidiş ne izin kaldı ne tozun. Hiç mi özlemedin beni?" diyerek kendi dairesine yönelmiş kapısını açıp içeri girecekken ardından gelen kapı sesiyle yerinde dondu kaldı. Tüm hücreleri buz tutmuş ama içten bir titremeyle zangırdırıyordu. Ahmet'in evinin kapısı açılmıştı ve onun varlığını arkasında hissediyordu.
"Özlemez miyim burnumda tüttün her gece seni düşünüp gözlerimi kapadım. Güzel gözlüm bana bak ta nefes alayım." diyerek omzunu tutup sevdiği kadını kendine çevirdi. Rüya Ahmet'in dokunduğu noktadan yeniden yaşamaya başladı sanki. Tüm bedenine oradan yayılan sıcaklık uyuşmuş bedenini çözdü ve bir hıçkırık döküldü dudaklarından. Gözlerinden akan yaşlar birbiriyle yarışıyordu. Sağanak halde yağan gözyaşlarını gören Ahmet üzüldü. Sevdiğini bu kadar üzmüştü demek?
"Güzel gözlüm ağlama kıyamam sana " deyip kendine çekip sımsıkı sarıldı Rüya'ya. Rüya Ahmet'in kollarının ağırlığını ve sıcaklığını bedeninde hissedince sımsıkı karşılık verdi.
"Ahmetimmmmm" diyerek başını göğsüne bastırıp hıçkıra hıçkıra ağladı. Kapıdaki bu kısa sarılma faslını Ahmet durdurdu.
"Beni böyle kapıda mı bekleteceksin?" dediğinde Rüya ikiletmeden elinden tuttuğu gibi sevdiği adamın evine girdi. Ahmet peşi sıra sürüklendiği kadınıyla kapısını kapadı ve koridorda durup Rüyayı durdurdu. Rüya geri dönüp bakınca kendine çekilmesi ve dudaklarının birleşmesi bir oldu. Ahmet vahaya kavuşmuş bir bedevi gibi öpüyor içiyordu sevdiğini. Tutarlı saygılı bir erkek olmasına rağmen 6 aydır görmediği sevdiği kadını görmek bu kadar yakın olmak ve verdiği tepkiler zaten benim dedirtiyordu. Ve o anda artık beklemek durmak istemediğine karar verdi. Rüyayı eğilip kucakladı ve elindekiler yere bir bir düştü. Kucağında sevdiğiyle dudaklarını bir an ayrılmadan salona girip kanepeye oturdu. Rüya Ahmet'in dilini emiyordu ve Ahmet delirmek üzereydi. Her ikisi de delirmiş gibi öpüşüyor inliyorlardı. Ahmet öpücüklerine ara verip elleriyle sevdiğini durdurdu. Derin sıcak nefesleri birbirinin yüzünü okşuyordu. Sanki bir an kalmıştı ve o an gelip geçerse diye Ahmet kendini tuttu. Sevdiğine ailesine anne babasına haksızlık etmek istemiyordu. İkisi arasında yaşanacaktı ama sevdiği kadını duygularına esir olup almak istemiyordu. Rüya koluna dokunup kendini sıktığını anlayınca biraz geri çekilip kucağından kalktı. Ahmet'i de kaldırıp üzerindeki parkayı çıkarttı. Ahmet biraz rahatsız olmuştu. Parka çıkarken inleyen Ahmet kolundaki bandajı gören Rüya'yı sakinleştirmek için
"İyiyim merak etme küçük bir kaza" dedi. Rüya panikle gazlı bezi açmaya çalıştı ama Ahmet izin vermedi.
"Ben bir cerrahım ve nelerini gördüm lütfen bakmama izin ver." diyerek durdu. Ahmet haklı oluşuyla kolunu uzattı. Rüya gazlı bezleri yavaşça açıp kolundaki yanığa baktı. O yanığı tam göğsünün ortasında hissetmişti.
"Bu nasıl oldu?"
"Görevdeyken bir yangın oldu kurtarma çalışması yaparken oldu ama önemli değil küçük bir şey." diyerek güldü.
"Ahmet ben yaraları ve yanığın nasıl için için yandığını biliyorum. Boşu boşuna şirinlik yapma bekle beni." diyerek hemen karşı daireye geçti ve elinde ilk yardım çantası bazı ilaçlarla geri döndü. Yanıkları tekrar temizleyip ilaç sürüp sardı. Dikkatle yanına oturunca Ahmet Rüyaya baktı. Eliyle bacağına vurdu Rüya güldü.
"Yok artık Ahmet ne o öyle çocuk çağırır gibi?"
"Estağfurullah Rüyam ne güzel kucağımda kollarımın arasındaydın. Şimdi asker arkadaşı gibi yanıma oturdun." dedi biraz şaşkınca. Rüya kahkaha attı.
"Demek asker arkadaşı öyle mi? Bir daha ki sefere asker arkadaşlarınla aranda bir koltuk olsun böyle diz dize oturma istersen." Ahmet Rüya'nın kendini kıskanmasına eridi bitti.
"Emrin olur güzel gözlüm " deyip koltuğunun altına alıp kıvırcık saçlarını öptü.
"Ahmet seni öyle özledim ki neredeyse her gece rüyamdaydın. Bazen korkarak uyandım bazense." deyip durdu.
"Bazense?" Ahmette sıf puştluğuna soruyordu sanki kendi başına gelmemiş gibi.
"Bazense seninle yaramazlık yapıyorduk."
"Ne gibi mesela?"
"Şey gibi saklambaç oynuyorduk ve sen her defasında beni sobeliyordun." Beklediği cevap bu değildi ama ne yapsın kabuldü.
"Ben eve geçeyim bir şeyler hazırlayayım beraber yemek yiyelim yoldan geldin açsındır sen."
"Evet açım ama evde hazırlama ordu evine geçelim ." diyerek Rüyayı kaldırdı. Rüya koluna dikkat ederek parkasını giydirdi ve beraber el ele lojmandan geri çıktılar. Her ikisinin de karnında kelebekler uçuşuyordu. Ordu evinden içeri girdiklerinde bekar personel Rüya'nın yanındaki komutanlarını görüp hemen selam vermeye başladılar. Rüya içten gülüyor işte benim adamım diyordu.
Siparişler verildi ve kısa sürede gelen yemekler bir bir yendi ve tatlı çay derken Rüya esnemeye başladı. Ahmet sevdiği kadının ne kadar yorgun olduğunu anlayıp kalkalım dedi. Hesabı ödeyip beraber eve geçtiler. En zoru lojmanın içinde oluyordu. Kapının önünde birbirine bakıyorlardı Ahmet Rüyadan ayrılmak istemiyordu Rüya Ahmet'ten. Asıl sorun nasıl birlikte olalım diyeceklerdi ki? Ahmet saçlarını kaşıyıp sormak istedi ama Rüya dayanamayıp lafa atladı.
"Ahmet ben seni çok özledim bu gece sana sarılıp uyusam olur mu?" dedi. Ahmet sevdiğinin atikliğiyle mest oldu.
"Bende onu diyecektim ama nasıl derim diye düşünüyordum elbette Rüyam çok isterim." dedi. El ele Rüya'nın evine girdiler. Ahmet döndüğünde duş almış üstü başı temizdi ama Rüya duşa girmek istiyordu. Şimdi Ahmet varken de tahrik eder gibi olur diye düşünüp kararsız kaldı. Amannn deyip elinde bornozu banyoya gidip astı.
"Ahmet benim duşa girmem lazım yoksa dinlenemiyorum." dedi. Ahmet heyecanlı halde tamam deyip televizyonu açtı. Ülke gündemi ekonomi derken 1 saati geçirmişti. Mutfağa kalkıp su aldı ve mutfak camından nöbet değişen askerleri gördü. Acaba Rüya kahve içer mi ? diye düşünürken Rüyanın kokusu kendinden önce geldi. Yasemin kokusu Ahmet'in gözlerini kapamasına sebep oldu. Rüya Ahmet'e arkadan sarılıp sırtını öptü.
"Ahmet seni bir daha göremeyeceğim diye çok korktum . Her gece dua ettim ." dedi. Ahmet dikkatle ardını dönüp sevdiği kadının yönüne döndü ve oda sarılıp ıslak saçlarını okşadı.
"Saçlarını kurutmamışsın. Hadi gel ben kurutayım." diyerek içeri girdiler. Ahmet Rüyanın getirdiği saç kurutma makinasıyla saçlarını usul usul kuruttu ve okşadı. Sonrada sevdiğini yanına alıp sarıldı.
"Mis kokulum melek gibi olmuşsun. Sana nasıl dayanacağım?" diye güldü. Rüya imasını anlayıp
"Sabır erdemdir komutanım." diyerek gülüşüne eşlik etti.
"Bilmez miyim? Altı aydır sabrede sabrede derviş oldum sakallarım uzadı ." deyip sakallarını sevdi. Rüya başını kaldırıp Ahmet'in sakallarına dokundu.
"Nasıl bu kadar yumuşaklar aklım almıyor normalde sürekli traş oluyorsun hayret."
"Ben sert görünüşünün altında yumuşak kalpli bir adamın sakın kırıp dökme " dedi şakacıktan."
"Bilmez miyim öyle bir ana babadan da anca sen gibisi çıkardı. Vallahi helal olsun ne güzel büyütmüşler seni. Hemde benim için sefam olsun " deyip eliyle sakallarına dokunup yüzünü sevdi. Ahmet çektiği onca şeye yaşadıklarına değdi diye geçirdi içinden. Kim bilir Rüyanın ağzından tüm bu sözleri duyması belki yıllarını ömrünü alırdı ama şimdi altı aylık bir ayrılık her ikisine de artık biz olmalıyız düşüncesini öğretmişti.
"Ahmet?"
"Rüyamm."
"Bunca zaman neredeydin?" işte bu soru yaşananları gün yüzüne çıkartmıştı. Ahmet hatırlamak istemese de Rüya haklı olarak merak ediyor sevdiği bunca zaman nelerle nerede neyle uğraştı bilmek istiyordu.