Galata Kulesi

1779 Words
Ahmet Yüzbaşı alışık olduğu üzere sabah ışımadan uyanmış ve mutfağa geçip bir bardak su aldı. Rüya gece uyana uyana zorla uyumuş ama kötü gördüğü rüyasıyla babas diye bağırarak uyanmış ve sesine Ahmet yüzbaşı pat diye odaya girmişti. Ahmet bağıran Rüya ile ne olduğunu anlamadan odasına dalmıştı. Yatakta gözleri sulu kızı göründe hemen yanına gidip eğildi. "İyi misin?" "Babam babamı gördüm rüyamda" dedi. "Kabus görmüş olmalısın yoksa böyle bağırmazdın." "Haklısın çok kötüydü ama şimdi hatırlayamıyorum." diyerek yataktan ayaklarını sallandırdı. Ahmet duruşunu düzletip geri durdu Rüya yataktan kalkmaya yeltenince gece rahat olmadığından ve korkarak uyandığından başı döndü. Ahmet kızın yaprak gibi sallanışını fark edip hemen tuttu. "Sen iyi değilsin yataktan çıkma" diyerek yatağa uzattı. Komodindeki bardakta su olmadığını görüp hemen eline alıp mutfağa girdi. Temiz bir bardakla su alıp hemen yukarı çıktı. Odaya girdiğinde Rüya'nın annesiyle konuşmasını duyup sessizce bekledi. "Az sonra geliyoruz annem merak etmem ben doktor arkadaşla konuşacağım." diyordu. Ahmet elindeki suyu komodine koyup kapının orada beklemeye başladı. "Görüşürüz annem ben az sonra çıkıcam" diyerek telefon kapandı. "Umarım bir sorun yoktur?" diye sordu Ahmet yüzbaşı. "Yok sayılır gece babamın tansiyonu 22 ye çıkmış annem paniklemiş biraz zor düşürmüşler annemde aramak istemiş ama babam gece gece korkutma diyerek aramamışlar." dedi. "Anladım yoldan geldin üzülme diye demiş olmalı. İyi ki de gece olanları bilmiyorlar." diye ekledi. "Aman sakın bu halde babam birde Serdarın yaptıklarını duymasın bu kez tövbe estagfurullah." diyerek sustu. "Anladım sorun değil." diyerek odadan çıkmıştı ki Rüya ardından seslendi. "Ben kısa bir duş alıp çıkacağım istersen sende duş alabilirsin misafir banyosunda her şey mevcut." dedi. Ahmet teşekkür edip odaya geri girdi. Hemen üzerindekileri soyup saçlarını köpükleyip işini bitirdi.Banyodan çıktığında ıslak saçlarıyla Rüya koridorda dolanıyor bir o odaya bir bu odaya girip çıkıyor elinde bir çanta sürekli bir şeyler arıyor ve içine bir şeyler dolduruyordu. Ahmet yüzbaşı telaşlı haldeki kıza bakmaktan kendini alamadı. "Hazırsan çıkalım mı?" dedi Rüya. "Ben hazırım ama istersen sen saçlarını kurut annem saçların ıslak dışarı çıkma der bana." dedi gülümserken. "Gerek yok arabayla gideceğiz zaten." diyerek hemen odadan montunu alıp dışarı çıktı. Aşağıya inip babasının arabasına binip yola koyuldular. Hastaneye vardıklarında hemen asansöre binip önce odaya eşyaları bırakıp kısa süre babasıyla annesini görüp doktorun odasına yöneldi. "Günaydın sizi rahatsız ediyorum ama gece sanırım biraz zor geçmiş bana da ulaşmadınız?" dedi. "Üzgünüm ama babanız katiyetle rahatsız etmeyin deyince mecburen isteğine uymak zorunda kaldık." dedi. "Anlıyorum ama lütfen umarım olmaz ama olursa haberim olsun." dedi. "Emin olun sizi çok iyi anlıyorum diye yanıtladı meslektaşı. "Peki son durum nedir? Ne yapmayı düşünüyorsunuz?" "Normalde bugün stent takacaktık ama gece boyu tansiyonu bir yükselip bir alçaldı. Şu durumda hastayı riske atmak istemiyorum. Bugünde takip edelim eğer bir sorun olmazsa yarın stent takarız." diye kendini ve babasının durumunu açıkladı. Rüya da bir doktordu ve doktorun ne demek istediğini çok net anlamıştı. Tansiyonu sürekli oynayan bir hastaya bu halde stent takmak masada kalmasına sebep olabilirdi ve bunu hiç bir doktor cesaret edemez etmezdi. "Anlıyorum doktor bey teşekkürler ben babamla konuşacağım." diyerek odadan çıktı. "Acaba dün ne oldu da babamın tansiyonu fırladı ki?é diye kendi kendine konuşurken Ahmet elini omzuna koydu. "Belki de aklına bir şey gelmiştir annem sıkılsa eskileri ansa tansiyonu fırlar." dedi. Amacı Rüya'nın üzülmemesi için çabalamaktı. "Haklısın kim bilir neleri taktı kafaya." diyerek odaya geçtiler. "Babam doktorunla konuştum ve bugünde seni misafir edeceklermiş. Biz pek sevdik bey amcayı diyorlar." dedi kıkırdarken. Babası kaşları yalandan çatık "Ben evimi özledim biriciğim burası ilaç kokuyor burnumun direği kırıldı be." diye söylendi. "Ama canım sen yeter ki iyi ol ben bu kokuyla bir ömür yaşarım." diye annesi babasının yüzünü sevdi. "Canım karım sen beni böyle sev ben ölemem ki." diye karısının elinin üstüne elini koydu. Ahmet anne babasından sonra bu kadar yakından bir çifti gözlemlememiş ve inceleme fırsatı bulamamıştı. ""Babası disiplinli sert olsa da iyi bir adam iyi bir babaydı. Annesini bir gün işe göndermemiş el kapısına muhtaç etmemişti. Kendi yağlarında kavrulmuşlar babaannesi annesine laf edince bir valizle baba evinden tek göz odaya çıkıp hayatlarını o odada kurmuşlardı. Annesi de kocasının her sözünü emir telakki eder asla sözünden çıkmazdı. Ahmet anne babası gibi bir evlilik isterdi hep saygılı gözle görünmese de sevgi dolu saygı dolu bir evlilik. Şimdiyse karşısındaki karı kocayla içlerinden geldiği gibi davranan sevip sevilen bir çifte tanık oluyor ve içten içe çekilip hayran oluyordu. Acaba Rüya ile beraber olsalar belki de evlenseler böyle mi olacaktı? Beyninde dönen tüm bu soru yumağıyla dalmıştı. "Bizimle misin yüzbaşı?" diye soran adamla hemen kendini toparlayıp "Evet efendim." dedi. "Yüzbaşı bana efendim demesen kendimi dairede gibi hissediyorum" dedi. "Siz nasıl isterseniz ancak size nasıl hitap edebilirim?" diye sordu. Rüyanın babası kahkaha attı. "Ben bu delikanlıyı sevdim tam benim kafadan" diyerek kızına baktı. Rüya ne diyeceğini bilemeyerek "Babaaa" diye mırıldandı. Annesi olayı anlayıp "Hadi kızım siz bize birer çay alıp gelin de bende babanızın üstünü değiştireyim" dedi ve kızıyla Ahmet yüzbaşıyı odadan kibarca kovdu. Kapının kapanmasıyla hemen kocasına dönüp "Ay ne yapıyorsun Allah aşkına? Adam deli bunlar diyecek hem çok ayıp ne demek ben sevdim bu delikanlıyı? " "Sevdim yalan mı? Bizim serseri Serdardan sonra adam gibi adam." diye homurdandı. "Farkındayım düzgün birine benziyor ama böyle de dünden razı gibi olmaz ki canım. kız eviyiz biz biraz naz yapmayalım mı?" dedi. Kadında haklıydı ama karı koca dereyi görmeden paçayı sıvamak ne mayo bile giymişler neredeyse her şeyi kendi kafalarında düzene sokmuşlardı. "Ama gerçek şu ki ben kızımın yanında böyle güçlü kendinden emin bir adam görmek isterim. Babasının imkanlarıyla hava atan birini değil." dedi. Rüya seviyorum dediği için babası ses etmemiş ama Serdar'ı bir türlü sevip kabul edememişti. Tamam aile dostlarıydı çocukluğunu bilirlerdi ama Serdar tam bir serseri tam bir kazanovaydı. "Neyse bence biz hiç dahil olmayalım ikisi karar versinler ." diyerek son sözü de annesi söyledi. Ahmet elinde bir tepsi ve üzerindeki çay ve bir kaç atıştırmalık bisküvi kuruyemişle içeri girdi. Annesi hemen elinden alıp yemek masasına bıraktı. "Ne zahmet ettin oğlum." diye teşekkür etti. "Estağfurullah olur mu buyurun." diyerek çayına uzandı ve bir yudum içti. Oldum olası bu karton bardakları sevmezdi ama yapacakta bir şey yoktu. Bir süre sohbet edip çaylarını içtiler ve sonra boşları da alıp odadan çıktı Ahmet. Annesi daha fazla dayanamamıştı ve sormuştu. "Annecim Serdar ile ne oldu? Neden yüzüğü attım dedin?" Rüya anne babasına bakıp gözleri dolu derin bir nefes aldı "Ben nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum çok utanıyorum." dedi. "Sen utanılacak bir şey yapmazsın ne yaptı o dangalak?" diye çıkışan babasının duygu durumunu sağlığını düşünüp hemen açıklamaya karar verdi. Zaten babası evet demesini anlamamış ve onaylamamıştı. "Ben aldattı." dedi. Annesi eli ağzında nere diye şaşırıp kaldı. "Vay şerefsiz vay demek aldattı ha? Görsün bakalım ben buradan bir kalkayım da göstericem ona." diye yerinde kıpırdandı. Rüya babasını rahatlatmak için "Merak etme ben haddini pek güzel bildirdim. Hem Ahmet onu öyle güzel benzetti ki." dediğinde "Ahmet yüzbaşı da mı biliyor?" dedi annesi. "Dün akşam eve geldi." diyerek sesi kısıldı aslında bunu demeyecekti ama işte boş bulunup istemeden ititraf etmişti. "Nasıl eve geldi ? Neden madem seni aldatmış ve sen yüzüğü atmışsın daha neden geliyor?" dedi babası. "Konuşmak istemiş ama görseniz zil gibiydi hali ayakta zor duruyordu. Ahmet onu görünce çok sinirlendi bir güzel hakladı ve polise şikayet etti. Duyduklarını anladığında büyük bir kahkaha atan babası "Aslanım be işte bu işte bu biriciğim." dedi kızına Ahmet'i işaret ederek. Rüya anlamış ve utanmıştı. Ahmette anlamış ve safa yatmayı uygun görmüştü. "Eline sağlık oğlum kızımla gelmene ne çok sevindim Allah senden razı olsun. Sen olmasan kim bilir neler olurdu. Düşünmek bile istemiyorum. Yavrumu Allah korumuş." dedi. "Merak etmeyin ben olmasam bile Rüya'ya zarar verecek halde değildi öyle içmiş ki tam bir aptal gibiydi." dedi. Anne babası Ahmet yüzbaşının ağzından çıkan her söze her tavrına duruşuna içten içe işte bizim damadımız bu diyorlardı. O gün akşam olmak üzereyken babası Rüya'ya "Ahmet oğlumu İstanbul'u gezdir Galataya gidin" demişti. Rüya hem sevinmiş hemde babasının haline şaşırmıştı. Serdar ile dışarı çıkacaklarında bin dereden su getiren bahaneler planlar kuran adam resmen Ahmetle zaman geçir diyordu. peki deyip hastaneden ayrıldılar. Biraz gidip boğaz da bir güzel balık yiyip yürüyüş yaptılar. Sonrasında Galata kulesine doğru yola koyuldular. Tam kapanmak üzereyken Ahmet'in şeytan tüyü haliyle içeri girmeyi garantileyip önünde bir kaç fotoğraf çekildiler. Sonra Rüya önde Ahmet arkada merdivenleri tırmanıp bir zamanların en yüksek kulesine çıkıp İstanbul'u izlediler. Etrafında dolanıp yıldızları izlemişlerdi. Yanlarındaki bir çift birbirlerine sarılmış şakalaşıyorlardı. "Biliyor musun buraya kiminle çıkarsan onunla evlenirmişsin ve hiç ayrılmazmışsın. " dedi genç kız. Adam kıza bakıp "Sahi mi?" dedi . Kız başını sallayıp "Evet hatta burada evlilik teklifi yapanlar bile var" dediğinde oğlan kızın omzundaki elini çekip şaşırmış gibi kıza dönüp baktı. "Bak ya gerçekten mi? " dedi. "Hı hışı vallahi ne yalan diyeyim bende burada evlilik teklifi almayı çok isterim." diye iç geçirdi. Genç adam sanki mahcup olmuş gibi kızdan uzaklaşınca kız utandı ve hemen ortamı yumuşatmak için ardını döndü. "Şakasına demiştim hem biz birbirimizi yeni tanıyoruz daha önünüzde onca zaman var." derken genç adam elini ceketinin cebine atmış ve kırmızı bir kadife kutu çıkartmış bir dizini yere koyup sevdiği kıza karşı dönmüştü. Kutuyu açtığında parlayan tek taşla etraftaki Rüya ve Ahmette çifte kilitlenmişti. "Aylamm"diyen genç adam dönen kız "Canımm" demesiyle elini ağzına götürmesi bir oldu. "Bu gerçek mi? Sen nasıl? Ben şaka yapmıştım?" diyebildi. "Ama ben şaka yapmıyorum son derece ciddiyim Aylam. Hayat yolunu sadece seninle yürümek istiyorum yanımda yakınımda sen ol istiyorum. Bana baba diyecek evlatları sen bana doğur istiyorum. Darlıkta da varlıkta da elimni hiç bırakma hep sen ol istiyorum" dediğinde kızın gözlerinden yaşlar süzülmüştü bile. "Aylam ağlama kurban olduğum he de bana güzel gözlüm he de de dinsin yürük sızım evlen benimle ne olur aşkım." diye bekledi. Kız hemen sevdiği adamın elinden tutup kaldırdı ve beklemeden boynuna sarıldı. "Seninle evlenirim Özgür hep yanında olurum elini asla bırakmam seni çok seviyorum." diyerek ağlamaya başladı. Genç adam hemen yüzüğü sevdiği kadının parmağına takıp elini öptü ve alnına bir öpücük kondurup "Artık ayrılamayız Galata kulesinin sihrine bulaştık." dedi. Etraftaki Rüya ve Ahmet dahil herkes sanki film izler gibi anda gerçekleşen evlenme teklifine dalmışlardı ve birini ıslık çalışıyla kendilerine gelip alkışlamaya başladılar. Genç çift utanıp birbirlerine sarıldıklarında "Darısı başınıza" demeyi ihmal etmedi. Ahmet ve Rüya birbirlerine bakıp sessizce gözlerinde kayboldular. Genç çift kahkahalarıyla kuleden ayrıldılar ve gecenin sessziliğinde artık diğer çiftler ilişkilerini sorgulamaya kaldılar. Ahmet evlenme kavramını az önce deneyimlemiş ve Rüya'ya evlenme teklifi etse nasıl yapacağını düşünmeye başlamıştı. Hemde ilk kez böyle bir şeyi düşünüyordu. Rüya ise adamın sözlerinde takılı kalmış belki bir gün bende böyle içten gelen sözlerle bir teklif alırım diye düşünüyordu. Her ikisi de kendi içlerinde kaybolup kuleden indiler ve eve geçtiler. Rüya bu gece daha rahattı ve çay demleyip bahçe de karşılıklı çay içip sohbet ettiler. Babasını son durumunu annesinden öğrenip gönül rahatlığıyla odalarına çekildiler. Ahmet uzun zamandır böylesine kaygısız keyif aldığı bir gün yaşamamıştı. Yanında Rüyanın olmasından mıydı? Yoksa gördüğü şahit oldukları mıydı bunu hissettiren bilmiyordu ama nedense içi huzurla doluydu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD