Ahmet ve ailesi Ahmet'in rezerve ettirdiği kebapçıda lezzetli kebapların yendiği künefelerin kaymaklı kaymaksız diye bahse girildiği güzel bir akşam olmuştu. Anne babasının yüzündeki gülüşe sebep olmak Ahmet yüzbaşının içini kısmen rahatlatmıştı. Arabaya binerken karısını bindiren Erdal bey oğluna derin derin baktı.Adeta bakışlarıyla konuşmuş bu akşam karısının yüzündeki saf gülüşe sebep olan oğluna teşekkür etmişti. Bir parça merak biraz da endişe vardı sanki bakışlarında. Ahmet anlayıp başını salladı . Oda babası gibi dikkat ederim demişti. İki adam bakışarak kısa sürede konuşmuşlar ve arabaya binmişlerdi. Rahşan hanım hayatındaki bu iki adamla gurur duyuyor yere göğe sığamıyordu.
"Ahmet'im bu akşam için çok teşekkürler annem." dedi.
"Ne demek anaların gülü her zaman. Kusura bakma biz erkekler bazen düşüncesiz oluyoruz aslında ayda birde olsa sana böyle jestler yapsak ha babam bence çok iyi olur" dedi babasına kısa bir bakış atıp.
"Haklısın be oğlum hayat gaylesinden sıra ona gelmiyor. Ama sana söz sultanım bundan böyle her ay başında götüreceğim seni." deyince Rahşan hanım öne eğilip
"Canım oğlum benim babana ne güzel örnek oldun bu akşam bak aklı başına yeni geldi." dedi kahkaha atarak.
"Aşk olsun hanım sende beni iyice odun ettin ha. Sanki hiç dışarı çıkarmam seni öyle mi?"
"Yok canım elbette çıkıyoruz ama oğlumun götürmesi ayrı bir keyifmiş. Gerçi oda evlenene kadar. Evlendi mi eşi kıskanır falan o yüzden bu günlerimin tadını çıkarayım." dedi küçük kızlar gibi omuz çekerek.
"Olur mu öyle şey anacım sen hep baş tacımsın." dese de Rahşan hanım hemen susturdu oğlunu.
"Bak Ahmet bilirim ben senin canınım ama evlendiğinde eşin canın olmalı doğrusu bu. Beni sevip saymalı eşine aşkla bağlı ve sadık olmalısın. Hem zamanında bende bir gelindim. Babaannen babana yaklaşıp baş başa kaldıklarında nasıl kıskandığımı ben biliyorum. İşin doğrusu gelinime aynını yaşatmak istemem. " deyince Erdal bey şaşkınca kaşlarını kaldırdı.
"Rahmetli annem o kadar dikkat ederdi ama sen bizi yine de kıskanır mıydın?" diye sordu.
"Elbette sonuçta 3 çocuk kaybettim. Annen ile kıyıda köşede konuşman beni rahatsız ederdi çünkü siz benden gizli konuşurdunuz." dedi. Ahmet anasının ne demek istediğini anlamış kendi içinde anlamlandırmıştı.
"Sen ne dersen o sultanım." diyerek yola devam etti. Eve gelince kısa bir sohbetten sonra herkes odasına geçti. Ahmet'in aklı Rüya da idi. Ona haber vermeden buraya gelmişti ve daha şimdiden 5 gün olmuştu. Bir kaç günde Rüya ile kalmak en azından derdini yüzeyselde olsa anlatmak istiyordu. Kapısı tıklanınca hemen yataktan doğrulup kapısını açtı ki babası düşünceli halde karşısında duruyor.
"Biraz konuşalım mı?"
"Buyur babam." diyerek kenara çekildi.
"Seni de uyku tutmadı demek."
"Evet."
"Sen bana ulaşmayacaksınız bende size ve zamanı belli değil diyorsun."
"Mağlesef."
"İyi dersin de oğlum ananı nasıl durduracağım?" Ahmet babasına hak verse de ne diyeceğini bilemedi.
"Ben komutanımla yine konuşurum. Bir gelişme olursa zaten size haber verilir. Ama merak etmeyin en kısa sürede işimi halledip döneceğim."
"Peki oğlum sen nasıl dersen sana güveniyorum ben evvelallah bununda üstesinden gelirsin. Yalnız..." diye sustu.
"Yalnız?" diye babasına baktı Ahmet.
"Rüya kızım onunla konuştun mu?" deyince şaşkınca babasına bakakaldı.
"Güldürme beni oğlum sen bu doktor Rüyadan hoşlanıyorsun belli. Yoksa bana derdini anlatıp uyuman gerekti. Gecenin bu saati bizi düşünmüyorsun herhalde?" diye gülümsedi. Ahmet başını önüne eğdi. Babası elini omzuna koyup sıktı Sırtını sıvazlayıp oğluna destek oldu.
"Sevmek aşık olmak erkekliğin şanındandır oğlum. Mühim olan güzeli sevmek değil güzel sevebilmek kırmadan dökmeden yar olabilmek. Belli ki Rüya kızımda senden hoşlanıyor. Yoksa ne diye ilk kez gördüğü insanlara böyle candan davranıp yaklaşsın?" Haklıydı normalde herkese mesafeli olan Rüya Ahmet'e hep yakın samimiydi. Babaaıs haklıydı galiba Rüya da Ahmet'e karşı boş değildi.
"Bak oğlum buraya gelmekle iyi ettin sağl en azından bana dedin istemesem de haberimin olması içimi rahatlattı. Birden ortadan kaybolsan meraktan ölürdük. Şimdi kendini Rüya kızımın yerine koy bence gitmeden onunla konuş hem duygularını hemde görevini kısaca anlat. Hem belki kim bilir oda duygularını açar ve beklenmedik bir şey olur aranızda." deyince Ahmet'in kalbi deli gibi çarpmaya başladı. Oda düşünüyordu ama geleceği meçhul bir göreve giderende Rüya'yı merakta ve arkasında bırakmak istemiyordu.
"Haklısın babam bende bunu düşünüyordum. Onunla konuşmak istiyorum duygularımdan bahsetmek ama sonunu göremediğim bir yola benimle gel beni bekle diyemem. Buna hakkım yok."
"O ne demek?"
"Belki de ben bu görevden geri." dediğinde babası elini kaldırdı.
"Sakın dillendirmeyesin oğlum. Sen Rüya kızımla konuşup kendine geri dönmek için büyük bir sebep vereceksin. Ailen olarak bizi seviyorsun ve bize gelmek isteyeceksin ama sevdiğin kadını görmek için çabalamak bambaşka bir şey. Onu üzmemek adına bile görevini başarıyla tamamlayıp en kısa zamanda ona dönersin. Ben buna inanıyorum oğlum." diyerek sözlerini bitirdi. Babası ne ara bu kadar güzel ve etkileyici bir konuşmacı olmuştu. Ahmet şimdi kendini herkül gibi hissetmiş ne olsa altından kalka bilir gibi gelmişti. Aslında babası haklıydı insan kendine gerçekçi sebepler bulamazsa yaşamak bile azap olabiliyordu. Şimdi sevdiği kadına kavuşma ihtimali bile yüreğinin çarpmasına sebepti.
"Doğru diyorsun babam gidip konuşacağım." diyerek yüzü aydınlandı.
"O halde hadi yatta dinlen daha onca yol gideceksin anneni merak etme ben onu ikna ederim. Sen işim çıktı diye biran evvel git ve Rüya kızımla konuş. Hem kimbilir belki göreve gitmeden birlikte bir şeyler yapmak istersiniz." diye ekledi. Ahmet çok şanslı olduğunu bir kez daha anladı. Annesi gelinin üzülmesin diye aramıza mesafe koy diyor babası ise gelinin düşünüp artık git onunla vakit geçir diyordu.
Babasının ardından kalkıp ışığı kapadı ve yatağa uzandı. Rüyanın gülen yüzü gözünün önünde canlanınca
"Bekle beni " diye mırıldanıp kendini uykuya bıraktı.
Sınır karakolunun sessizliği güneşin dağların arkasından yükselişiyle altın bir ışıkla yıkanıyordu. Ahmet Yüzbaşı karakolun çatısında durup ufka baktığında kendi içinde tuhaf bir dalgalanma hissetti. Bugün farklıydı göreve yeni gidecekti ama kalbinde sadece rahatlamadan öte bambaşka bir huzur vardı.
Rüya işten çıkmış eve beraber gidelim diyerek karakola geldiğinde nizamiyedeki asker komutanını çatıda gösterince Rüya hemen yukarı çıkmıştı. Ahmet'in yanına yaklaştığında beyaz cerrah önlüğü ile zarif ve disiplinli adımları Ahmet’in dikkatini bir kez daha çekti. Onun her hareketi Ahmet’in kalbini sarsıyor aynı anda hem heyecan hem huzur veriyordu.
"Rüya "dedi Ahmet hafifçe gülümseyerek. Ama içinden geçenleri ne kadar söylese azdı. Çünkü o an kendi duygularının büyüklüğü karşısında biraz şaşırmıştı. Karşısında gülümseyerek yaklaşan kızı alıp sarmak göğsünde saklamak istiyordu. Kalbi öyle hızlı çarpıyordu ki Rüya görecek ve anlayacak diye duruş açısını yana çevirdi. Rüya gülümseyerek yaklaştı ve gözleri Ahmet’in gözlerinde kayboldu.
"Ahmet eve beraber gidelim istedim umarım bana kızmadın?" dedi. Ahmet derin bir nefes aldı. Kalbi öyle hızlı çarpıyordu ki, kendini neredeyse tanıyamıyordu. Kendi hislerinin yoğunluğu ona yeni Ahmet’i gösteriyordu. Ahmet artık sadece cesur bir yüzbaşı değil aynı zamanda sevmekten ve korkmayan aşkını göstermekten çekinmeyen bir adamdı. Sevdiği kadın tarafından sevilmenin ve kabul görülmenin mutluluğunu yaşıyordu.Ahmet daha fazla dayanamayarak bir adım attı Rüya ile arasındaki mesafeyi kapattı. Ellerini yavaşça onun ellerine doladı.
"Seninle her şeye varım. İster ev ister dağ isterse ölüm olsun." dedi.
"Seninle olduğum sürece el ele her yere gelirim yeter ki gözlerin bana hep şimdiki gibi baksın." diye söyleyip bir adım daha yaklaştı. Böylece aralarındaki mesafe tamamen kapandı. Rüya başını hafif yana eğdi gözlerinde güven ve tutkuyu barındıran bir parıltı vardı Ahmet dudaklarını hafifçe bükerek fısıldadı.
"Endişelenme ben buradayım. Ve artık ben sana teslimim sen benim ışığımsın bense pervanen etrafında dönüp sende yaşayıp sende öleceğim." Rüya sevdiği adamın kendine olan bağlılığı ve aşkının sınırsızlığıyla mutlu olurken biraz korktu. Kendi içinde bir farkındalık belirdi. Kendi cesareti aşk karşısında da aynı şekilde güçlü olmalı ve bu ona kendini yeni bir gözle sevme fırsatı vermeliydi. Rüya hafifçe gülümsedi.
"Ben de artık yanında olacağım her an hatta belki de her görevde." Ahmet gülümsedi bu yeni hisleriyle şaşırmış ama bunu çok sevmişti. Rüya’nın varlığı Ahmet'i kabul edişi onun için bir keşif bir ödül gibiydi. Ahmet Rüya’nın ellerini avuçlarında sıkıca sardı.
"Rüya beni dinlediğin ve beni kabul ettiğin için çok mutluyum seni düşündüğümde kalbim her zaman hızla atıyordu. Ama seni görmeden seninle konuşmadan nefes alamıyorum gibi. Nasıl olacak bilmiyorum ama denemek zorundayım. Mecburum." diye ekledi.
Rüya gözlerini ona dikti dudaklarında tatlı bir gülümseme vardı ama gözlerindeki tutku fırtına gibiydi. Adeta aşk sarhoşu olmuştu. Ahmet memleket dönüşü hemen Rüyaya koşmuş ve her şeyi olduğu gibi anlatmış ve seni seviyorum beni bekle demişti. Rüya ilk bir afallasa da oda duygularından bahsedip Ahmet'in kollarında dinlenmişti. 2 gündür her saniye Ahmet’in yanında olmanın verdiği heyecanla titriyordu. Ne çabuk alışmıştı oysa daha iki gün önce sadece komşusuydu. Şimdiyse hasretini çektiği adama dönüşmüştü.
"Ben de aynı şekilde Ahmet. Seni düşündüğümde zaman duruyor ama şimdi yanımda olduğun için her şey tamam çok mutluyum." dedi Rüya sesi titrese de kararlıydı.
Ahmet Rüya’nın elini dudaklarına götürdü ve hafifçe öptü. Bu dokunuş sessiz ama derin bir bağ iki kalbin birbirine tamamen teslim oluşu idi. Rüya nefesini tutarak fısıldadı.
"Ahmet ben yalnız seni istiyorum. Komşum yada yardımıma koşan yüzbaşı olarak değil. Heran yanında olacağım sevip aşık olduğum çocuklarımın babası olmasını isteyeceğim bir erkek olarak." diye ekledi. Ahmet gözlerini Rüya'ya kilitledi kalbi yeni bir hızda çarparken kendindeki bu ani değişimlerle sanki kendini yeni baştan tanıyordu.
"Ben de seni istiyorum Rüya. Ve ben bu görevden dönebilirsem " dediğinde Rüya'nın elleri dudaklarında Ahmet'i susturdu.
"Bana geleceksin Ahmet yüzbaşı tam şimdiki gibi tek parça böyle yakışıklı ve aşkla bakan bu gözlerle. Hem bana bir ömür mutluluk borcun var yok öyle gelemezsem falan. Geleceksin işte o kadar" diye diretti. Ahmet bu deli fişek kadınla gülümseyip çenesinden kavradı ve başını hafif kaldırıp gözlerini birbirine kenetledi.
"Geleceğim ve sonra her şeyimiz birlikte olacak. Hem görevde hem hayatta hem de aşkta hep yan yana olacağız. Ve sen benden bıkana dek senden ayrı kalmayacağım."
Rüya Ahmet’in sözleriyle neredeyse sarhoş olmuş gibiydi. Kalbi zihni ve ruhu onun varlığıyla dolmuştu. Elleri Ahmet’in boynuna dolandı başını hafifçe eğdi ve dudaklarını onun dudaklarına değdirdi.
Ahmet gözlerini kapattı ve Rüya’yı sımsıkı sardı. Kendi aşkının gücünü ve yeni halini sevdiğini fark etti. Bu his onu hem şaşırtmış hem büyülemişti. Ve en çok Rüya’yı sevdiğini ve Rüya'nında en az kendi kadar deli dolu olup duygularını göstermekten çekinmemesiyle mest olmuştu.
Sınır karakolunun sessizliği içinde Ahmet ve Rüya kendi dünyalarını yaratmışlardı. Eller birbirine dolanmış nefesler birbiriyle karışıyordu. Gözlerdeki bakış kelimelerden daha fazlasını söylüyordu. Güven tutku sevgi ve tam teslimiyet...
Ahmet dudaklarını Rüya’nın dudaklarından ayırıp saçına hafifçe değdirerek fısıldadı.
"Artık hiçbir görev hiçbir sınır bizi ayıramaz. Sen ve ben birlikteyiz. Ve ben bunu saklamayacağım." Rüya başını kaldırdı ve gözlerini Ahmet’in gözlerine kilitledi.
"Seninle olmak hayatımın en gerçek hissi Ahmet. Ve bunu asla kaybetmek istemiyorum."
Ahmet dudaklarını Rüya’nın dudaklarına yavaşça yaklaştırdı. Bu öpücük, sadece bir yakınlaşma değil iki kalbin birbirine tamamen teslim oluşu ve aşk sarhoşluğuydu.
Ahmet Rüya’ya bakarken kendi içinde bir farkındalık yaşadı. Artık kendini yeni bir şekilde tanıyordu. Görevdeki kararlılığı sınırda cesareti ve Rüya’ya olan aşkı bir araya gelmişti. Bu yeni Ahmet kendini seviyor gücünü hissediyor ve en çok Rüya’ya olan sevgisiyle sanki yenilmez hissediyordu.
Rüya Ahmet’in göğsüne yaslanmış gözleri hafifçe kapalı aşk sarhoşu bir şekilde fısıldadı.
"Keşke bende seninle gelebilsem senden ayrılmak istemiyorum." dediğinde Ahmet bir an şaşırdı. Doktor kimliğiyle öylesi zor bir yerde ne yapacaktı ki? Kaldı ki Agil Hüseynova çok tehlikeli bir adamdı. Rüya'yı da rahat bırakmaz Ahmet'in başı belaya girerdi. Hemen kendini toparlayıp güven veren sesle
"Merak etme en kısa zamanda sana döneceğim. Senden istediğim kendine dikkat etmen." diyerek sustular.