Yavaş yavaş gözlerimi açtığımda sabah olmuş ve yatak odasına sokak sıcacık bir güneş aydınlatıyordu. Sağıma doğru döndüğümde Demir'in derin bir uykuda olduğunu gördüm. İyice ona doğru dönüp avuç içimi yanağına koyup Aşık olduğum adamın yüzünü incelemeye başladım. Uyurken bile kaşlarını çatarak uyuyordu bu deli adam. Ne çok özlemişim meğer, ne çok o olmuşum. Onsuz nefesimi bile kesik kesik alıyordum. Ona uzak olmak, onu kaybettiğimi bilmemek sanki kocaman bir ateş topunun içindeyim, her tarafımı alevler almış ve beni yakıyor gibi hissettiriyordu. Dün hastaneden sonra uzun uzun konuşup ben ona bütün korkularımı anlatmıştım, oda bana bu konuda kırgınlığını anlatmıştı ama sonunda her şeyi tatlılığa bağlaya bilmiştik. Sonra deli gibi baba olacağının heyecanlı ile dolanmıştı. Onun sevineceğini

