Vaha saatlerdir yatakta kıvranmış ama bir türlü uyuyamamıştı, birkaç gündür o kadar çok şey yaşamıştı ki olayların üzerinde yarattığı heyecan onu uyutmamıştı.
Karşısındaki kanepede uyuyan Admon' ı seyretmeye başladı, Admon uyuyor olmasına rağmen ona bakmak çok zordu, yılların Vaha 'nın üzerinde yarattığı çekingenliği atmak kolay olmayacaktı. Duvarda asılı eski saate baktı, saat 05.43'tü, güneşin doğmasına az kalmıştı; Admon ın yeni hayat dediği yere gitmelerine belkide saatler kalmıştı, bilmiyordu ama umurunda da değildi sadece gitmek istiyordu ne kadar süreceği önemli değildi .
Vaha içinde yaşadığı heyecanı saklamaya çalışırcasına, hızla atan kalbini sakinleştirmeye çalışıyordu; bu heyecanın damağında bıraktığı tadı hatırladı o zaman...
Küçükken her bayram akşamı böyle heyecanlanırdı, sabaha kadar uyuyamazdı. Bayram günü bütün yılın en güzel zamanıydı onun için; çok giymediği kıyafetini giyer, o gün işe gitmeden bütün gün arkadaşlarıyla gönlünce oynardı, evde bütün yıl biriktirilen parayla alınmış yiyecekler pişer ,o gün herkes hiç sıkıntısı yokmuş gibi davranırdı.
Vaha bu güne kadar düşünmediği o anılarını aklından geçirdi, her şey ne kadar da güzeldi...Evet hayat çok zordu ama sıcak bir yemek, gülümseyen insanlar bütün sıkıntıları çekilir kılıyordu.
Dolan gözlerine engel olamadı, boğazında hissettiği yumruğu yok saymaya çalışarak titrek bir nefes aldı ,özlemini duyduğu o yıllar geride kalmıştı ama içinde bıraktıkları izler bir türlü yok olmamıştı. Laboratuvarda başına gelenler yüzünden miydi yoksa daha fazla acı çekmemek için miydi bilmiyordu ama bu anıları kalbinin derinliklerine gömmüştü, öyleki orada olduklarını bile unutmuştu taki özgürlüğü tekrar hissedene kadar, daha doğrusu umudunu tekrar kazanana kadar.
Ne kadar süre bunları düşündüğünü bilmiyordu ama Admon ın kıpırdandığını görünce güneşin doğduğunu farketti ,içinde büyüyen coşkuya engel olamıyordu ,bugün her şey değişecekti.
Admon koltuktan doğrulup gerindi, göz ucuyla Vaha ya baktı ama tepki vermeden kalkıp lavaboya girdi .Vaha bir zamanlar arkadaşı olan o çocuğun Admon olduğuna bir türlü inanamıyordu, nasıl olmuş da bir bilim insanı olabilmişti , böyle bir şey mümkün müydü?
Yıllarca doktoru bildiği adam arkadaşıydı , belki de hayatındaki en yakın arkadaşıydı .O an düşüncelerinin fısıltıları kalbinin içinde acı veren bir kırığa neden oldu; Admon onca çektiği şeye rağmen nasıl olduysa bir bilim adamı olmuş, aynı acıları başkalarına yaşatmaktan çekinmemişti, Vaha ya hiç acımamıştı.
Nasıl bir insan arkadaşına acı çektirirdi ki?
Kalbini saran öfke ve üzüntü karışımı sarmaşıkları geri plana atmaktan başka şansı yoktu, şimdilik öncelikli hedefi buradan kurtulmaktı.
Admon ıslak yüzünü kurutmadan lavabodan çıktı, Vaha yla göz teması kurmaktan kaçınarak üstünü düzeltti, elbiseleriyle uyumuştu.
Gür, koyu ve zaten kuaförden çıkmış gibi yukarı doğru taranmış saçlarını parmaklarıyla düzeltti ,ceketini giyip dışarı çıktı.
Vaha onun bu umursamaz tavırlarına aşinaydı ama bütün bunlar onun bir zamanlar arkadaşı olduğu gerçeğiyle yüzleşince tavırları Vaha yı hiç bilmediği bir şekilde kırıyordu ,bu duygu yeniydi ve alışması zaman alacaktı.
Vaha birkaç saat bekledikten sonra Admon ellerinde poşetlerle içeri gelmişti, poşetleri Vaha nın karşısındaki koltuğa bıraktı sonra kendisi de oturup gözlerini Vaha ya dikti.
"Senin için birşeyler aldım,duş aldıktan sonra onları giyip saçlarını güzelce bağla,biraz da makyaj yap."
Admon ın sesi duygudan yoksun bir şekilde çıkmıştı ama Vaha pek umursamadı, zaten yıllardır onunla doğru düzgün konuşan olmamıştı ve emirlere de alışmıştı, o yüzden sadece kafasını salladı.
"Banyo dan önce sargılarını açıcam zaten iyileşmişlerdir,özel bir ilaç kullandım bazı yan etkileri olabilir ama geçer.Bu arada vücudunda kıl yok değil mi, gerçi aldığın ilaçlar regl ve kıllanmayı vücudundan silmiş olmalı ama her ihtimale karşı varsa traş ol, gittiğimiz yerde ilgiyi üstümüze çekmek istemeyiz."
Vaha normalde utanmazdı ama karşısındaki bir zamanlar arkadaşıydı, böyle açık konuşması can sıkıcıydı ,Vaha her şeye rağmen başını sallamakla yetindi.
Admon makas alıp sargılarını açmaya başlayınca Vaha utancından kıpkırmızı oldu, vücudu çıplaktı ve Admon hiç çekinmeden onu saklayan sargıları çözüyordu.
Admon sargıları bitirince Vaha hemen yorganı kendine sardı ve banyoya gitmek için kalktı, Admon ın uzattığı poşetleri alıp banyoya girdi.
Üstünde hissettiği utancı geriye atarak yorganı banyo dolabının üstüne koydu sonra poşetleri karıştırmaya başladı; Admon hiçbir şeyi atlamamıştı, içinde ihtiyacından fazla malzeme vardı.
Tek kullanımlık şampuan, duş jeli ,şac kremi ve kese çıkardı ,sonra suyu ayarlayıp kendini sıcak suyun rahatlatıcı kollarına bıraktı.
Sıcak su vücudundaki bütün kasları gevşettikten sonra fazla zaman kaybetmeden bütün vücudunu yıkayıp havluya sarıldı. Yüzeyi buğulanmış aynayı silip kendine baktı, gözleri kızarmış ve çökmüştü, yılların yorgunluğu yüzünden okunuyordu, daha fazla oyalanmayıp vücudunu inceledi; kıl yoktu ve yaraları tamamen iyileşmişti.
Hoşnut olmuş bir şekilde siyah iç çamaşırlarını giyip saçlarını dolapta gördügü fönle kuruttu.
Admon ona siyah içi görünen bir gömlek,kırmızı kumaş bir pantolon ve parmakları açıkta bırakan siyah bilekten bağlamalı topuklu bir ayakkabı almıştı.
Vaha elbiselerden hoşlanmasa da giymek zorunda kaldı, hepsi üstüne olmuştu bu durum onu şaşırtsa da Admon ın onun 5 yıllık doktoru olduğu gerçeğini düsününce üstünde fazla durmadı.
Saçlarını fön makinasıyla düzeltip dağınık bir topuz yaptı, yıllarca televizyon izlemek çok işine yaramıştı ,tek işinin o olması bügünün en trendlerini bile ezberlemesine neden olmuştu. İş makyaj kısmına gelince donup kaldı yüzünü batırmak istemiyordu o yüzden göz çevrelerini kapatıp biraz allık ve rimel sürdü ,dudaklarını boyamak istemiyordu ama Admon ın ona kızmasını da istemiyordu bu yüzden bulduğu kırmızı ruju dolgun dudaklarına sürdü, bütün riske rağmen birazını sildi kendini kötü hissettirmişti,fazla kırmızıydı.
Kır çiçeklerinin kokusunu hissettiği parfümü abartmadan biraz sıkıp çatlak ellerine krem sürdü ve nihayet hazırdı, aynadan son kez kendine baktı aynada gördüğü kişi ona çok uzaktı, tıpkı bir yabancıydı ama ona ait birşeyler de vardı . Sanki ikinci bir Vaha ona karşıdan bakıyordu; evet yabancıydı ama bir okadar da tanıdıktı.
Aynaya dikkatlice bakınca yansımasının ona kötü kötü baktığını sandı, biraz daha yaklaşınca aynada bir silüet belirdi ,bu silüet kanatları olan kapkara bir görüntüye döndü , Vaha aynadaki bu şey karşısında taş kesildi , faltaşı gibi açılmış gözlerle yerinde dikilmiş kıpırdayamıyordu. Aynanın kenarından tuhaf bir sıvı akmaya başladı ,ardından ona doğru bir el uzandı,siyah metali andıran ama kıvrımlı tüylerle kaplı bir el...
Vaha o an tiz bir çığlık kopardı, saniyeler içinde Admon kapıyı açtı,Vaha yüzünü elleriyle örtmüş yerinde dikiliyordu,bütün vücudu titriyordu.
"Ne oldu ?"
Vaha Admon ın sesini duyunca parmaklarını aralayıp kaçamak bir şekilde aynaya baktı ama hiçbir şey yoktu, tek görebildiği korkudan faltaşı gibi gözleri açılmış olan kendi yansımasıydı. Admon Vaha nın beklemediği bir hareket yapıp onu kucağına alıp koltuğa oturttu, bir bardak su alıp Vaha nın titreyen parmaklarının arasına sıkıştırdı.
Admon sakin bir surat ifadesina sahipti ama bu ifadenin altında sanki başka bir şeyler yatıyordu, Vaha onun bu ifadesine fazla takılmadan az önce yaşadığı o tuhaf anı idrak etmeye çalıştı, gördükleri gerçek olabilir miydi?
Bu düşünce vücuduna yeni bir titreme dalgası gönderdi ,neden böyle bir hayal gördünü anlayamıyordu, hemde gündüz vakti!
"Suyunu iç,sakin olmaya çalış ve bana ne gördüğünü söyle."
Vaha suyu dudaklarını ıslatacak kadar içebildi sonra Admon ın sözüne takıldı, ona bir şey gördüğünü söylememişti.
"Bir şey gördüğümü nerden çıkardınız?"
Vaha içindeki korkunun yerini meraka bırakan o tuhaf ifadeyi bir an da olsa Admon ın suratında gördü.
"Yüzünü kapatmıştın, bunu anlamak için büyücü olmaya gerek yok ,hem sana demiştim ilaçların yan etkisinden dolayı hanüsilasyon görmen de normal."
Vaha Admon ın söylediklerine inandı ama o görüntünün üstünde yarattığı etkinin çabuk kalkmayacağını biliyordu, zaten korkaktı şimdi her şey daha da kötü olacaktı.
Vaha içine daldığı düşüncelerden Admon yanından kalkınca sıyrıldı, o an onun da üstünü değiştiğini farketti. Vaha ondan bir takım elbise beklerken onu , dar paça pantolon, tişört, deri ceket ve asker botlarıyla tamamen siyahlar içinde buldu, bu haliyle çok farklı duruyordu, Vaha nın alışık olduğu doktor görüntüsünden tamamen uzaktı.
Vaha onu incelerken Admon ın ona bakan bakışlarıyla karşılaştı, duygusuz surat ifadesinden ne düşündüğü anlaşılmıyordu.
"Güzel görünüyorsun.Şimdi iyiysen koltuktaki çanta senin onu al,gidiyoruz."
Vaha Admon ın iltifatıyla ısındığını hissetti, bu tür şeylere alışkın değildi ama içinde baskın olan duygu farklıydı; kendini özgürlüğünün kollarına bırakmış kalbinin coşkusu her şeyden baskındı.
Heyecanla dolup taşan vücudunu kontrol altına almaya çalışarak Admon ın söylediği orta boydaki yumuşak deri ,pudra rengi çantayı aldı,ağırlığından anladığı kadarıyla boş değildi. Admon Vaha nın düşüncelerini duymuşçasına
"İçinde kimliğin,telefon ve bazı gerekli şeyler var,şimdi şu ceketi üstüne al çıkalım yoksa geç kalıcaz."***