Poyraz
Bedeni öyle sarsılarak ağlıyordu ki, ben de böyle bir şeyi hiç beklemiyordum. İlaçlarını almıştı ama!
Ona baktığımda öyle mahçup öyle suskun ki.
"tamam ağlama"
Bebek, bir bebek?
Şuana dek hiç kendimi baba olarak hayal etmedim, Sude'yi bile daha yeni aklımdan çıkartırken bunu nasıl düşünecektim ki
Kollarımın arasındaki minik sincaptan bir bebeğim olacak öyle mi?
Koynuma her seferinde para ile giren, kendini bana para karşılığı veren kızdan.
" Doğur"
Ne dedim ben?
" Doğur o bebeği, istiyorum. "
Ne kadar, bebek için ne kadar istiyorsun minik sincap?
Gözlerime şaşkınlıkla bakıyordu. Burnunu çeke çeke ağlarken üstünden kalkıp kızı kucağıma aldım.
Saçlarını kulağının arkasına iterken alt dudağını bir daha dişlerime sıkıştırdım.
" istiyorum o bebeği"
Evet, istiyorum. Neden bilmiyorum ama istiyorum. Zamanında babam beni istememiş ama ben onu istiyorum.
" Özür dilerim"
Dudağını sündürmüş tekrar ağlarken boncuk boncuk " Saçmalama" deyip susturdum
Senin ne suçun var minik? Daha kendi vücudunu bile tanımıyordun koynuma girdiğinde.
Hayal meyal da olsa hatırladım o geceyi.
" Senden bir bebeğim mi olacak şimdi benim?"
Yüzüne baktım, her ayrıntısına. Güzel gözleri vardı, Vera anneminki kadar olmasa da koyuydu gözleri. Siyaha yakın bir kahve.
Simsiyah saçları, buğday esmer arası teni.. uzun siyah kaşları.
Ve o minik kalkık burnu ile dudakları. Tiryakisi olduğum koyu kırmızı etli, küçük dudakları!
Sadece bu kadar inceleme bile yetti o dudaklara tekrar kapanmama. Doymuyorum, o dudakları öpmeye, emmeye, ısırmaya...
Vücudunu kendime bastırırken dudaklarını dişlerimin arasında ezdim adeta!
Acı ile inledi ağzıma! Elleri boynuma dolanmış, narin parmakları saçlarımın arasında gezinirken bir daha aldım altıma.
Kahretsin,onu böyle bırakıp gitmek, şu lanet medusa her anımı mahvediyor!
Soluk soluğa çektim kendimi ondan.
" lanet olsun ki gitmek zorundayım sincabım"
Yüzüme arzu ile kısılmış gözleriyle bakıyordu.
" Gitme, çok ihtiyacım var sana"
Bu söze rağmen gitmek zorunda olmak.
" Çok korkuyorum Poyraz"
Neden bu kadar korkuyorsunuz sincabım?
" nöbetçiyim güzelim, gitmek zorundayım. lütfen yapma böyle. Ben gelene dek uyu dinlen tamam mı?"
Güçlükle de olsa üstünden kalkmıştım ki ellerimi tuttu
" ama benim sana bir şey daha söylemem lazım"
Göz bebekleri Neden öyle titriyor?
" söz geldiğimde konuşacağız her ne söyleyeceksen ama şimdi dinlen ben de işime gideyim. Mecburum güzelim. anla beni"
Ondan kaçtığım mı düşümüyor acaba? Uzak kalmak için gittiğimi mi düşünüyor?
" tamam"
Başını salladı kaybetmiş bir komutanın kırılmış gurur dolu bakışı ile.
İçeri girip üstüne bir battaniye getirdim ve yastık.
" ben gelene dek uyuyup dinleniyorsun, "
Elim kasığına gitti " iyi bak yavru sincabımıza"
Gülümsedi kocaman. Alnından öptüm. Benim bir ailem mi oldu? Bu minik bana bir aile mi verdi?
İçim miniğimin yanında kalmak için tutuşurken gittim karargaha.
Hayat sanırım ilk defa gülüyordu bana!
Medusayı da yakalandıktan sonra istifa edebilirdim. Minik sincabım ile TSK dan babamın yanına geçiş yapabilirdim.
Üniformamı özlerim kesinlikle ama mimiğim ailemin yakınında olmalı. Daha çok küçük, hamile... Korkar!
Hem onu Sude'den de korumam gerek. Bana bir bebek verecek, bir aile verecek minik sincap
Masal
Üzülmedi, kızmadı.. aksine mutlu oldu. Hem de o kadar mutlu oldu ki! gözlerinden gördüm.
Tıpkı benim gibiydi bakışı. O da istiyor biliyorum.
Elim karnıma gitti... " Nasıl bir bebek olacaksın acaba? Bana mı ona mı benzeyeceksin"
Koltuktan kalkıp duşa girdiğimde kanımı şişirdim aynada.
Hamile olunca nasıl görünürüm diye.. Hem karınımı hem yanaklarımı.... çünkü yanaklar da şişiyor!
Bence her halimle tatlı olurum. Seviyor beni galiba...
İlk defa birisi beni seviyor, ne kadar güzel bir duygu!
Yiğitalp
" ahhhhh maşallah elin de pek hafifmiş"
Kardeşi gözümü morartır ablası gözümü çıkartır bu nedir arkadaş!
" Sen neden Demir ile kavga ediyorsun ya, siz ne zaman büyüyeceksiniz?"
Ne kadar büyüdüğümün farkında değil mi hala bu kız?
Elindeki buzluktan çıkarttığı bezelye poşetini kaldırıp attım.
" Ne yapıyorsun Yiğit?"
Sakin ol Yiğitalp, sakin ol!
" Daha ne kadar büyümem gerekiyor senin gözünde adam muamelesi görmem için?"
Senin ben ses tonunu s***yim Yiğitalp. İyi ki sakin oldun ha! Bir de sakin olmasan.
" Yine başlama Yiğitalp"
Kolundan sımsıkı tutup yanımdan kalkıp girmesine engel oldum
" Ne zaman başlayabilidik ki Buğlem?"
Gözlerime bakarken görüyorum aynı ateşi onda da, sen de istiyorsun...
" Aramızda 10 yaş var Yiğitalp. Bana abla demen senin için.."
" Buket abla ile baban arasında kaç yaş var?"
Sustu " o başka bir durum"
Ya seveceğim en sonunda sizin kalıplı bakış açınıza
" Nesi başka?"
Gözlerim bukle bukle saçlarından dudaklarına kaydı yine. Bileklerini elimden kurtarmaya çalışıyordu
" Yiğitalp yapma! senin çocukluğunu biliyorum"
" Bilmiyorsun, bilsen çocukluğumdan beri hayalim olduğunu bilirdin"
Belinden tutup kendime çektim. Çırpınıyordu, dudaklarına kapanmış onu keşfederken beni itiyor, bir sürü cümle kurmaya çalışıyordu
Oysa bedeni her hali ile teslimdi... elleri iterken tüm bedeni bana daha da sokuluyordu
Kalçasından çekerek uzattım koltuğa ve üstüne tişörtümü soyup atarak uzandım
Gözleri bedenimde dolandı, yanakları kızarmıştı
Ellerini başının üstünde bileklerinden sımsıkı kavrayarak tek elimle kilitlediğimde nefes nefese inledi
" yapma Yiğitalp "
Başımı boynuna gömdüm. " istemediğini söyle yapmam"
Bırakırdım, istemiyorum dese bırakırdım ama istiyordu biliyorum
" ben senin ablan sayılırım"
Başlayacağım şu sayılırımlara
" Sen benim ablam değilsin, hiç bir zaman olmadın, seni hep istedim ben. Bacak kadar veletken de ergenken de şimdi de"
Dudaklarına kapandım tekrar
Bir müddet karşılıksız bıraktı, ellerini kurtarmaya çalıştı, ve ardından bıraktı kendini gözlerini kapatıp ağzını açtı içine dolmam için.
Bedenini tamamen bana bıraktığında artık bana ait olmaya hazır olduğunu anlamıştım.
" Seni benden kimse alamaz Buğlem, kim karşı çıkarsa çıksın benim olacaksın"
Poyraz
Bilişimdekilerin tepesinde dikiliyordum.
Her kilo boy orantısına göre tarama yapılıyordu
Fotoğraftaki aşırı sıska bir kızdı. Ben de ilk zayıf olan versiyonları taramalarını istemiştim
" Ne zaman hazır olur?"
Gözüm sürekli saate gidiyor, bebeğimin evde nasıl olduğunu merak ediyordum.
" 1 saate hazır üsteğmenim"
Güzel... " kayıtlı veri tabanında aratmak, kimlik tespiti ne kadar sürer ?"
" O da en fazla bir saat üsteğmenim"
2 saat demek öyle mi ? 2 saat sonra sana ulaşacağım medusa!
Görelim bakalım bir bakışınla herkesi taş ediyor musun?
Kendime yeni bir kahve yapıp balyoza uğradım.
" Sana bir misafir gelebilir"
Gülüyordu...
" gelsin kimleri kimleri ağırlamadı ki burası" deyip odayı gösterdi
" şu duvarların dili olsa da konuşsa, ne binbaşılar ne üsteğmeler ne yüzbaşılar ne komserler geçti buradan"
Öyle ima dolu bakıyordu ki, kesin bizim tayfadan bahsediyordu!
" Oh oh sürüsüne bereket" deyip kahve uzattığımda ise şüphe ile baktı
" yok artık balyoz"
Kaşını napayım der gibi kaldırıp kokladı, bir iki salladı , bir kağıt çıkartıp soktu kahveye
" Bana olan güvenin gözlerimi yaşartıyor"
Kağıdı çıkartmış hagi renk olacağına bakıyordu
" güvenle bu yaşa kadar yaşamdık evlat"
Sonunda tatmin oldu ki dikti başına. Bir müddet izledim ağız dolusu içerken iç hattan o beklediğim mesaj geldi.
" Üsteğmenim, ilk örnek çıktı, şimdi ülke çapında tarama başlattık. görmek istersiniz diye haber verdik"
Evet isterim, hem de çok isterim.
Başımı kaldırıp mest olmuşcasına kahveyi içem balyoza dönüp son kazığını attım
" Yalnız babamın meşhur kahvesiydi o"
ve ağzından puskurdu
" Poyraaaazzzz!" Kaçarak uzaklaştım. Muhtemelen yakalasa filin götünden çıkan kahve çekirdeklerini de elime tutuşturup tekrar filin götüne sokardı
" Ne oldu, demek ki zehirli değilmiş değil mi balyoz efendi"
Kendi kendime rövanş almış şekilde tatmin olmuş girdiğimde bilişim bölümüne, derin bir iki soluk alıp uzandım dosyaya.
Elimdeki kahveyi masaya bırakıp derin bir nefes daha aldım.
Hazırsın, aç oğlum Poyraz, düşmanın ile göz göze kalacaksın şimdi!
Açtım!