O Beni Seviyor

1660 Words
Masal Herkes yemeklerini yemiş, kadın erkek demeden sofralar toplanmıştı. Babasına dikkat etmiştim, annesinin peşinde pervane kocaman adam Yemekleri taşıyor, salatayı yemeği yapmış övüne övüne anlatıyor, sofrayı kaldırıyor. Bir de oğluna bak, mecbur kalmasa evde ardını yapıştırdığı kanepeden kaldırmıyor bile. Ve yine gözüm o kıza döndü. Kahkahalar atarak elinden tutuyordu Cem denilen adamın. Özellikle yaptığı şey dikkatimi çekti. Nişanlısının kolunu beline sararken Poyraz'ın gözlerinin içine baka baka yaptı Sanki isteyerek, onu kışkırtmaya çalışıyor gibi, e o da kışkırtmaya yer arıyor tabi... kalktı hemen masadan. Boğazı kabarmış, bakışları tehlikeli bir hal almıştı. " eee balayına nereye gideceksiniz?" " Bali diye düşündük, ama herhalde son saniye karar vereceğiz" Aman ver sen ver de son saniye ne verirsen ver, malum seviyorsun vermeyi! Bir müddet cenderede kaldım. Gençlerin oturduğu kısımla, annelerinin oturduğu yer arasında gelinlik vazifesi diye bir şey varmış onu yerine getirdim. Bu gelinlik vazifesinden istifa edilebiliyor mu? boş bardakları taşırken bile yoruldum, bir de bu kalabalığa çay servisi yaptım. Gerçekten çok ucuza gittin kızım Masal, bunlara hizmetçi girsen bunun 2 katı maaş alırdın! İçimden kendi kendime söylenirken onun sesini duydum " Ne beyhude bir zavallılık" Demlik mi? yo gayet güzel demlik... neye diyor bu neymiş zavallı olan... Gözüm tezgahın üstünde gezindi, her şey var işte... çay, kurabiye falan. Ne var ne yok yapmış kadın. Bir dakika bekle, bu bana diyor olmasın! " Ne ?" Beni süzmeyi bırakıp yanıma geldi. Tezgaha arkasını yaslayıp ellerini koynunda birleştirerek süzdü " boyun kaç senin?" Hiç ölçmedim, çok mu kısayım ben ya! " Bana yetiyor " dediğimde alaylı bir kahkaha attı " iyi bari kendi kendine yetmen zira senin Poyraz gibi bir adama da bu kalabalığa da yetmeyeceğin ortada" Dudaklarım büzülmeye başlamıştı. Gözüm fokurdayan çaya kaydı, bir an ... neyse sakin ol Masal. " senin derdin ne kızım? Sen hayırdır gözün sürekli kocamda" Şaşırmıştı, herhalde alışmışlar uzaktan uzaktan laf sokmaya noldu yavrum göğüs göğüse savaş ... yemedi mi? " Üsluba bak, Poyraz kimlerle muhatap oluyorsun sen beni kıskandırmak için. Bir kenar mahalle dilberini başına bela etmişsin" Neymişim, o kenar mahallenin sokaklarında burnunu sürte sürte dolaştırırdım da neyse! " Gel gör ki adam benimle evli" deyip parmağımı gösterdim. Kocaman yüzük, sanki kolumla destek alıp kaldırıyor gibi yaptım... " ay kusura bakma çok ağır da" deyip gözüne soktum tek taşımı. Kıskançlıktan renk değiştirip şimdi beni ucuzlukla ve görgüsüzlükle itham edecek, izleyelim ... " Ne kadar çiğ hareketler bunlar? " Etti... " Hişt, senin o uzaktan ciğere bakar gibi baktığın adamla ben evliyim. O gözüne sahip çık ben kimseye benzemem. " Tek bir bakış, kararlı, sert... ve donup kaldı! tıpkı taşa dönüşmüş gibi! Belki de gerçekten taşa döndürebiliyorumdur. Çayı doldurmaya başlamıştım ki kulağıma dek eğilip "o beni seviyor, değil sen senin gibi bin tanesi gelse nafile" diye fısıldadı İşte bu canımı acıttı, " Fark ettim, güne tostsuz başlamıyor" Yüzüme anlamayan bir bakış atıp, ardından şaşkınlıkla açtı gözünü " Sen bana kaşar mı diyorsun?" Kim, ben ...yok canım der miyim? " bak şimdi sana ne olacağını söyleyeyim, sen seni sevmeyen bir adamın peşinden sürüleceksin en nihayetinde de aramızdan def olup gideceksin" Aramız derken? " bende sana ne olacağını söyleyeyim" çayları doldurmuş tepsiyi almışken süzdüm " birazdan kocamla eve gidip sevişeceğiz ve sen aklına bile gelmeyeceksin" Ben mi dedim onu? Ben dedim ben belli ki... baksana kadın alı al moru mor oldu? Yanından geçip gittim... Çayları ikram ederken bir an göz göze geldik tepsiden çayını alırken. " Neyin var senin, elin titriyor, aç mısın?" Şaşırmıştım, beni mi merak etti o? O değil de niye her yer kararıyor ki, ışığı sen mi kapattın yine teyze? neydi bu kadının adı. hera mı zera mı? Poyraz Yaprak gibi titreyerek servis etti çayları, kimse fark etmedi ama mutfaktan çıktığı andan itibaren gözüm üstündeydi Özellikle de Sude de mutfağa gidip dönmeyince tüm dikkatim mutfak kapısındaydı Sıra bana geldiğinde göz kapakları yarıya dek inmiş eli zangır zangır titriyordu Bir anlık göz göze geldik, ardından gözleri kaydı. Son anda tuttum belinden... tabi tepsi yerde. Herkesin soruları, endişeli bakışlarına inat bana öyle kırılmış bakıyordu ki Sude bir an kollarımdaki baygın kızı bırakacaktım Sadece bir an! Kucağıma alıp bekarlık odama götürdüm. aşağı kattaki odaya. Tüm sesleri duyuyordum, " Sude bir baksın " diyordu Cem? Neyse ki Peri annem de evdeydi de o ilgilendi. Bizi dışarı yollamış muayne ediyordu. Bense tüm kalabalıkla bahçede bekliyordum. Ne oldu ki şimdi bu minik sincaba? " Şimdi anlaşıldı " bir kahkaha yükseldi Cem'den Yine neyi bir yerlerine göre anladılar acaba ? Kafamla ne der gibi işaret edince " Yenge hamile mi? o yüzden mi böyle apar topar evlendin?" Gözüm hızla Sude'ye döndü. Gözleri nemlenmiş, belli etmemeye çalışıyordu. " Saçmalama yok öyle bir şey" Yok öyle bir şey sarı papatyam, Dokunmadım ben o sincaba hiç? Gözünün içine baktım, hala bebek geyiği döndürüp oğlum olsa kızım olsa lı senaryolar çiziyorlardı bense kafamla gözümle Sude'ye işaret etip öyle bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyordum ki Cem'in sözleri ile tekrar kalbime bir ateş düştü " Merak etme dostum,seni babalıkta tek bırkamam." Ellerini tutup başını Sude'min benim Sude'min boynuna gömdü. Ne demek o, boynunu öperken eli bacağını sıkıyor sevdiğim kadının. Birden ayakta buldum kendimi, herkes bize bakıyordu farkındayım " otursan kardeşim" diye çekiştirdi Demir yediğim haltı anlamış gibi. Ellerimi yumruk halden hızla çıkartıp " ben Masal'a bakayım" Aynen aynen, bak Poyraz, Masal'a bak sen Odaya girdiğimde Peri annem çıkmak üzereydi. " korkma birtanem, iyi tansiyonu düşmüş. şekeri de düşmüş. şimdi tatlı tuzlu bir şeyler verdim ama tuzluğu az tuttum. Kalp ritmi bana düzensiz geldi. Bir ara getirsen de kontrol etsek" Bitkin görünüyor, yatağın içinde kaybolmuş. zaten ufacık bir şey! Kafamı salladım. Yanağımdan o bildik öpücüğünü alıp " Sedef sizi çok özledi, yarın ziyarete gidin olur mu oğlum... şey de gitsin Poyraz " Demir'i kast ediyor. Gözlerimin içine dolu gözlerle bakıyordu. En büyük sınavları olmuştu Sedef'in rahatsızlığı. " Tamam anne merak etme" Evet, annemdi bu 4 kadın da benim. Vera annemin sütü kesilince imdadıma Buket annem yetişmiş, ama onun da sütü yetersiz olunca devreye sırası ile Çiçek annemle Peri annem girmiş. Cenk amcam ' bir bizim hanıma saldırmadı, ailede ne kadar kadın var hepsinin sütünü emdi çakma Tarkan ' diye takılırdı bana. Hepsi ile süt kardeşim olunca Yiğitalp ağlamış, ben sizin kardeşinizin değilim diye küsüp oturmuştu, biz de kan kardeşi yapmıştık o zaman veledi sırf zırlamasın diye. Öz annemden sonra tanrının bana 4 tane melek gibi anne vermesi ile mükafatlanmıştım. Bir sürü de kardeş. O yüzden yapamazdım, başkası olsa gözüm görmez çeker alırdım Sude'yi , o gün kaçalım dediğinde tutar kolundan götürürdüm ama söz konusu kardeşim. Kendi kendime yanacağım ama yakmayacağım. Sadece benden uzak durması gerek. Her konuda dirensem de teni tenime değdiği anda kaybediyorum bu savaşı. Peri annem odadan çıkar çıkmaz sincabın yanına gidip oturdum. Neden yaptım bilmiyorum ama elim saçına gitmiş okşarken buldum kendimi. Farkına varmamla köze temas etmişcesine çektim elimi. Acınası bir durumda, etkilenmişimdir... en çok da kimsesizliğinden etkileniyorum onun Sokakta bırakamama sebebim de buydu. Arkamı dönüp gidememe, kimseye emanet edememe. Korumak istedim onu. Gözüm simsiyah saçlarında dolandı, buğday teni solmuş hemen. dudaklarına bir şey sürdüğünü düşünüyordum hep... giyecek kıyafeti bile yok ve ben dudağında bir ruj falan var sanıyordum ne kadar komik Kendi kırmızılığı, o kadar kırmızı ki insanın böyle düşünmesi çok normal. Bebek istiyor demek Sude'den. Derin derin nefes al Poyraz. Dayan oğlum, dayan. Buna da dayan. Şimdi değilse de bir gün onu kucağında Cem'in bebeği ile göreceksin. Bir an gözüm sincabın duvardan taraftaki boşluğa ilişti. Annemler geldiğinde 2 gece yanımda yatmıştı. Yorgundum, hem de çok yorgun. Dışarıda rol kesemeycek kadar. Ayakkabımı, çorap ve diğer angaryaları çıkartıp o boşluğa bıraktım kendimi. Yastığa saçının telleri savrulmuş. Bir şekilde bu kız beceriyor her yeri uyurken işgal etmeyi. Uzandım, sırt üstü elimin birisi başımın altında tavanı izlemeye başladım. Neyse bari, en azından artık çöp ya da kanalizasyon kokmuyor Şükrettiğim şeye bak! Başımı çevirip baktım, uyuyor. Uyurken daha tatlı, en azından konuşmuyor car car! Gerçi konuşurken de tatlı... peşin peşin laf yetiştirmiyor mu haylaz. Al işte! yine oldu. Yine düşünmedim onu, acısı silindi zihnimden kalbimden. Neden böyle oluyor ki? Sabah olmuştu, sincap hala uyuyor... Askeri düzenden kalma alışkanlık illa güneşin doğuşunu selamlayacağım Kahvemi yapıp gidip vereyim selamı derken aynı alışkanlığın anne babamda da olduğunu bahçede annemi babamın omzunda kahve içerek sohbet ederken görünce hatırlamıştım " çok soğuklar, ne biçim evli bunlar Mete" Tabi bu yaşa gelmiş hala muç muç olunca kendileri. Ve kulağımın dibinde ablamın fısıltısı "çok göze batıyorsun çocuk, yeni evli gibi davran" diyerek merdivene gitti... Sen de bu aralar benim gözüme batıyorsun da neyse şimdi! sonra konuşuruz! Ters istikamet, geç geri odaya Poyraz soru yağmuruna tutulmamak için. Biraz daha uyudum ve kalktığımda sincabın yatakta olmadığını fark ettim. Saat baya geçmiş, acıkmş kesin bir köşede maşe palutu kemiriyordur derken parmaklarının ucunda tişörtünün uçlarını katlamış arasına bir şey saklamış gelen sincabı gördüm " Ne halt ediyorsun sen?" Sıçradı korku ile ve elini çekmesi ile yarım ekmek düştü tişörtünden. Gözüm yarım ekmek ile sincabın arsında gidip geldi. " Aç kalmamak için stok yapıyorum" Sinirle şişirmiş yanağını yerdeki ekmeği aldı, bir iki üfleyip kaldırdı. Açlık böyle bir şey demek ki! dikkatle izledim. Normalde bizim kızlar yere düştü der bırakır. "Hadi kahvaltıya geç ben de geliyorum!" Bahçeye çıktığımda sincap yanımdan elinde domates tabağı ile geçerken aniden tutup sarıldım. Bir taraftan da gözümün ucu ile bizimkiler bakıyor mu diye süzüyordum ki homurtusu ve bacağıma geçirdiği tekmeden mütevellit derin bir iç çektim "ahhh napıyorsun manyak" " Asıl sen ne yapıyorsun oğlum, hayırdır?" Bak bak, tavıra bak! " yeni evliyiz ya biz güzelim, güzelim dediysem lafın gelişi... yeni evliyiz ya rol yapıyoruz" deyip tekrar yapıştırdım, burnu göğsüme çarpmıştı " Ah burnum kırıldı" "İyi, her yere sokmamayı öğrenirsin..." tekrar baktım yandan yandan! Hadi ama bakınsanıza diye söylenerek " 1000 lira isterim" Başımı eğip baktığımda çenesi göğsüme dayalı başımı yukarı kaldırmış bana bakıyordu çipildik çipildik göz kırparak " çok o.." Ard arda kırpmıyor mu gözünü, kocaman kirpikleri ile animasyon karakterleri gibi " 500 olsun bari lan" kahkaha attım... Bir elimle beline sarışmıştım, diğer elimle burnunun ucuna vurdum ve yine hapşırdı Ne zaman şunu yapsam hapşırıryor " çoook" deyip bir daha kontrol ettiğimde herkesin bizi gördüğünü anlayıp ayrılırken " 100 " diye bağırıyordu sessizce ardım sıra.. Hayatımda gördüğüm en paragöz kız olabilir.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD