Poyraz
Sabah aranması ile uyandık. Annemdi. Ard arda telefonum öyle bir titredi ki kollarımın arasına saklanmış sincap titreyerek boynuma sarıldı
Onun bu ürkek halleri öyle üzüyor ki beni, ne zaman düzelir bilmiyorum ama bir an önce düzelse iyi olur. Onu böyle görmeye danamıyorum.
" efendim anne?"
" Poyraz sen evden taşındın mı anneciğim?"
Evet, taşındım. " evet karargahın lojmanındayız"
Kadın kendi kendine sinir krizi geçirmedi ise ben annemi tanımıyorumdur.
" Gel bizi al oğlum ablanla biz evi terk ettik"
Ne yaptınız? Ya annem öyle birden ev mi terk edilir, kocanı kovmuştun işte otursan güzelim evinde
" Anne neden böyle bir şey yaptın?"
Hayır neden yani, aklıma saniyesinde bekar günlerim geldi... çorbını oraya atma Poyraz, kirlilerini temizlerle karıştırma Poyraz, sen içtin mi Poyraz, bu saatte neredesin oğlum sen?
" Çok konuşma, babası kılıklı.Gel al bizi"
Ve suratıma kapanan telefon. Sincap öyle bir bakıyordu ki! Korku ile..
" Annem..."
İşkenceden çıkmış kıza ne diyeyim ben, kayınvaliden ile görümcen geliyor mu diyeyim... E bu da işkencenin diğer adı!
" evi terk etmiş"
Hala anlamadı.. Ah benim masum sincabım. Alnını öpüp kalktım yataktan
" Güzelim yorma sen kendini, ben Tuna katırına söylerim o hazırlar sofrayı, sen sadece sucuk pişerken başında dur yeter, hepsini yemesin"
Bir taraftan üstümü giyip bir taraftan annemleri almaya çıktım
Demir
Mete başkan ile evinde çay koymuş içiyorduk. Günler sonra temiz bir evde uyumuştuk Vera annelerin gitmesi ile eve geçerek.
" Arkadaş kadın terk etmeye doyamadı, önce beni terk etti sonra evi terk etti, şimdi şehri terk etmiş"
Elindeki programla karısını izliyordu. Ne güzel o en azından karısını takip edebiliyor, ben babamların yediği halt yüzünden hem işsiz nem eşsiz kaldım.
" Sırf merakımdan soruyorum, acaba arada bu Demir'e de yazık oldu falan diye düşünüyor musunuz?"
İki babam da bir bir süre bana baktılar. Sonra Mete başkan açtı ağzını.
Vay be, demek kayınbaba da olsa baba sonuçta
" Çok konuşma da zeytini uzat damat"
" Ekmeğin de yanmışını almış.Daha ekmek seçemiyor bizde bundan ne bekliyoruz" diye devam etti babam.
Cenk albay banyoda olmasa herhalde o da bir posta kayardı.
Yanlış cephede yer aldın Demir çok yanlış cephede!
Masal
Kapı çaldığında tavandaki sucukları tek tek saydım başından ayrılmadan.
" yok artık yenge, sen ciddi ciddi sucukları mı sayıyorsun"
Koluna bilezik gibi geçirdiği sucuk halkası ile üstündeki önlüğü çıkarıyordu.
Neyse çok bekletmek olmaz deyip kapıyı açtığımda üstüme üstüme gelen bir anne vardı.
" Ah benim güzel kızım, elleri kırılsın onların"
" anneeee ne konuştuk seninle" diye bağırdı Poyraz. Sanırım hatırlatma falan demiş sanki unutmak mümkünmüş gibi.
" Buyurun içeri geçin, kahvaltı hazırladık yapalım birlikte"
Hayatımda ilk defa sanki misafir ağırlıyorum. Neden bu kadar heyecanlandım ki ben?
Daha önce de geldiler ama o zaman durum farklıydı.
Poyraz ile ben ev arkadaşıydık, sahi şimdi neyiz?
Bavulları içeri getirip nefes nefese " anne kaç yıl kalmayı planlıyorsun" diye sordu pat diye.
Evet baya bir fazla valiz vardı evde!
" sus babası kılıklı, sana mı soracağım"
Poyraz'ın yüzünde " Ne?" bakışı oluşurken
" hiç" diyerek içeri mutfağa geçtik Eylül ve Vera hanımla.
" aaaa Tuna da buradaymış" deyip ona da sarıldı Vera hanım. Sanırım herkesi tanıyor.
Bir sürü hoş geldin, Yolculuk nasıldıdan sonra kahvaltı bitmiş masada oturup çay içmeye devam ediyorduk ki kadcağız masada peçete bırakmadı gözyaşını silmekten
" Anne!" Yine uyardı Poyraz ama öyle bir ağlıyordu ki duru duracağı yok gibi.
" şu çocuğun eline bak Eylül"
Ve daha da şiddetli ağlamaya başladığında dönüp Poyraz'a telaşla sordum " çok mu kötü?"
O ise bana sarılmış " yok güzelim çok kötü değil, annem fazla drama Queen dir. aldırma sen!" diye teselli vermeye çalıştı ama pek faydalı olamadı
Elim bandajını açtığım parmaklarıma gitti.. etleri hala acıyordu, fazlası ile hassastılar.
" düzelmeyecek mi Poyraz " ve tuttuğum tüm gözyaşları akmaya başladı
Poyraz
Yok arkadaş yok, böyle bir şey yok! Kıza destek mi olmaya gelmişler köstek mi anlamadım.
İki dakikada kızın zar zor topladığımız psikolojisini siktiler attılar
Gitsin bunlar buradan! Gül gibi karımda akıtmadık gözyaşı kalmadı!
Bir taraftan kaşım gözümle işaret edip susmalarına sağlamaya çalışırken bir taraftan sımsıkı sardım sarmaladım
" düzelecek tabi ki güzelim bakma sen anneme"
Haktan albayın araması ile odasına gittiğimde Yalçın amcamı da içeride gördüm.
" Beni emretmişsiniz komtanım"
" Rahat ol, oturun üsteğmenim. "
Gözüm sürekli Yalçın amcadaydı. Bir sorun mu var?
" Poyraz şimdi sana söyleyeceklerim çok gizli bilgiler. Bu odadan dışarıda kimse bilmeyecek. Baban da dahil. "
Gözüm Haktan albay ile Yalçın amcam arasında gidip geldi.
" Sorun ne? "
Haktan albay koltuğundan kalkıp " Konuşun siz benim işlerim var" diyerek çıktığında odada Yalçın amcam ile baş başa kalmıştık.
" Masal" sıkıntı ile nefes verip "sadece bizim sistemlerimize değil, başka sistemlere de sızmış olabilir. "
Olmaz, ekipmanı yetersiz. Aslında bizim sisteme de sızmak için yetersizdir.
" Masalın başka bir ülkenin daha sistemine sızacak kadar donanımlı ekipmanı yok, bizimkine nasıl sızdığını bile henüz öğrenemedim ama onların sistemleri ile ..."
" Masal nasıl yaptı bilmiyoruz ama sanal alemde bir matrix tasarlamış ve tüm sanal erişimi bu matrixe bağlamış. "
Yüzünden birazdan duyacaklarımın hiç de hoşuma gitmeyeceğim okunuyordu
" matrixe girmesi yeterli, kalanını zaten istediği gibi alabilir değiştirebilir siler, ekler. Bir nevi sanal dünyada tanrıyı oynuyor"
Tam bir dahi çocuğun uğraşacağı iş. Bir dünya yaratıp tanrıyı oynamak. Onun gözünde ne kadar sıradan gözüküyorumdur kim bilir.
Şurada basitletişmiş şekilde anlatılan şeyleri bile anlamıyorum.
" daha açık konuşur musunuz?"
Daha ne kadar açık konuşacaklarsa...
" Basit şekilde anlatayım ; veri Masal'ın dünyasından geçmeden karşıya iletilmiyor. Ve masal onu dünyasına giriş yaptığında istediği şekilde değiştirebilir. Bu dünyanın anahtarı Masal'da. "
Bu onu hedef haline getiriyordu!
" Onu almak isteyecekler" dediğimde
" deneyeceklerdir eminim, ama alamayacaklar. İzin vermeyeceğiz. "
Bu kadar büyük bir tehlike altında olduğunun farkında mı?
Aklımda birsürü şey cereyan etti. Otel kayıtları, erişilebilir kaydedilir, saklanır. İnternet bağlantıları, elektirik, su abonelikleri.. telefon abonelikleri... Her şey arkasında iz bırakır.
O sistemde yoktu! İstediği zaman da
silebileceği bir terk edilişi dışında kaydı yoktu!
Gerçekten bu kadar dikkatli misin minik sincabım.
Masal
Eylül bana masaj yaparken Vera teyze uzun uzun sohbet ediyordu bir kadınla. " Tabi ki Cerenciğim, mutlaka buluşalım ben de İstanbul'dayım. Hatta kızlarla gelirim. Havaları değişir"
Acı çeken bir yüz ifadesi ile Eylül'e baktığımda başını boynuma gömerek gülmeye başladı kahkahasını annesine duyurmamaya çalışıyordu
" Ah Masal, keşke elimden bir şey gelse ama şuan boşanma avukatı arama ve ayrılık acısı çekme arifesindeler. Yani seve seve gideceğiz kuzum. Hem sana da iyi gelir. Yatla açılırız"
Yat derken, bildiğimiz yat mi?
Nasıl şaşkınlıkla baktıysam gülerek burnumun ucuna vurdu
" Çok eğleneceğiz söz veriyorum"
Bir söz daha... Neden verilen her söz canımı acıtıyor ama yine de yatla açılma fikri güzel olabilir.
Hem aptal Sude'yi bir defa daha ekmek için bahanem olurdu.