Yüzleşme ♧ +21 (4)

4051 Words
Poyraz Karargah İşte yine fotoğraf atmış, bu kızın derdi ne? Benimle o şekil öpüşürken neredeyse benimle orada birlikte olacakken... Oysa şimdi ard arda Cem ile fotoğraf atıyor? Kalbimi nasıl ezeceğini çok iyi biliyor. Çayımı içmiş biraz olsun kafa dinlerken içeri Demir girdi. Onun da yüzü çarşamba pazarı gibi! " Çay?" suratım beş karış sordum. Hala bozuktuk. " Ağzım var istesem söylerim" Senin ağzını sikeyim ,neyse! " Ne oldu sana?" Yüzünden düşen bin parça, " dağa gitmeyi özledim" Al işte yine dağ sevdası tuttu bizimkinin. En son bir kıza açılmış o reddedince gitmiştik. " Valla ne yalan söyleyeyim ben de özledim" Bir anlık bakıştık. Bir açıklama yapmak zorundayım. Kardeşim bu adamlar benim. " Yapmamalıydım, kendimden iğreniyorum " " iğrenmelisin" Dümdüz, net adam! Net ama bakışını neden benden kaçırıyor. Gözleri uykulu uykulu. Hadi lan, boğazındaki ne onun? " Sen kadına mı gittin?" Bakışını kaçırdı yeniden. Gitmiş. Derin derin soludu. Bu adamın var bir gönül yarası ama kimseye anlatmıyor ki " annem akşam yemeğe bekliyor" masadan kalkarken söyledim bir çırpıda. Ben gel desem yan çizer ama söz konusu annem olunca seve seve kabul eder. Masal " Öldüler mi kızım?" Gözlerimden ard arda akıyordu yaşlar, " hepsi öldü!" diye bağırdım. Geldi bir müddet tavaya baktı " diri bunlar daha ölmemiş" " olur mu canım ölmeseler neden bu kadar ağlayayım ben?" Bir kahkaha yükseldi kadından, galiba komikti dediğim. Soğan öldürmek nedir ya. O nasıl bir tabirdir. " yok yok ölmemişler, hadi sen git maydanozları doğra da bende şu soğanları öldüreyim" Bir doymadı öldürmeye bu kadın da! al öldür de sen de rahatla ben de rahatlayayım! Kızım deyip duruyor ayrı sinir oluyorum o hitaba zaten. Çok geçmeden mutfağa kocası da geldi " birtanem yorma kendini, dışarıda yeriz" Umutla kadına baktım, he de... hadi be , he de! Durduk yere sebze katliamı yapmayalım " olmaz , ben oğluma kendi ellerimle lazanya yapacağım" Sinirle doğrama tahtasına dönüp maydanozları doğramaya başladım söylene söylene " Hay senin oğluna da lazanyana da" bir an başımı kaldırdığımda iki çift gözün üstümde bana baktığını gördüm Yok canım, dışımdan dememişimdir onu ben? Dedim mi yoksa? " Doğrasana kızım ne bakıyorsun?" Oh dememişim... çok şükür Poyraz Tüm işler bitti. Teftiş, içtima, eğitim, bir sürü ıvız zıvır evrak işleri. Derin derin nefes alıp akşamki yemek saçmalığına kendimi hazırlamaya çalışırken çalan telefon ile bir daha kendimi bok gibi hissettim Arayan bıçak emojisi. O arıyor... Bir müddet bekledim, çalar çalar kapanır. Öyle de oldu... Elimde telefon küçücük subay odasında sağa sola giderken tekrar çaldı Ne var Sude neden arıyorsun? yapma işte şunu yapma! " alo" Dayanamadım açtım. Arkamdaki duvara yaslanmış güçlükle ayakta duruyordum duvardan aldığım destekle " Poyaz!" Gözlerimi kapattım, ismim ilk defa ağzından böyle dökülüyor. Neden şimdi Sude? " efendim Sude?" Çarpan kalbime küfürler savundum, titreyen sesime, kaybettiğim irademe! " Poyraz konuşmamız gerek" Tekrar kapattım gözümü derin derin nefes aldım. Ne diyecek, hataydı mı? birdaha olmayacak mı? zaten olmayacak. Dudaklarımdan silinmiyor lezzeti ama bir daha olmayacak! " Gerek yok, hataydı bir anlık zaafiyet! " Sessizlik oluştu. Neden bu kadar sessiz? " senin için anlamı bu mu?" Dizlerim bağı çözüldü, ne demek o? kendisi için farklı mıymış? Siktir, beni sevmemesine alışığım, bana yüz vermemesine ama bu... buna alışık değilim " ikimiz... içinde öyle... öyle değil mi?" Ne dese rahatlarım. Öyle bir anlamı yoktu dese mi yoksa tam tersini mi söylese? Hangisini duymak istiyorum... kahretsin ikisini de duymak istiyor ve ikisini de duymaktan ölesiye korkuyordum. Ve kapının açılma sesi... Sude Telefonu hızla indirdiğimde Cem'i görmemle adeta basılmış gibi irkildim " Ne oldu güzelim? iyi misin?" Yanıma geldi, yüzümü okşayıp bakıyordu. Alnıma öpücük kondurup kendine çekti " ateşin de yok ama belki de iç ateşin vardır. Ona da bakmamı ister misin?" Elimle göğsünden itip uzaklaştırmayı denedim. " Cem iyiyim" " görüyorum bebeğim" ve dudaklarıma yapıştı. Öyle arzulu öpüyordu ki, nefes nefese konuştu " çok özledim seni, 2 haftadır tenine hasretim bir sürü boktan mevzu girdi aramıza. " nefes alışverişi o kadar sıktı ki... Üstündeki doktor önlüğünü çıkartırken " yapma, burada olmaz hastanedeyiz" diye inledim " kilitledim kapıyı, dışarıdakilere de toplantı var dedim, sana dokunmak için bir saniye bile bekleyemem" Belimden tutup kanepheye götürdü " Cem yapma, dur lütfen" " Hadi bebeğim özledim diyorum, sen özlemedin mi beni?" Başını boynuma gömmüş emerken ısırığı ile inledim " ahhhh acıyor" " acısın, daha çok acıtacağım... altımda kıvranacaksın" Gözüm bir an telefona gitti açıktı biliyorum, kapatamadan ellerime uzandığında telefon elimden düştü. Umarım kapanmıştır, umarım kapanmıştır! Üstüme kendini bastırarak öpmeye devam ediyordu. Eli bluzumdan içeri iç çamaşırımın da altından göğsümü kavradı " ahhh Cem... dur lütfen,olmaz burası.... hastane" Koyulaşmış bakışları bakışlarımda odaklandı " Ne saçmalıyorsun Sude, kaç defa seninle hastanede yapmadık mı? Özledim diyorum,baksana nasıl sertleşti... Sen dururken kendi kendime mi indireyim" Ve eteğimi sıyırmaya başlamıştı. Bense dokunuşlarına tepkisiz kalmaya çalışarak dudaklarımı ısırıyor iç çamaşırımı bacağımdan sıyırırken gözüm sürekli yerdeki telefona kayıyordu Poyraz, belki de bu şekilde ikna etmek daha kolay olabilir. Onun bana zorla sahip olduğunu düşünürse... " Cem lütfen, çok acıtıyorsun... acıtma" Aletini çıkartırken anlamayan bir bakış attı yüzüme bir an, sonra gülümseyerek üstüme kapandı " Napayım bebeğim, benimki böyle sikmeyi seviyor" İçime dolmaya başladığında gözlerim kaymaya başlamıştı bile... Cem, ah Cem... o kadar mükemmel fiziğin var ki. İçimde aldığı yok bitmek bilmedi, vajina duvarlarıma sürtüne sürtüne ilerleyen aleti, iri bedeni altında ezilirken Poyraz duymasın diye zevk inlemelerimi içimde tutmak için çıldırıyordum Cem, o kadar arzu dolu sahip oluyordu ki... Poyraz ile nasıl olurdu acaba? İçime ard arda sokup kendini çekerken bedenim koltukta aşağı yukarı savruluyor, çıplak göğüslerim inip kalkıyordu Onun ise gözü göğüslerimdeydi... daha da şiddetle girmeye başlamış büyük bir homurtu ile beni kendine gömüp ağzına göğsümü eli ile sıkarak almıştı. " ahhhhhhh" Acı ile inledim son girişi ile... o kadar sertti ki! " çok sertsin" dediğimde sesim nerede ise acıdan ağlayacak gibi çıkıyordu " her yerini alacağım Sude... Sana söz veriyorum altımda kıvranacaksın! seni öyle sikeceğim ki yavrum eve gittiğimizde arkandan da gireceğim" ve göğsümün ucunu ısırdı " ahhhhh aghhhhh ahhhh acıyır lütfen ahhhh" Elleri kadınlığımın üstinde okşarken iri aletini defalarca İçime kökledi ,şehvetle kabarmış boynu, çıkmış damarları ile... Elleri başımın yanında şınav şeker gibi yerini alınca ise en sert şekilde doldu İçime ' ahhhhhhhhh ahhhh acıyor ahhhhh " Kendini öyle sokmuştu ki nerede ise yumurtaları bile İçime girecekti sanki! Baş parmağını ağzıma sokup kendini İçime büyük bir homurtu ile irkilerek sağıyordu " sikeceğim, her yerini Sude, arkanı da istiyorum arkanı da vereceksin" İçime ard arda sokup kendini tamamen sağdı ve bedenini üstüme bıraktı. O an hatırladım telefonu... hızla dönüp baktığımda arama sonlandı yazısını gördüm. Kahretsin, zevk ile inlemedim değil mi? Poyraz Yere çökmüştüm, elimde telefon gözlerimden yaşlar akarak gözyaşımı siliyordum Dokunuyor, benim dokunmam yasak olan kadına, canını acıtıyor! benim saçının teline kıyamadığım kadının? Göğüs kafesim şiddetle inip kalkarken yakamı açmaya başladım nefes alabilmek için... Cem'in tahrik olmuş sesi, bel altı arzu dolu konuşmalarına daha fazla tahammül edemeden fırlattım telefonu bir köşeye! İki elimle de yakamı açmaya, nefes almaya çalışırken içeri elinde dosyalarla postalından ses çıkarta çıkarta Demir girdi " bunları inclemedin mi lan sen? noldu lan sana?" Yanıma çöktü, nefes alamaya çalışırken elindeki dosya ile yelleyip " Tamam, Poyraz tamam nefes al! geçti oğlum tamam" Titriyordum, tüm vücudum şiddetle kasılırken kendimi kaybettim... Gözlerimi açtığımda evdeydim. Ne ara geldim, nasıl geldim ki? Baş ucumda Eylül " yormayalım, bırakalım biraz dinlensin. Vurduğum iğne iyi gelecektir" diyordu Sakinleştirici mi vurmuş, halime bakılırsa evet. Babamı gördüm, bana acı çeken bir ifade ile bakıyordu. Gözümden yaş süzüldü. İstemeden, hissetmeden... sanki oradaydı akması gerekti ve aktı işte. Gözüm abajur takıldı... uzun uzun bakıştık abajurla. Dokundu, yine dokundu ona! üstelik bu sefer her anını duydum! "Yapma" dedi, yapma işte yapma! dokunma! Masal Demir ve Tuna'nın kolları arasında adeta yarı baygın getirdiler. Ayakları yerde sürünüyordu. Herkes o kadar üzülmüştü ki... Demir ayak üstü bin tane yalan attı. Yok efendim bir er varmış da ona kızmış da kriz geçirmiş falan falan... Bu adam sinirli değil bu adam üzgün! dünyası başına yıkılmış gibi... Bunu gören herkes anlar. Demir'in anlattıklarına sadece Vera hanım inandı sanırım. Ere kızıp durdu. Bir ara da kocasına kızdı, " senin yüzünden asker oldu, bak sinirleri harap oldu çocuğumun " diye. İşin tuhafı ise Eylül ile Demir'in sürekli bakışarak ortamı idare etmeye çalışması. Belli ki konuyu onlar da biliyor. " Hadi kızım sen git kocanın yanında kal" Hiç üstüme alınmadan kahvemi içmeye devam ederken tüm gözlerin üstümde olduğunu fark ettim " ben? ha tabi ben, tabi Ya kocam... Ben gideyim de yanına bir şeye ihtiyacı olur belki kalayım" Of, uyuyor işte ne yapacağım ben onun yanında? Girdim, yatağın nerede ise tamamını kaplıyor. Çok iri. Karşısına geçip koltuğa oturdum. Saçları dağılmış, gözleri kırmızı. beyaz tenli bile denir... Gören asla Türk demez, çok farklı Avrupai bir havası var. Annesi ile babası da çok karizmatik, güzeller Belli ki aynı genleri aktarmışlar. Bir an aynadaki yansımama baktım boy aynasından. Küçücük koltuğa dizlerimi çekmiş kendime baktum. Öylece oturuyorum, miniciğim. Koltuk bile benden büyük. Üstümde kalın bol kesim siyah bir oversize tişört var. altımda kadife siyah pantolon. Ayaklarımda ise minnoş beyaz pofuduk köpekli ayakkabılar. " kadın gibi değilsin" dedim kendi kendime. Sonra da uyuyan adama baktım. Nasıl da arzu dolu öpüşüyordu kızla! Elleri tüm bedeninde gezindi kızın. O da fena hani, bir arka arkasını dönüp kendini dayadı, başını arkaya itip öpüştü Poyraz'la. O anı hatırlarken gözlerim dudağına takıldı. Ne kadar muazzam. Böyle sahneler filmlerde olur sanıyordum, baya bildiğin alev alevdi heryer ama aynı zamanda o alev günah aleviydi de! Neden onu öyle gördüğümde bu kadar incindim. Bana asla dokunmayacak, bırak dokunmayı kadın olarak bile görmüyor ki! Aman daha iyi, görmesin... Neden umrumdaysa... Kendini kandırma artık Masal, hoşlanıyorsun bu adamdan. Seni etkiledi, hem de onu ilk gördüğün anda etkilendin. Minnet duygusu sandın ama öyle değilmiş değil mi salak Masal. Al işte, hayat yeterince zor değilmiş gibi ilk aşkın başkasına aşık bir adam! Belki sever beni, sevmez mi? insanlar kedileri köpekleri bile seviyor! gerçi kedi köpek sever gibi sevmesin ama sevsin... " Sudeee" dudaklarından yine o kızın adı döküldü. Ben beni sevmesini umarken, beklerken o yine Sude diye sayıkladı. " hıı aptal Masal, bekle sen sever seni aynen sever!" Gözümden ard arda yaşlar süzülürken sövdüm bir ton kendinde olmadan yatan adama. Kalk kızım ne bekliyorsun başında aç aç! uyuyor işte! Odaya geldiğimde burnumu çekmeye başlamıştım ki herkesin tekrar bakışı bana döndü. Masayı hazırlamış yemek yemeye hazırlanıyorlardı " gel güzel gelinim, biz de seni çağıracaktık sofraya. " Ne kadar tatlı bir adam bu. " uyuyor mu hala?" Of bu kadın da! Oğlundan başka kimse yok herhalde! kimsenin canı yok. Başımı salladım. " ona da ayırdım yemekten Mete, çok sever sonra yer." " aman ayır, aman eksik kalmasın iri kıyım ırz düşmanı" Yanımda su içen Demir'in öksürerek gülmesi ile kendime geldim. Bana bakıp öksürerek gülüyordu ağzını peçete ile kapatıp masadan kalkarken " Helel oğlum helal, birden bire ne oldu öyle?" Su işte kaçmış, ne olacak başka teyze! " Bilmem" Eylül'ün bakışı üstümde gezindi, gülümseyerek cevap verdi annesine " boğazına kaçmış işte anne" Sanrım o da duydu, neyse zaten bilmedikleri bir şey de değil. Ahlak yoksunu kardeşini benden daha iyi tanıyordur, tanımıyorsa da bu onların ayıbı! Ben bu kadar kısa sürede ciğerine kadar öğrendim, bunların ohooo... nesini nesini bilmeleri gerek Ağzıma yeşil salatayı sokarken nefes almakta ve çiğnemekte güçlük çektiğimi fark edince anladım yine kendimi kaybedip yanaklarım şişip ağzımda çiğneyemeyecek kadar çok besin ile doldurduğumu " O kadar sevdiysen sana da yaparım" Kafamı aşağı yukarı sallarken peçeteye uzandım bir taraftan da! of, medeniyet görse beni pılısını pırtısını toplar kaçar! Neden böyle yedim ki, ben mutsuz olunca böyle yerim... Gözüm koridorun sonundaki odaya takıldı. " Sudeymiş, başına Sude kadar taş düşsün taş" Kulağıma doğru eğilip fısıldadı birisi " aminnn" Güçlükle yutkundum. Eylül, o da mı farkında yani? Yuh arkadaş, Adnan Ziyagil nerede? Beşir hangi kapıdan öksüre öksüre çıkacak? hepsinden önemlisi benim ne işim var bu evde? *** Masal Odamda bilgisayardaki son kurulumu da yaparken meşhur şifre kısmına gelmişti. Elbette imzamızı atacağız İç içe geçmiş iki M harfi. Ve ekranın açılması ile en sevdiğim fotoğraf çıktı karşıma. Yerebatan sarsıcını gezerken çektiğim Medusa fotoğrafı. Tam da ışık kırmızıya geçtiğinde çekmişim, o kadar güzel ki! Onun gibi olmak isterdim, bana zarar verecek herkesi tek bir bakışımla dondurmak. Baktığımda hala yüklemelerin devam ettiğini gördüm. Tüm gün her kanalda geçip duran aptal güvenlik şirketine küçük bir ders vermek iyi olabilirdi eğer pc deki kurulum bitmiş olsa... Neyse artık, biraz daha bekleyeceğiz. Bağrıma bastım bilgisayarımı ve masanın üstüne uyku modunda arka plan açık bıraktım. Çok ısınacak ama mecbur. Karargah Günleri Poyraz İçtima, spor, eğitim derken bir günü daha yedim. O günden sonra defalarca aramıştı,açmadım. Her şey, herkes hep bir ağızdan bağırıyordu. Senin değil , sana ait değil! Ankara'ya gittiler. düğün hazırlıkları ve diğer her şeyle ilgilenmek için Arada İnternete gelinlik denerken fotoğraf atıyor ama sanki artık eskisi gibi gülmüyor. Ve benim günahkar, aciz kalbim onun için atmaktan, onu deli gibi istemekten asla vazgeçmiyor. Bir sonu olmalı, bir duru durağı ama yok! Evde ise tam bir kaos hakim. Kıyafetlerimin arasına karışmış, el kadar iç çamaşırları, sütyenler var! Onları da görmesem evde kadın var demem zaten, Tuna bile daha kadınsı davranabilir isterse. Bir gün daha bitti ve eve geldim. Kapıyı açtığımda hemen eşikteki valizlere takıldı gözüm. Yarın yola çıkacaktık ve sincap hala ortalıkta tertibim, asker arkadaşım gibi dolanıyordu. " Sana o kadar para ödedim gidip kendine doğru düzgün bir tane bile kıyafet alamadın mı?" Üstüne başına baktı, " Ne var ki halimde?" Kendi kendini rezil ediyorsun bununla Poyraz! aferin sana Poyraz! " tam üstüne bastın, hiç bir şey yok" Baştan aşağı süzüp söyledim. " Bunun göğsü de mi yok kıyafetten mi öyle duruyor?" Demir Eylül'ü bekliyordum. Birazdan Ankara'ya yola çıkacaktık, annem gelirken "Eylül ablanı da getir" dedi bende üstüne basa basa " olur Eylülü de alır gelirim" dedim. Başlayacağım şunların abla muhabbetini artık, neymiş lan bu bir yaş! bunu da söyleyen annem! 12 yaş var babamla arasında! " İşte bitti" diye çeke çeke bir valizi getirirken kalkıp aldım elinden. " Ne var bunun içinde kurşun mu? " " anlamazsın sen kadınsal seyler" Anlatsan anlarım güzelim. Valizi diğerlerinin yanına bırakmış eve çıkmadan önce göz gezdiren kıza takıldı gözüm. Beyaz askılı bir bluz, çiçekli mini bir etek. Saçlarını salmış, kömür karası gözleri odada dolaşıyordu bir şeyi unuttum mu diyerek kontrol ederken. İradeyi de sevsinler, her şeyi de... hızla üstüne yürürken bir an bakışı bana döndü ve gözleri irileşecek karşılık verdi Sımsıkı sarılıp bedenine öperek kendime çektim... Ne kadar kendime çekersem çekeyim yetmedi. Narin elleri ile beni uzaklaştırmaya çalışıyordu " Dur lütfen, yapamayız, yapmamalıyız biliyorsun" Kalbim bu sesi duyacak halde değil Eylül'üm. Gözüne baktım, nefes nefese bedenini kendime bastırmaya devam ederken " yaptım, başkasına dokundum... o gün git dedin gittim. Seviştim. " gözlerinde acı ile öfke doldu, öyle bir bakıyordu ki bana " iyi, aferin sana.. bırak beni" Daha da şiddetlendi kollarımdaki çırpınması " Seni öptüğümde hissettiğimin binde birini hissetmedim kadına dokunurken. Senle canlanan bedenim ilaç almadan ayağa kalkmadı" kalçasından kavrayıp kendime dayadım, Sertliğimi hissetti, onu ne kadar istediğimi. Başımı boynuna gömdüm " Seni istiyorum Eylül. Kim ne diyecekse desin seni istiyorum" Kendimi narin bedenine sürterek daha da çekiyordum mümkünmüş gibi " Sedef" dedi inleyerek.. " yapmayız, Sedef..." Yüzüne baktım, istiyor ama Sedef için mi reddediyor beni? " çok hassas bir dönemde, tekrar aynı çılgınlığı yapabilir" Alnımı alnına dayadım, nefes nefeseydim. " tedavi görmüyor mu?" " aşk acısının tedavi ile geçeceğini sanmıyorum " Acı ile gülerek söyledi " öyle olsa ikimiz de birer ilaç alır iyileşirdik" Doğru söylüyor, bizi iyileştirecek bir tedavi yok. Gökhan amcamın çaresiz yakarışları, kızı için döktüğü göz yaşları canlandı o an gözümde. " söylemeyiz" Gözlerim yine dudaklarına kenetlendi " nasılsa er ya da geç unutacak, o zamana dek kimseye söylemeyiz" Bana bakıyordu, ikna olmak üzereydi gözlerinde görüyordum kırılmak üzere olan direncini. Tekrar kalçasından tutup kendime çektim " sadece bir kere dokunabildim sana, kahretsin çok canım acıyor... hayalini kuramadığım ,o anı özlemediğim tek bir an yaşamadım. Teninin kokusuna hasret kaldım güzelim, bırak bana kendini, bırak sevgilim" Tekrar dudaklarıyla buluştu dudaklarım. Onu korkutmak, kaçırmak istemiyordum. Hassas davranıyor bir o kadar da arzu ile öpüyordum. İlk bir kaç saniye ne itti beni ne de kendine çekti, kollarımın arasında kuş gibi titreyip ince ince inleyerek karşılık verdi Kendimi dudaklarından çekip tekrar baktım, heycandan inip kalkan göğüsü, titrek bakışları, öpüşümle şişmiş dudakları! " Kimse bilmeyecek" Bilmeyecek, sen benim sırrım olacaksın. Sedef gerçekten aşık olacağı birisini bulana dek kimse bilmeyecek Kafamı evet anlamında sallarken nefessiz kalan ciğerlerini hızlı hızlı soluyarak dolduruyordu " Demir.." Kollarını boynuma atması ile kucağıma aldım. " Sensiz geçen her gün bir işkenceydi bebeğim" dudaklarına dayanmış, ağzının içine dolarken elim bluzunun altından sırtını okşuyor, tenine dokunuyordum. Nasıl özlemişim sıcaklığını. Kucağımdan indirmeden odaya götürdüm. Yatak odasına girer girmez onu yatağa bıraktım. Mini eteği sıyrılmış iç çamaşırı görünüyordu bembeyaz.. Teni mi daha beyaz çamaşırı mi? kahretsin nasıl bu kadar güzel olabilir. Üstümdeki lanet üstü sabırsızlıkla soyup yatakta üstüne kapanarak uzandım " Öyle özledim ki, tenini hissetmek istiyorum girerken" Gözüme baktı... " Olmaz Demir, hayır lütfen" Tüm bedenimi üstüne bastırıp boynundan öpücüklerimi kulak memesine oradan da kulağına dayadığım dudağımla konuşmaya başladım " Yavrum bırak tenini hissedeyim lütfen. Söz veriyorum içine boşalmayacağım. Sen benimsin Eylül. Seni kondomla sikmek istemiyorum yavrum" Elleri omzumda her konuşmamda irkiliyordu bedeni. Nefes nefeseydi, tereddüt içinde cevapladı " O kadınla sevişirken..." " Korumdum" dedim son nefesimi verir gibi. "Senden başka kimsenin tenine temas etmek istemedim ben. Sadece senin içine girerken tenine sürtünsün istiyorum aletim. " Alnımı alnına dayayıp yalvarıyordum adeta " Peki" Sonunda, sonunda kabul etmişti. Dudağında gezinen parmağım ağzını ayırıp dilimi içine sokmam için ezerek girmişti ağzına İnleyerek karşılık verdi ağzındaki dilim ile ağzının içine soktuğum parmağıma. " Em bebeğim" Tamamen üstüne kapanmış işaret parmağımı emdirirken orta parmağımı da soktum ağzına " Devam et " alnına alnımı dayanmıştım. Dili parmağımda gezerek emiyordu ağzındaki parmaklarımı. Sıcacık dilinin aletimde gezdiğini hayal ederek zevke ererken kendimi bacak arasına sürtmeye başlamıştım bile. Ağzından boğuk sesler çıkınca parmaklarımı fazlası ile ağzına soktuğumu anlayıp çektiğimde ıslak ve kaygandılar... Nefes nefese ayrılmış dudağı ile şaşkın şaşkın bana bakarken sırılsıklam parmaklarımı bacak arasına sokup beklemeden kadınlığına girmeye başladım " Ahhhhhh, Demir" İnleyerek beli kıvrıldı altımda. Bense zevk ile açılmış ağzına dilimi sokmuş emiyordum ağzıma gelen her yerini " Sikeceğim güzelim, seni aklını başından alarak sikeceğim" Elim sıcacık bacak arasında kadınlığının içine güçlükle girip çıkarken en son , sonuna kadar sokup içinde aşağı yukarı hareket ettirmeye başladığımda parmağımı O kadar dardı ki iki parmağım bile vajina duvarlarına sürtünüyor, güçlükle hareket ediyordu. Az sonra bu darlığa benim canavarı soracaktım. Elimden geldikçe hazırlamam gerekti. " ağhhhhh ağhhhh hayır ağhhhh" çığlık atarak kıvrandı altımda. " Ah dur, dur Demir dur" Durmadım, içinde dairesel hareketlerle parmağımı girdirmiş parmağımla beceriyor hem de diğer elimle kadınlığını okşuyordum Lanet iç çamaşırı ise sürekli kadınlığının dudaklarının arasına giriyor bembeyaz organını pembe bir şekilde kızartıyordu " Nasıl bu kadar güzel olabilirsin" İçindeki parmağımı çok daha sert hareket ettirdiğimde altımda durmam için yalvararak boşaldı Tüm bedeni öyle titriyordu ki beni bile sarsıyordu incecik kız! Kadınlığının girşi nerede ise öyle kasılıp kalp gibi atıyordu ki içine soktuğum parmağımı sıkıp sıkıp bıraktı İçinden elimi çıkarttığımda tüm ıslaklığı parmaklarımdan bileğime dek akıyordu Elimi havada tutuyor ona gösteriyordum, o ise az önce boşanmanın verdiği mahmurluk ve utançla çekinerek bakarken gözünün içine baka baka parmaklarımı ağzıma aldım Emmeye başladığımda yataktan doğrulup elime hamle yaptı. Elimi çekip beni durdurmaya çalışıyordu. Benim güzel kadınım, ne geçiyor aklından senin? " Dur yapma, ne yapıyorsun?" Güldürmüştü, tamamen yalayıp elimle gerdanından iterek tekrar sırtını yatağa yapıştırıp üstüne uzandım " Tadına bakıyorum bebeğim. Sen de bakmak ister misin, merak ediyor musun lezzetini?" Dudaklarını ağzıma alıp emmeye başladım. Ağzımdaki tuzlu tadı ağzına vererek. Dilim dilinde, damağında gezindi. Elim ise aşağılarda iç çamaşırını bacağından yırtıp atmıştı. O çamaşırı saklayacağım. Kahretsin öyle güzel kokuyor ki beni daha da azdırıyor. Öpmeye doyamıyorum ama aletim bedenimi sikiyordu. Kasığında sürtünürken bile acımaya başlamıştı. " İçine sokmalıyım" Kendimi çekip nefes nefese kızı altımda tek hamlede döndürdüğümde anlamamıştı. Kalçasının üstüne oturup eteğini beline doğru sıyırdığımda muhteşem kıvrımlı bembeyaz kalçaları çıkmıştı. Ellerimle sıkarak iki yanağını da ezdim avucumun içinde ve aletimi hafif öne doğru eğilerek sürttüm kalçasına, pantolonumdan taşmak üzre olan aletim içimde seğirdi Altımda inliyor, kendini kaybediyordu. Ellerimi kalçasından çektiğimde elimin geldiği her yer kıp kırmızı izdi, benim izim! Bu sahne bir daha seğirmesine sebep oldu aletimin. " Sok lütfen, Demir lütfen sok artık" Üstüne uzanıp başından bastırıp yatağa görmüştüm. Uzanıp kulağına " sokacağım yavrum" deyip ağzını aralayıp tekrar parmağımı soktum " Em" bir iki emdikten sonra elimi çekip ıslaklığı pantolonumdan çıkarttığım aletime sürtüp iyice kayganlaştırdım ve bacaklarımla bacağını aralayarak elimle aletimi ova ova yerimi aldım üstündeki. Üstüne uzandığım anda yine o inleme sesi çıktı ağzından. " Şimdi hazır ol, seni daha önceki gibi hassas sikmeyeceğim" Kadınlığının girişine dayadığım aletimi önce bir iki hamlede başını sokup ağzından çıkan inlemeleri dinleyerek 4. çekmemde geri sokarken köküne dek içine girdim. ' aghhhhhh ahhh aaaghhhhh " Altımda inlerken, üstüne kapandım. " ağhhh Demir çok acıdı... Demir ahhhh" Elleri ile sımsıkı kavramış çarşafı çekiyor, yatağın başlığını tutup kendini altımda çekmeye çalışıyordu " hişşşt , sana dedim. Seni çok özledim Eylül, çok özledim bebeğim. Bırak istediğim gibi sahip olayım" Diğer taraftan ise tekrar oturur hale gelmiş gözüm kalçalarının arasından kadınlığına giren organıma takılmıştı Bembeyaz kalçaları arada öyle kasılıyordu ki, kalça kasları bile titriyordu! İçine girip çıkarken güzel kalçalarını ellerimin arasına alıp sıkmaya ve ellerimin arasında parmaklarımın arasından taşan kalçasını ezerek içine girmeye devam ettim. " ahhhhh, agh ahhhhhhhh..... ahhhhh" Acı dolu inlemeleri ile zevk inlemeleri birbirine karışmış haldeyken daha da hızlamdım içinde Yüz üstüydü göremiyordum yüzünü ama eminim zevkten o güzel ağzı açıktı Ağzına sokmayı hayal ederek soktum içine! Bir gün ağzına da vereceğim bebeğim. İçinde tüm hızımla girip çıkarken kalçasına değen kasığım ve altına değen yumurtalıklarımın hızlanmamla tüm odada müthiş bir şekilde yankılandı sesi Birleşme yerimiz hızla sürtümeden kaynaklı alev alev yanarken altımızdaki yatak büyük bir gürültü ile hışırdıyordu Etlerimizin buluşma sesi, nefes nefese inlemelerimiz ve içinde nefesimi sıkıştırıp göğsümü ağrıtacak kadar beni sınayan orgazm İçine atıla atıla akarken buldum kendimi! Kahretsin içine boşalmayacağım demiştim. Birkaç defa daha içine sağarken kendini kalçalarındaki ellerim nerede ise etini parçalayacak kadar gömülmüş acı içinde inleyip " bırakkk" diye ağlıyordu ki kendime gelip ellerimi çektim kalçasından O güzel teni nerede ise siyah mor bir hal almıştı ve elleri ezdiğim etini ovuyordu ağlayarak Bense bedeninin üstüne kendimi bırakmış saçlarının arasında soluklanıyordum. " Özür dilerim, özür dilerim bebeğim fark etmedim o kadar güzeldin ki... öyle bir yere çıkarttın ki beni" " çok acıttın" Başına dudağımı bastırıp az önce nerede ise kanatacak kadar ezdiğim kalça etini ovmaya başladım. " Geçecek güzelim, kaba et geçecek " Senin ben hayvansı dürtünü sikeyim Demir, mahvettin kızı! Bir yıl vermese sana haklı, hayvan herif! Masal Bu da tamam! sürükleyerek getirdim beyefendinin valizini. " farkında mısın bilmiyorum ama tüm işi bana yaptırıyorsun" Burnuma parmak ucu ile vurup " iş aramıyor muydun, al işte sana iş, neye söyleniyorsun hala anlamadım. " Elinden telefon da düşmek bilmedi, artık kimi dikizliyorsa! günahı boynuna! neyse... Sonunda gelmiştik Ankara'ya. Annesi babası işe ayrı evde kalmıyormuş, neden acaba? Neyse ne, benim için daha iyi bile oldu! İçeri girmemizle cep telefonuna gelen mesaja bakıp evden fırlayıp gitmesi bir oldu! Ama ben açtım, hani eve gelince yerdik. Kart da yok, para da! Oturdum, çantadaki simit kırıntısı ile susamları akıttım ağzıma. Nereye gitti ki şimdi bu? Poyraz " Ne yaptığını sanıyorsun sen?" Öfke dolu gözlerle yürüdüm üstüne, kolundan tutup çekerek. " kendimi atacağımı düşünmüş olamazsın" Gülüyor mu o? " aklını mı kaçırdın Sude?" Kalbim onu kaybedenilecek olmanın paniği ile öyle şiddetli vuruyordu ki kaburgalarım acıyordu " Poyraz bir şey yap, kurtar bizi bu durumdan" Ne yapmamı bekliyor, 2 hafta sonra düğünü var, kardeşimle evleniyor benden ne yapmamı bekliyor? " Sude..." " Bana dokunmasına razı mısın?" Dişlerim kenetlenmiş öylece kalmıştım. Sinirden tüm vücudum kaskatı kesilmişti " Sana ilk defa dokunmadı değil mi?" Yüzüne öfke kusarak baktım. " Senin kollarında yaşam bulduktan sonra ilk defa dokundu o gün bana" " Kes artık!" Neden yapıyor bunu, bana acı çektirmek hoşuna mı gidiyor bu kızın? " gidelim, sen ve ben... herkesten kaçalım" Elimi tutmuş yaş dolu gözlerle ağlıyordu. Bir çırpıda çektim elimi " Sen çıldırmışsın" Arkamı dönüp giderken bas bas bağırdı peşimsıra " Eğer şimdi tutmazsam elimi akşam onun koynuna gireceğim, bu defa sen yollamış olacaksın beni onun yatağına" Yeter, yeter sus lan sus! hızla koşarak uzaklaşırken kulaklarımda hala yankılanıyordu sesi " sen yollayacaksın beni onun yatağına..." Ben değil, sen gittin. Beni değil onu seçtin, şimdi bu yaptığın ne lanet olsun ne! Bir tekel bayinin önüne çektim arabayı. Viski, içebildiğin kadar iç, bu gece kendine olmaman gerek. Masal Üstüme hiç yatarken giyecek bir şey almamışım, onun tişörtlerinden bir tanesini giysem ne olur ki? Hem, o kokuyor tüm tişörtleri. Evet evet kesin giymeliyim. Valizini açıp en sevdiğim dokuzu yumuşacık olan lacivert tişörtünü aldım. Ne kadar güzel bir kumaşı var, elim sürekli kıyafetin üstünde gezindi... Yumuşacık...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD