Yüzleşme ♧ +21

2035 Words
Poyraz Karargah İşte yine fotoğraf atmış, bu kızın derdi ne? Benimle o şekil öpüşürken neredeyse benimle orada birlikte olacakken... Oysa şimdi ard arda Cem ile fotoğraf atıyor? Kalbimi nasıl ezeceğini çok iyi biliyor. Çayımı içmiş biraz olsun kafa dinlerken içeri Demir girdi. Onun da yüzü çarşamba pazarı gibi! " Çay?" suratım beş karış sordum. Hala bozuktuk. " Ağzım var istesem söylerim" Senin ağzını sikeyim ,neyse! " Ne oldu sana?" Yüzünden düşen bin parça, " dağa gitmeyi özledim" Al işte yine dağ sevdası tuttu bizimkinin. En son bir kıza açılmış o reddedince gitmiştik. " Valla ne yalan söyleyeyim ben de özledim" Bir anlık bakıştık. Bir açıklama yapmak zorundayım. Kardeşim bu adamlar benim. " Yapmamalıydım, kendimden iğreniyorum " " iğrenmelisin" Dümdüz, net adam! Net ama bakışını neden benden kaçırıyor. Gözleri uykulu uykulu. Hadi lan, boğazındaki ne onun? " Sen kadına mı gittin?" Bakışını kaçırdı yeniden. Gitmiş. Derin derin soludu. Bu adamın var bir gönül yarası ama kimseye anlatmıyor ki " annem akşam yemeğe bekliyor" masadan kalkarken söyledim bir çırpıda. Ben gel desem yan çizer ama söz konusu annem olunca seve seve kabul eder. Masal " Öldüler mi kızım?" Gözlerimden ard arda akıyordu yaşlar, " hepsi öldü!" diye bağırdım. Geldi bir müddet tavaya baktı " diri bunlar daha ölmemiş" " olur mu canım ölmeseler neden bu kadar ağlayayım ben?" Bir kahkaha yükseldi kadından, galiba komikti dediğim. Soğan öldürmek nedir ya. O nasıl bir tabirdir. " yok yok ölmemişler, hadi sen git maydanozları doğra da bende şu soğanları öldüreyim" Bir doymadı öldürmeye bu kadın da! al öldür de sen de rahatla ben de rahatlayayım! Kızım deyip duruyor ayrı sinir oluyorum o hitaba zaten. Çok geçmeden mutfağa kocası da geldi " birtanem yorma kendini, dışarıda yeriz" Umutla kadına baktım, he de... hadi be , he de! Durduk yere sebze katliamı yapmayalım " olmaz , ben oğluma kendi ellerimle lazanya yapacağım" Sinirle doğrama tahtasına dönüp maydanozları doğramaya başladım söylene söylene " Hay senin oğluna da lazanyana da" bir an başımı kaldırdığımda iki çift gözün üstümde bana baktığını gördüm Yok canım, dışımdan dememişimdir onu ben? Dedim mi yoksa? " Doğrasana kızım ne bakıyorsun?" Oh dememişim... çok şükür Poyraz Tüm işler bitti. Teftiş, içtima, eğitim, bir sürü ıvız zıvır evrak işleri. Derin derin nefes alıp akşamki yemek saçmalığına kendimi hazırlamaya çalışırken çalan telefon ile bir daha kendimi bok gibi hissettim Arayan bıçak emojisi. O arıyor... Bir müddet bekledim, çalar çalar kapanır. Öyle de oldu... Elimde telefon küçücük subay odasında sağa sola giderken tekrar çaldı Ne var Sude neden arıyorsun? yapma işte şunu yapma! " alo" Dayanamadım açtım. Arkamdaki duvara yaslanmış güçlükle ayakta duruyordum duvardan aldığım destekle " Poyaz!" Gözlerimi kapattım, ismim ilk defa ağzından böyle dökülüyor. Neden şimdi Sude? " efendim Sude?" Çarpan kalbime küfürler savundum, titreyen sesime, kaybettiğim irademe! " Poyraz konuşmamız gerek" Tekrar kapattım gözümü derin derin nefes aldım. Ne diyecek, hataydı mı? birdaha olmayacak mı? zaten olmayacak. Dudaklarımdan silinmiyor lezzeti ama bir daha olmayacak! " Gerek yok, hataydı bir anlık zaafiyet! " Sessizlik oluştu. Neden bu kadar sessiz? " senin için anlamı bu mu?" Dizlerim bağı çözüldü, ne demek o? kendisi için farklı mıymış? Siktir, beni sevmemesine alışığım, bana yüz vermemesine ama bu... buna alışık değilim " ikimiz... içinde öyle... öyle değil mi?" Ne dese rahatlarım. Öyle bir anlamı yoktu dese mi yoksa tam tersini mi söylese? Hangisini duymak istiyorum... kahretsin ikisini de duymak istiyor ve ikisini de duymaktan ölesiye korkuyordum. Ve kapının açılma sesi... Sude Telefonu hızla indirdiğimde Cem'i görmemle adeta basılmış gibi irkildim " Ne oldu güzelim? iyi misin?" Yanıma geldi, yüzümü okşayıp bakıyordu. Alnıma öpücük kondurup kendine çekti " ateşin de yok ama belki de iç ateşin vardır. Ona da bakmamı ister misin?" Elimle göğsünden itip uzaklaştırmayı denedim. " Cem iyiyim" " görüyorum bebeğim" ve dudaklarıma yapıştı. Öyle arzulu öpüyordu ki, nefes nefese konuştu " çok özledim seni, 2 haftadır tenine hasretim bir sürü boktan mevzu girdi aramıza. " nefes alışverişi o kadar sıktı ki... Üstündeki doktor önlüğünü çıkartırken " yapma, burada olmaz hastanedeyiz" diye inledim " kilitledim kapıyı, dışarıdakilere de toplantı var dedim, sana dokunmak için bir saniye bile bekleyemem" Belimden tutup kanepheye götürdü " Cem yapma, dur lütfen" " Hadi bebeğim özledim diyorum, sen özlemedin mi beni?" Başını boynuma gömmüş emerken ısırığı ile inledim " ahhhh acıyor" " acısın, daha çok acıtacağım... altımda kıvranacaksın" Gözüm bir an telefona gitti açıktı biliyorum, kapatamadan ellerime uzandığında telefon elimden düştü. Umarım kapanmıştır, umarım kapanmıştır! Üstüme kendini bastırarak öpmeye devam ediyordu. Eli bluzumdan içeri iç çamaşırımın da altından göğsümü kavradı " ahhh Cem... dur lütfen,olmaz burası.... hastane" Koyulaşmış bakışları bakışlarımda odaklandı " Ne saçmalıyorsun Sude, kaç defa seninle hastanede yapmadık mı? Özledim diyorum,baksana nasıl sertleşti... Sen dururken kendi kendime mi indireyim" Ve eteğimi sıyırmaya başlamıştı. Bense dokunuşlarına tepkisiz kalmaya çalışarak dudaklarımı ısırıyor iç çamaşırımı bacağımdan sıyırırken gözüm sürekli yerdeki telefona kayıyordu Poyraz, belki de bu şekilde ikna etmek daha kolay olabilir. Onun bana zorla sahip olduğunu düşünürse... " Cem lütfen, çok acıtıyorsun... acıtma" Aletini çıkartırken anlamayan bir bakış attı yüzüme bir an, sonra gülümseyerek üstüme kapandı " Napayım bebeğim, benimki böyle sikmeyi seviyor" İçime dolmaya başladığında gözlerim kaymaya başlamıştı bile... Cem, ah Cem... o kadar mükemmel fiziğin var ki. İçimde aldığı yok bitmek bilmedi, vajina duvarlarıma sürtüne sürtüne ilerleyen aleti, iri bedeni altında ezilirken Poyraz duymasın diye zevk inlemelerimi içimde tutmak için çıldırıyordum Cem, o kadar arzu dolu sahip oluyordu ki... Poyraz ile nasıl olurdu acaba? İçime ard arda sokup kendini çekerken bedenim koltukta aşağı yukarı savruluyor, çıplak göğüslerim inip kalkıyordu Onun ise gözü göğüslerimdeydi... daha da şiddetle girmeye başlamış büyük bir homurtu ile beni kendine gömüp ağzına göğsümü eli ile sıkarak almıştı. " ahhhhhhh" Acı ile inledim son girişi ile... o kadar sertti ki! " çok sertsin" dediğimde sesim nerede ise acıdan ağlayacak gibi çıkıyordu " her yerini alacağım Sude... Sana söz veriyorum altımda kıvranacaksın! seni öyle sikeceğim ki yavrum eve gittiğimizde arkandan da gireceğim" ve göğsümün ucunu ısırdı " ahhhhh aghhhhh ahhhh acıyır lütfen ahhhh" Elleri kadınlığımın üstinde okşarken iri aletini defalarca İçime kökledi ,şehvetle kabarmış boynu, çıkmış damarları ile... Elleri başımın yanında şınav şeker gibi yerini alınca ise en sert şekilde doldu İçime ' ahhhhhhhhh ahhhh acıyor ahhhhh " Kendini öyle sokmuştu ki nerede ise yumurtaları bile İçime girecekti sanki! Baş parmağını ağzıma sokup kendini İçime büyük bir homurtu ile irkilerek sağıyordu " sikeceğim, her yerini Sude, arkanı da istiyorum arkanı da vereceksin" İçime ard arda sokup kendini tamamen sağdı ve bedenini üstüme bıraktı. O an hatırladım telefonu... hızla dönüp baktığımda arama sonlandı yazısını gördüm. Kahretsin, zevk ile inlemedim değil mi? Poyraz Yere çökmüştüm, elimde telefon gözlerimden yaşlar akarak gözyaşımı siliyordum Dokunuyor, benim dokunmam yasak olan kadına, canını acıtıyor! benim saçının teline kıyamadığım kadının? Göğüs kafesim şiddetle inip kalkarken yakamı açmaya başladım nefes alabilmek için... Cem'in tahrik olmuş sesi, bel altı arzu dolu konuşmalarına daha fazla tahammül edemeden fırlattım telefonu bir köşeye! İki elimle de yakamı açmaya, nefes almaya çalışırken içeri elinde dosyalarla postalından ses çıkarta çıkarta Demir girdi " bunları inclemedin mi lan sen? noldu lan sana?" Yanıma çöktü, nefes alamaya çalışırken elindeki dosya ile yelleyip " Tamam, Poyraz tamam nefes al! geçti oğlum tamam" Titriyordum, tüm vücudum şiddetle kasılırken kendimi kaybettim... Gözlerimi açtığımda evdeydim. Ne ara geldim, nasıl geldim ki? Baş ucumda Eylül " yormayalım, bırakalım biraz dinlensin. Vurduğum iğne iyi gelecektir" diyordu Sakinleştirici mi vurmuş, halime bakılırsa evet. Babamı gördüm, bana acı çeken bir ifade ile bakıyordu. Gözümden yaş süzüldü. İstemeden, hissetmeden... sanki oradaydı akması gerekti ve aktı işte. Gözüm abajur takıldı... uzun uzun bakıştık abajurla. Dokundu, yine dokundu ona! üstelik bu sefer her anını duydum! "Yapma" dedi, yapma işte yapma! dokunma! Masal Demir ve Tuna'nın kolları arasında adeta yarı baygın getirdiler. Ayakları yerde sürünüyordu. Herkes o kadar üzülmüştü ki... Demir ayak üstü bin tane yalan attı. Yok efendim bir er varmış da ona kızmış da kriz geçirmiş falan falan... Bu adam sinirli değil bu adam üzgün! dünyası başına yıkılmış gibi... Bunu gören herkes anlar. Demir'in anlattıklarına sadece Vera hanım inandı sanırım. Ere kızıp durdu. Bir ara da kocasına kızdı, " senin yüzünden asker oldu, bak sinirleri harap oldu çocuğumun " diye. İşin tuhafı ise Eylül ile Demir'in sürekli bakışarak ortamı idare etmeye çalışması. Belli ki konuyu onlar da biliyor. " Hadi kızım sen git kocanın yanında kal" Hiç üstüme alınmadan kahvemi içmeye devam ederken tüm gözlerin üstümde olduğunu fark ettim " ben? ha tabi ben, tabi Ya kocam... Ben gideyim de yanına bir şeye ihtiyacı olur belki kalayım" Of, uyuyor işte ne yapacağım ben onun yanında? Girdim, yatağın nerede ise tamamını kaplıyor. Çok iri. Karşısına geçip koltuğa oturdum. Saçları dağılmış, gözleri kırmızı. beyaz tenli bile denir... Gören asla Türk demez, çok farklı Avrupai bir havası var. Annesi ile babası da çok karizmatik, güzeller Belli ki aynı genleri aktarmışlar. Bir an aynadaki yansımama baktım boy aynasından. Küçücük koltuğa dizlerimi çekmiş kendime baktum. Öylece oturuyorum, miniciğim. Koltuk bile benden büyük. Üstümde kalın bol kesim siyah bir oversize tişört var. altımda kadife siyah pantolon. Ayaklarımda ise minnoş beyaz pofuduk köpekli ayakkabılar. " kadın gibi değilsin" dedim kendi kendime. Sonra da uyuyan adama baktım. Nasıl da arzu dolu öpüşüyordu kızla! Elleri tüm bedeninde gezindi kızın. O da fena hani, bir arka arkasını dönüp kendini dayadı, başını arkaya itip öpüştü Poyraz'la. O anı hatırlarken gözlerim dudağına takıldı. Ne kadar muazzam. Böyle sahneler filmlerde olur sanıyordum, baya bildiğin alev alevdi heryer ama aynı zamanda o alev günah aleviydi de! Neden onu öyle gördüğümde bu kadar incindim. Bana asla dokunmayacak, bırak dokunmayı kadın olarak bile görmüyor ki! Aman daha iyi, görmesin... Neden umrumdaysa... Kendini kandırma artık Masal, hoşlanıyorsun bu adamdan. Seni etkiledi, hem de onu ilk gördüğün anda etkilendin. Minnet duygusu sandın ama öyle değilmiş değil mi salak Masal. Al işte, hayat yeterince zor değilmiş gibi ilk aşkın başkasına aşık bir adam! Belki sever beni, sevmez mi? insanlar kedileri köpekleri bile seviyor! gerçi kedi köpek sever gibi sevmesin ama sevsin... " Sudeee" dudaklarından yine o kızın adı döküldü. Ben beni sevmesini umarken, beklerken o yine Sude diye sayıkladı. " hıı aptal Masal, bekle sen sever seni aynen sever!" Gözümden ard arda yaşlar süzülürken sövdüm bir ton kendinde olmadan yatan adama. Kalk kızım ne bekliyorsun başında aç aç! uyuyor işte! Odaya geldiğimde burnumu çekmeye başlamıştım ki herkesin tekrar bakışı bana döndü. Masayı hazırlamış yemek yemeye hazırlanıyorlardı " gel güzel gelinim, biz de seni çağıracaktık sofraya. " Ne kadar tatlı bir adam bu. " uyuyor mu hala?" Of bu kadın da! Oğlundan başka kimse yok herhalde! kimsenin canı yok. Başımı salladım. " ona da ayırdım yemekten Mete, çok sever sonra yer." " aman ayır, aman eksik kalmasın iri kıyım ırz düşmanı" Yanımda su içen Demir'in öksürerek gülmesi ile kendime geldim. Bana bakıp öksürerek gülüyordu ağzını peçete ile kapatıp masadan kalkarken " Helel oğlum helal, birden bire ne oldu öyle?" Su işte kaçmış, ne olacak başka teyze! " Bilmem" Eylül'ün bakışı üstümde gezindi, gülümseyerek cevap verdi annesine " boğazına kaçmış işte anne" Sanrım o da duydu, neyse zaten bilmedikleri bir şey de değil. Ahlak yoksunu kardeşini benden daha iyi tanıyordur, tanımıyorsa da bu onların ayıbı! Ben bu kadar kısa sürede ciğerine kadar öğrendim, bunların ohooo... nesini nesini bilmeleri gerek Ağzıma yeşil salatayı sokarken nefes almakta ve çiğnemekte güçlük çektiğimi fark edince anladım yine kendimi kaybedip yanaklarım şişip ağzımda çiğneyemeyecek kadar çok besin ile doldurduğumu " O kadar sevdiysen sana da yaparım" Kafamı aşağı yukarı sallarken peçeteye uzandım bir taraftan da! of, medeniyet görse beni pılısını pırtısını toplar kaçar! Neden böyle yedim ki, ben mutsuz olunca böyle yerim... Gözüm koridorun sonundaki odaya takıldı. " Sudeymiş, başına Sude kadar taş düşsün taş" Kulağıma doğru eğilip fısıldadı birisi " aminnn" Güçlükle yutkundum. Eylül, o da mı farkında yani? Yuh arkadaş, Adnan Ziyagil nerede? Beşir hangi kapıdan öksüre öksüre çıkacak? hepsinden önemlisi benim ne işim var bu evde? *** Masal Odamda bilgisayardaki son kurulumu da yaparken meşhur şifre kısmına gelmişti. Elbette imzamızı atacağız İç içe geçmiş iki M harfi. Ve ekranın açılması ile en sevdiğim fotoğraf çıktı karşıma. Yerebatan sarsıcını gezerken çektiğim Medusa fotoğrafı. Tam da ışık kırmızıya geçtiğinde çekmişim, o kadar güzel ki! Onun gibi olmak isterdim, bana zarar verecek herkesi tek bir bakışımla dondurmak. Baktığımda hala yüklemelerin devam ettiğini gördüm. Tüm gün her kanalda geçip duran aptal güvenlik şirketine küçük bir ders vermek iyi olabilirdi eğer pc deki kurulum bitmiş olsa... Neyse artık, biraz daha bekleyeceğiz. Bağrıma bastım bilgisayarımı ve masanın üstüne uyku modunda arka plan açık bıraktım. Çok ısınacak ama mecbur.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD