Poyraz
Odada hazırlanırken insan cenazesine süslene püslene de katılırmış diye geçirdim içimden.
Saatimi takmış, kol düğmelerimi de vurduktan sonra salona çıktım. Ekip çoktan gitmişti. Demir ard arda mesaj atıyordu
" hadisene kardeşim, assolist mi oldun başımıza" diye.
Cem sorup duruyormuş, içi rahat değil tabi! emin olmak istiyor. Haklı adam, 3 hafta sonra evlenecek.
Aynada uzun uzun baktım kendime. Yanımda onu hayal ettim, neden sevmedi ki beni? son nefesime dek soracağım herhalde bu soruyu ve son nefesime dek tek bir cevap alamayacağım
Ulan gerçekten çirkin miyim yoksa!
Ayaklarım nasıl da istemeden atıyor ürkek ürkek adımları. Salona geçmiş ufaklığı bekliyordum.
Hala yok ortalıkta! nerede ki?
" olmuş mu?"
Yine sesi titriyor, ne bok yedi bakalım... Başımı kaldırıp baktığımda karşımda simsiyah askılı bir gece elbisesinin içinde saçları dağınık topuz, yüzünde kusursuz bir makyajla bir kadın duruyordu
" istediğiniz gibi olmuş mu Poyraz bey?"
" olmuş mu?"
Hay Allah, " olmuş" bu kuaförlerden korkulur, bunu bile birşeye benzetmişler.
Masal
Salona geldiğinizde takım elbisesi ile bekliyordu. Bir eli cebinde, diğeri ile yüzünü ovalarken beni gördü.
Bir müddet öylece baktı, üstümdeki kıyafeti süzdü. Beğenmedi mi? Bana dair hiç bir şeyi beğenmiyor zaten.
O kadar güvenmiyor ki bana eve bile kuaför çağırmış.
" insana benzemiş" dedi... insana benzemiş, sen de dışarıdan bakınca adama benziyorsun amaaaa neyse insanların eksikliklerini yüzlerine vurmak gibi bir huyum yok dua et ki!
Ama çok yakışıklı ya... hiç mi yok acaba? Of ne saçmalıyorsun Masal? Yok şu kadar var dese ne diyeceksin acaba ayrıca hiç ya da az bir şey var sana ne ki!
Beni koluna girdirip yürüttü... Tam bir meşe kütğü!
Adamın bacağı boyum kadar arkasında fino gibi koşuyorum...
" yavaşsana beee!"
En nihayet durduğunda soluk soluğaydım
" çok kısasın"
Nefes nefese suratına baktım " Bana bak... benim en azından boyum kısa" az kalsın diyecektim. Isır dilini Masal ısır. Bu adam öldürür seni! sakın deyim!
Anlamamış gözlerle bakıyordu ne saçmalıyorsun bakışı atarak.
" Bekle burada, arabayı alıp geleyim"
Lan madem öyle oluyordu neden yapmadın da fino gibi peşinden koştum ben senin? yemin ediyorum tam kafasını kırmalık, pekmezini akıtmalık ya!
Araçta gidişimiz de masaya gelene dek geçen sürecimiz de tam bir kaostu. Karşılıklı laf dalaşı ile geçen yolculuk büyük yuvarlak bir masayı görmemizle son buldu.
Koluma gülümseyerek girip " Kes suratını asmayı da gülümse" dediğinde sinirle gülümsemeye başladım 32 diş sergileyerek
Yüzüme yine o bakışı attı. Hamamböceğine bakar gibi olanı. " Ya da boş ver gülümseme daha çirkin oldun"
Daha mı çirkin... seni!
Kolumdan sürükleyerek yürüttü masaya.
" Sensin çirkin"
Oh söyledim de içimde kalmadı.
Dişinin arasından konuşuyordu dudağını kımıldatmadan " kapa çeneni salak, o masadaki herkes dudak okur"
Gözlerim kocaman ayrılıp hayretle masaya baktım. Yuh bunların hepsi mi?
Olsun ben de kendi başıma ASM öğrenmiş kızım.
Masaya oturduğumuz anda gözüm ilk olarak evde gördüğümüz adamı buldu. Nasılda güler yüzlü, hiç bizim somurtkana benzemiyor.
Yanındaki kız nişanlısıymış, masal prensesi gibi! saçının telleri tel tel dökülüyor, sedef var sanki , nasıl da ışıldıyor saçı!
Adı Sude'ymiş. İyi kız galiba ama beni neden o kadar süzdü ki...
Takılarıma, kıyafetime... Her şeye tek tek dikkat etti. Sonra gözü elimdeki kafam kadar tek taşa ilişti.
" Bizi şaşırttın doğrusu, senin evleneceğini birisi söylese inanmazdım"
Bu kız da mı biliyor acaba bunun o biçim olduğunu? doktormuş kesin biliyordur
" Siz üroloji uzmanı mısınız?"
Masada sessizlik oldu? Başını hızla bana dönmüş bakıyordu Poyraz ne alaka der gibi..
" hayır genel cerrahım"
O da ne biçim bir şey, genel.. Ne iş yapıyor genel.. Bir tencereye sap olamadının adı da genel oldu iyi mi? beyin cerrahı... bak amacı belli yeri yönü belli..
Üroloji uzmanı da değilmiş, nerden anlamış ki bunun öyle olduğunu?
Poyraz
Ve dakika bir gol bir... Ben bu kıza yemek yemeyi yasaklarken nefes almak dışında herşeyi de yasaklamam gerektiğini neden bu kadar geç fark ettim ki!
Öyle güzel olmuş ki, gelin olduğunu belli eder gibi bembeyaz bir elbise giymiş, mini etekli, incilerle bezenmiş.. teni mi daha beyaz elbise mi tartışılır
Ve kolundaki el izleri.. Cem'in kolunu her tutuşunda kolunda parmağının izleri kalıyor pembe pembe.. kısa sürede geçiyor ama içimdeki acısı asla geçmiyor.
Sabret diye diye ereceğim en sonunda. Sürekli Masal'ı ve beni sıkıştırmaya çalışıyor. Neden yapıyor ki bunu?
Bir an Demir ile gözgöze geldik... o da rahatsızdı belli. Masada herkes gergin, herkes bir şeye takılmışken gülümseyerek sohbet eden tek kişi vardı, Cem.
Ana yemeğe geldiğinde sıra ufaklık " aç değilim " deyip almadı ama çok geçmeden bir gurultu yükseldi karnından.
Muhtemelen ben ve Tuna duyduk sadece ama gurluyor işte.
Ters ters bakıp " sustursana şunu" dediğimde elini karnına bastırmış susturmaya çalıştığını gördüm.
" sus demekle susuyor mu salak, açım napayım"
Başımın belası...
Elinden tutup kaldırmamla herkesin gözü bize dönmüştü.
" Nereye, kalkıyoruz deme sakın"
Sımsıkı sarılmış Sude'ye bana gülerek soruyordu.
" Karıma lavaboya dek eşlik edeceğim"
Kolundan çekip kaldırdım ve hızla uzaklaştırdım birisi daha duymadan o gurultuyu
" Harika beni rezil etmeye and mı içtin sen?"
" napayım açım diyorum"
Nasıl aç olabilirsin lan, çeyrek öküz yedin nasıl aç olabilirsin!
Lavabonun önüne geldik. " Gir içeri su iç doldur o karnını guruldamasın"
Gözüme tuhaf tuhaf bakıyordu " lan girsene içeri" kolundan tutup soktum.
Sakin ol Poyraz, senin ben bu kızı başına bela eden aklına tüküreyim Poyraz!
Lavabonun önünde volta atarken onun sesini duydum
" gerçekten mi Poyraz?"
Ne gerçekten mi? Bana öyle bir bakıyordu ki! Öfke mi o yüzündeki onun?
" anlamadım ?"
Yanıma geldi, kahretsin neden öyle bakıyor. Bakma Sude bakma...
" bu kızla mı? sahiden buna kim inanır?"
Ne geçiyor aklından, neden bu kadar yakınsın?
" Neden bahsetiğini anlamıyorum"
İyice yaklaştı, nefesi tenime çarpıyordu. Bakışları dudaklarımda dolanırken fısıldadı
" beni sana bu kız mı unutturacak?"
Kalbim, kalbim taş olmalıydı o an, atmayı bırkamalıydı... ölmeliydim ama birazdan olacaklar olmamalıydı!
Dur diyebilmeliydim, demeliydim...
Askerim lan ben, hemde en ağır eğitimlerden geçmiş, en donanımlı, en iradeli... Çelikten iradem var benim... Peki bu kız karşıma gelince neden demirden, çelikten kalem kumdan kale gibi yıkılıyor, neden rüzgarında kağıttan bir duvar gibi savruluyorum.
Mavi gözleri gözlerimde teni tenime temas ederken daha fazla karşı koyamadım.
Çektim onu kendime, ve tuvaletin köşesindeki minik oyuntuya girdirdim.
Bedenini kendime bastırarak öpmeye başladığımda aynı arzu ile karşılık verdi...
Durmalıydım, durmalıyım! Neden bu kadar acizim! durmam gerek ama ben ne yaptım, daha da çektim kendime..
Ellerim vücudunda dolanırken dudaklarını öyle arzu ile öpüyordum ki, tek istediğim ona sahip olmaktı!
" Cem, sen ne geziyorsun burada?"
Demir'in sesi!
Demir
Dakikalar oldu, Sude'nin de bizimkilerin arkasından gittiğini gördüm. Cem'in gözü sürekli lavaboya giden hole takılıyordu ki Tuna ' nın lafa tutma çabaları da sonuç vermedi
İzin isteyip kalktığında Tuna elimden geleni yaptım bakışı atıyordu. Yaptı çocuk, geyiği Amerikan futboluna dek döktü daha ne yapsın.
Koşa koşa yetiştim, tam koridorda ilerlerken aynadan oyuntuda Sude ile Poyraz'ın ateşli öpüşmelerinin yansıdığını görmemle bağırdım Cem'e
İki adım daha atsa aynadan görmemişti ama bizzat kendisi görecekti.
" Cem sen ne geziyorsun burada , erkekler tuvaleti burada değil"
Şaşkındı, muhtemelen o kadar yüksek sesle adını söylememe şaşırmıştı
" ben Poyraz'a bakacaktım"
Etrafa göz gezdiriyor gibi yapıp,
"sigara içmeye çıktı o. yenge izim vermiyor ya her fırsatta kaçıyor içmeye. "
Koluma girip kulağına doğru eğildim " Sana anlatmam gereken çok özel bir konu var hazır müsaitsen bana 10 dakikanı ayırır mısın?"
Kulağına eğilmiş söylerken aynadan Poyraz'ın yansımasına bakıyordum ki ikimizin bakışları aynada buluştu
Sevdim senin belanı çocuk sen bekle!
Poyraz
Demir'in sesi ile kendime geldim.. tenim her zerrem günah ateşi ile yanıyordu! naptım ben?
Vicdan azabı utanç ile kavurulurken kendimden uzaklaştırdım Sude'yi. Demir'in aynada yansıyan yüzü belamı seveceğini sölyürodu ama onun yapacakları bile şuan kendime yapmak istediklerimin yanında hafif kalırdı.
Demir , Cem'i alıp gittikten sonra hızla çıktım ve tuvaletin önünde şaşkınlıkla bana bakan ufaklıkla karşılaştım!
Şansımı seveyim, o da mı gördü? Gözleri öyle açılmıştı ki!
Elinden tutup sürükleyerek çıktım. Bir an önce uzaklaşmam gerek, ne halde acaba? neden yaptın ki lan şimdi bunu neden? onca zaman sonra neden?
Niye oynadın tüm ayarlarımla?
Demir
Masaya geçmiştik ki bir süre sonra rengi solmuş şekilde Sude geldi masaya. Sinirden kaşığı büktüm. Cem'e sarılıp midesini kötü olduğunu söylemiyor mu bir de!
Ulan sende mide mi var?
" Poyraz'lar nerede?" diye sordu Cem. Allahtan Tuna cevapladı, bana kalsa o masayı indirecektim
" Abi yenge rahatsız olmuş eve gitmişler, zaten midesi ağrıyordu yemek yiyemedi kız gördün sende"
Yemek bitene dek dişim dişimi yedi, en nihayet yemek bitip eve geldiğimizde yol boyu bana kimse ne var diye bile soramadı
Doğrudan Poyraz'ın evine gittim ve kapıyı çaldım.
O açtı... " Nasıl göründüğünün farkındayım..."
Neymiş, nasıl göründüğünün farkındaymış! iyi farkındalıkla severim belasını
" farkındasın demek, al bunun da farkına var"
Aldım altıma, karşılık vermiyordu, bense ard arda indirdim yumruklarımı
Masalın iç çekmesi, çığlıkları... " lütfen yapma ölecek" diye inlemesi...
" durduramadım" demiyor mu bir de
" durduramadın öyle mi, al bunu da durdurma şerefsiz"
Gücüm tükenene dek vurdum, Masal titreyerek bir köşeye saklamış yerdeki kardeşim demeye utandığım adam ise acı ile inliyordu
" Nasıl yaparsın lan? kardeşimiz lan o adam bizim haysiyetsiz köpek"
" olmayacak, birdaha..." öksürdü, etrafa kan saça saça ağzından " olmayacak"
Olmayacak, elbette olmayacak! seni ayrı belanı ayrı severim
" Sana son defa şans veriyorum Poyraz. Sakın! sakın kardeşliğimize ihanet etme, etrafında bir kişi bile kalmaz ama yüzüne tükürmedik kimse de kalmaz"
Ayağa güçlükle kalkıp bir tekme daha savundum kaburgasına
Asansöre doğru giderken elime üstümdeki kanlara baktım...
Dur Poyraz, Dur! daha ileri gitme sakın!
Masal
O hasta değildi, o aşıktı.. en yakın arkadaşının nişanlısına hem de! Onları gördüm.
Şok geçirdim görünce, ne yapacağımı bilemedim, öyle öpüyordu ki kızı!
Demir de görmüş! Kan içinde sürünerek kalktı. Yardım etmek istedim ama müsade etmedi.
Duvardan tutuna tutuna odasına giderken elini sürdüğü her yerde kan izi kalıyordu.
O kadar mı çok seviyor, kendini bu duruma düşürecek kadar mı?
Peki bu benim neden canımı acıttı ki?