Tüm ev inlemişti sanırım Savaş ketılı kenara bıraktı. Elimi hemen suya tutmak için çeşmeyi açtım merdivenlerden gelen ayak sesleri az önceki çığlıma istinaden gelenlerdi. Savaş'ta sesleri fark edince yanıma koştu "Sevgilim neyin var iyi misin?" Gözlerimden akan yaş elimin acısı beynim sızlıyordu adeta kaynamış suyu elime döktü manyak. İç çeke çeke bağıra bağıra ağlıyordum. Titriyordum bu zamana kadar hiç bu kadar büyük fiziksel acı çekemdim, dayaklarından bile daha can acıtıcıydı bu. Fikret Bey geldi hemen yanıma. "Ne oldu kızım bu halin ne?" Ağlamaktan canımın acısından cevap veremiyordum. Savaş benim yerime. "Kahve içecektik ketılda suyu kaynattık tam fincanlara dökerken düştü eli yandı." Elim yanmadı resmen haşlandı derimin üstü kıp kırmızı bir haldeydi adeta renk değiştirmiş mut

