ÖLÜ BİR RUH SAVRULDU

870 Words
 Lurra bütün bu olaylardan sonra donup kalmıştı. Olup bitenlere bir türlü anlam veremiyordu, Meyus ölmüştü peki ya Dabka? Meyus'u gerçekten de Dabka mı öldürmüştü? Onun giderken ki bakışını hatırladı, Lurra'nın gözlerinin içine bakmıştı. Toprak Büyücüsü yanıldığını düşünse de bu, gerçekti. Dabka ardına dönüp kalabalığı süzerken gözleri Lurra'nınkilerde bir süre takılı kalmıştı ama o gözlerde en ufak bir ipucu yoktu. Ne suçluluk vardı, ne de suçsuz olduğunu düşündüren bir ifade.    Lurra kafası allak bullak, ne düşüneceğini, neye inanacağını şaşırmış bir vaziyette yanındaki Stea'ya döndü. İzci'nin yüz ifadesini gördükten sonra şaşkınlığı daha da arttı. Stea korkmuş ya da şaşırmışa benzemiyor, sakin sakin etrafına bakınıyordu. Onun bu rahatlığı Lurra'yı daha da tedirgin etmişti.   Aslında Stea'nın şaşırmadığı doğruydu çünkü Dabka meselesi dışında, Meyus'un öleceğini biliyordu. Meyus'un yıldızı gece yarısından sabaha kadar bir parlayıp bir sönmüş sonrasında tekrar parlamıştı ama artık eskisi gibi parlamıyordu. Bunun nedeni ise Meyus'un bu hayattaki süresinin dolmuş olmasıydı. Artık onun ruhu, Meyus olarak yaşadığı hayatı tamamlamıştı ve başka bir hayata kollarını açıyordu. Stea bunu bildiği için şaşkın değildi ama Meyus'u, Dabka'nın öldürmüş olması herkes gibi onu da ürkütmüştü. Sadece bunu belli etmiyordu. Lurra'nın kendisini süzdüğünü fark edince başını ondan tarafa çevirdi ve ondan erken davranıp hırıltılı bir sesle konuştu. "Neler oluyor Lurra, bütün bu olanlar ne anlama geliyor?" ***  Lurra gün batana kadar vaktini ormanda boş boş dolanarak geçirmişti. Berceste tüm gün Akvo'yu sakinleştirmeye çalışmış, Stea Agola'nın konuşmasından sonra ortadan kaybolmuştu. Umoya ise her zamanki gibi ormanın kuytu köşelerine çekilmişti. Oras, yanına Minus'u da alıp Meyus'un öldüğü yeri incelemeye gitmişti. Aynı zamanda ikisi koruyucu kalkanı tekrar testten geçirmiş, herhangi bir zorlama ya da giriş bulunmadığına emin olmuşlardı.   Lurra, bütün bu olanlar Dabka'yı işaret etse de onun gerçekten suçlu olup olmadığına karar vermiyordu. Tamam; Dabka sinir bozucu ve ukalaydı, ne zaman ne yapacağı da hiç belli olmazdı ama birisini öldürecek kadar vicdansız mıydı? İşte tam bu noktada tıkanıyor, Dabka'nın vicdanı konusunda bir sonuca varamıyordu. Karanlığın çöktüğünü fark edip meydana doğru ilerlemeye başladı. Meyus'u uğurlamalıydı. Aslında Meyus'u severdi, o zararsız biriydi ve kendi halinde yaşardı. Meydana yaklaşırken "Yok yok ters giden bir şeyler var. Bu olayda yanlış bir şeyler var ama ne?" diye mırıldandı kendi kendine, ardından derin bir nefes aldı. Şimdilik görevi Meyus'u huzur içinde sonsuzluğa uğurlamaktı. Sonrasında ise olup biten her şeyi en baştan tekrar incelemeliydi.   Meydana vardığında hemen hemen herkes yerini almıştı. Ortaya kocaman odunlar yığılmış, üzerine de Meyus'un yarı yanmış bedeni yerleştirilmişti. Agola odunların hemen yanı başında ayakta duruyordu. Lurra gözlerini kalabalıkta gezdirdiğinde Akvo'nun kalabalığın en önünde durduğunu ve yüzünde üzüntüden çok nefret dolu bir ifade olduğunu gördü. Berceste ve Umoya da ona destek verircesine hemen arkasında yerlerini almışlardı. Berceste'nin yüzünde de Akvo'nunkine benzer bir ifade varken Umoya her zamanki gibi donuk ve ifadesizdi. Lurra, Agola'nın konuşmaya başlaması ile birlikte insanları süzmeyi bırakıp bütün dikkatini ona verdi. "Değerli çocuklarım, bugün büyük bir acı yaşıyoruz. Aramızdan birini kaybettik ve bu Lokasi Milih'te bir ilkti ama size söz veriyorum ilk olduğu gibi son olacak. Bir daha böyle bir olayla karşı karşıya gelmemeniz için ne gerekiyorsa yapacağım. Ateş Büyücüsü düzenimizi bozdu. İçimizden birini, kardeşimizi, Meyus'u acımasızca öldürdü. Her ne kadar ben de sizin gibi kabul etmekte zorlansam da gerçek bu. İşte bu yüzden Ateş Büyücüsü'ne en kısa zamanda cezasını vermeliyiz, onu sonsuza kadar hapis tutamayız." Herkes pür dikkat Agola'yı dinliyor ve Dabka için uygun gördüğü cezayı merakla bekliyorlardı. "Bu konuyu inanın çok düşündüm, doğru kararı verebilmek adına çok uğraştım ve üzülerek de olsa güvenliğimizi sağlamak için en uygun olan yolu seçtim. Ateş Büyücüsü Dabka üçüncü günbatımında yine bu meydanda diri olarak yakılacak ve işlediği büyük suçtan dolayı yalnız ölecek, kimse onu uğurlamaya gelmeyecek." Lurra duyduklarının etkisiyle irkildi.  Dehşetle açılan gözleri etrafı taradığında tek korkup şaşıranın kendisi olmadığını fark etti. İnsanlar korkudan kocaman açılmış, sorgulayıcı gözlerle birbirlerine bakıyorlar ve verilen kararı tartışıyorlardı. Agola bunu fark edince yeni bir açıklamaya başladı. "Çocuklarım, az önce de belirttiğim gibi bu karar benim için de çok zordu ama Meyus'a yapılan canilikten sonra onu bu hâle getiren kişiye de aynı acıyı yaşaması için bu cezayı verdim. Lütfen beni anlamaya çalışın, haksız mıyım?" Kalabalıktakiler bu açıklamadan sonra Agola'ya hak vererek biraz sakinleştiler. "Bu konuyu hallettiğimize göre sevgili Meyus'u uğurlayabiliriz."  Törenin başladığını belirten konuşmayla birlikte insanlar duruşlarını düzelttiler ve odun yığınının tam karşısında sıralandılar. Herkes dimdik duruyor ve doğrudan Meyus'un cansız bedenine bakıyorlardı. Agola kalabalığın hazır olduğunu görünce kendisi de Meyus'a döndü ve töreni başlattı. "Sevgili çocuğum Meyus! Bu dünyadan, Meyus olarak geçirmiş olduğun bu yaşamdan ruhun huzur bulmuş bir şekilde ayrılabilir. Biz senin ruhunu serbest bırakıyoruz. Artık özgürsün, giderken içimizdeki sevgini de al götür ki bıraktığın acı yüreğimizi yakmasın. Başka bir dünyada tekrar karşılaşana kadar huzur içinde yaşa çocuğum!" Agola yaptığı konuşmayla birlikte elindeki meşaleyi odun yığınına fırlattı. Meşaleyi atmasıyla, alevlerin yükselip Meyus'un bedenini sarması bir olmuştu. Yükselen alevleri takiben kalabalıktaki herkes sağ elini omuz hizasında yukarı kaldırdı. Bu hareket Stea'nın düelloda Agola'ya karşı yaptığı saygı hareketi ile aynı hareketti ve şuanda onların Meyus'u saygıyla selamladıklarını  ifade ediyordu.   Odunlarla birlikte Meyus'un bedeni de yanıp kül olana kadar hiç kimse elini indirmemiş, herkes saygı hareketine devam etmişti. Geriye  sadece küller kaldığında ise Agola, Oras'tan şiddetli bir rüzgar oluşturmasını ve bütün külleri dağıtmasını istedi. Oras, Hava Büyücüsü olduğu için birkaç büyülü sözcükle Agola'nın isteğini kolayca yerine getirdi. Yerdeki küller rüzgarla birlikte uzaklara doğru yol almaya başladığında Meyus'un ruhu özgürlüğüne kavuşmuştu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD