BİR HAFTA SONRA HALİL İBRAHİM’DEN… Zar zor ayakta dururken iki katlı müstakil evimizin kapısında dikiliyordum: sol elimi yumruk yapıp kaldırmak ve kapıyı çalmak bile zulüm gibi geliyordu. O kapıyı açan Bade olmayacaktı, bugün de olamayacaktı. Sanki ne düşündüğümü hissetmişçesine Hüma kapıyı ağır ağır araladı, pencereden geldiğimi görmüştü muhtemelen. “Abi…” dedi titreyen sesiyle. Gözlerine bakamadım ama onun ağlamak üzere olduğunu biliyordum. Endişe ve korku dolu bakışlarıyla karşılaşmaya yüreğim el vermedi. Ayakkabılarımı çıkarıp eve yürürken vücudumun sallandığını hissettim fakat ayakta duracak gücü güç bela toparlayabildiğim için umursamadım. Salona girip köşedeki en yakın sandalyeyi kendime çektim. Sağ elimde benimle beraber sallanan poşeti masaya bıraktım, ağırlaşan vücudumu da

