İpek’in endişe dolu çikolata kahvesi gözleri üzerimdeydi: alnındaki çizgiler belirginleşmiş, koyu renk dalga dalga beline inen saçları tepesinde özensiz bir topuzla toplanmış, dudaklarını gergince birbirine bastırmış, banyo kapısının pervazına sağ omzunu yaslamıştı. Bir şey söylemek istiyor gibi görünüyordu fakat sessizliğini korumaya devam ediyordu. Aynadaki yansımada onu izlemeyi kesip tüm vücudumla ona döndüğümde bakışları birkaç saniyeliğine dudağımın sağ alt köşesine kaydı. Yutkunuşunu duydum. “İpek…” dedim gülümsemeye çalışarak. “…Bir sorun mu var?” Dudaklarını kemirmeye başlarken başını öne eğdi. “Merak ettiğim bir şey var,” derken sesi titredi. Ne soracağını bilememenin verdiği huzursuzlukla kıpırdandım, kapattığım saç kurutma makinesinin fişini çekip çamaşır makinesinin üstün

