Mercan hızla başını salladı.
-Odamdan çıkartmam Gül Hanım teşekkür ederim.
-Gül abla dermişin.
Gülümsedi, kahvaltının ardından Mercan, Gül’e döndü.
-Abla benim okulum var. Onda derste olacağım. Yapacağım işleri söylersen programımı ona göre yaparım.
Gül hayretle baktı.
-Nasıl yani ne okuyorsun?
-Animasyon
Zeki
-Hani çizgi film gibi mi?
Mercan güldü.
-Öyle Zeki amcam.
-Nasıl yetiştireceksin işleri kızım?
-Yaparım. Mecburum. Son senem az kaldı. Buradan otobüs geçer mi?
Gül
-Nereye?
-Kabataş’a. Mimar Sinan üniversitesine
-Beşiktaş’a gidersin önce. Sonrasını da biliyorsun.
-Ne sıklıkla geçiyor?
Zeki
-Her saat başı var.
-Tamam, o zaman
Zeki
-Sokağın başındadır duraklar. Bu sabah seni oraya ben götüreyim. Öğren.
Mutfağı hızlıca topladılar. Alt katın temizliğini hızlıca yaptı. Bu işlere alışıktı. Halasının evinde de yapmaktaydı. Değişen bir şey yoktu. Uykusuzluktan ölecek değildi ya. Sayılı gün gelir geçer dedi. Yirmi dört yıl geçmişti şurada ne kalmıştı ki? İçi huzurla dolu işlerine yoğunlaştı. Üst katlara çıkmadı. Gül’ün yanına gitti.
-Cihan Bey’in katını ne zaman yapayım ablacığım?
-Okulun kaçta bitiyor?
-Değişiyor. Mesela bu gün onda dersim başlıyor üçe kadar.
-İyi gelince üst katı temizlersin olur mu?
Sevinçle Gül’e sarıldı.
-Başıma hiç mi iyi şey gelmeyecek derken birden önümde belirdiniz. Sağ ol Gül ablam.
Gül’ün gözleri doldu. Ne yapmışlardı kızcağıza? Ne kadarda yalnız ve savunmasızdı. Ne kadarda yuvasından ayrı sevgiye susamıştı. Elinden geleni yapmaya karar verdi. Zaten Cihan Bey her zaman konakta olmuyordu. O olduğu zaman az dikkat ettiler mi Mercan’ı onun şerrinden koruyabilirlerdi.
Mercan, odasına geçti. Eski siyah üzerinden düşen pantalonunu giyindi. Allahtan belinde lastik vardı. Üzerine bol dizlerde biten tuniği geçirdi. Düğmelerini boynuna kadar ilikledi. Bilgisayar ve tabletini alıp sincaplarının suyunu ve yemini kontrol etti. Odasından çıktı. Mutfağa geçti.
-Ablacığım çıkabilir miyim?
Gül başını salladı. Mutfağın arkasına doğru yürürken,
-Gel benlen. Biz bu kapıyı kullanacağız. Zeki seni kapıdan geçirirken korumalarla tanıştırsın ki sorun olmasın.
Başını salladı. Bu sırada Zeki ekim için hazırladığı fidanları eline alıp tek tek sevgi ile konuşmaktaydı. Mercanı gördü. Mecran gülümsedi.
-Zeki amcam
Zeki göz kırptı.
-Gel bakalım ufaklık.
Yan yana kapıya doğru gittiler. Zeki
-Sakın geç kalma olur mu? Dersler biter bitmez gel.
Kapıdaki güvenliğin orada durdu Mercan’ı tanıttı. Bu sırada Cihan gelen telefona uyanmıştı. Şirkette acil sorun vardı. Üzerindeki kısa şortu ile terasa çıktı. Hızlı hızlı konuşurken Mercan ve Zeki’nin kapı önünde konuşmalarını gördü.
-Nereye gidiyordu bunlar?
Sonra aklına geldi.
-Neyse canım ne yaparsa yapsın. Ayağıma bağ olmasın yeter.
Onun sayesinde ailesinin evlen baskısından kurtulacaktı. Bir bakıma özgürlüğü geçici de olsa kendi ellerindeydi. Neydi öyle üzerine giyindikleri?