Mercan yeniden okulundaydı. Ne bedel öderse ödersin okulundaydı. Ders çıkışında Profesör Nermin
-Mercan, Didem’le odama gelin bakalım.
Mercan ve Didem can dostuydu. Didem ve Nermin hoca Mercan’ın her şeyini bilirdi, bilirdi ama Mercan çok gururlu olduğundan ona yardım edemezlerdi. Asla acımalarını istemiyordu. Her kes yerini bilmekteydi. Hocanın odasına girdiklerinde Nermin,
-Mercan ne aşamada çalışmalar?
Mercan Didem’e baktı.
-Elimizden geleni yapıyoruz hocam.
-Kızlar hafta sonu teslim az kaldı. Ne zaman biter?
Mercan sıkıntı ile Didem’e baktı.
-Hocam hiç fırsatım yok.
Nermin
-Bölüm hocalarından izin alayım bakalım hangi saatlerini boşa çıkarırız.
Okul kütüphanesinde Didem’le, evde ise fırsat buldukça çalışmalarına devam edecekti. Konu kadına şiddet, toplumsal baskıydı. Nermin hoca, büyük şehir belediyesinin açtığı yarışmayı Mercan’la Didem’in projesinin kazanacağından çok emindi. Oradan alacağı mansiyon ödülü Mercan’ı bir müddet rahatlatacaktı.
Mercan ders bitiminde oyalanmadan hızla konağa ulaştı. Gün içi yollar çok tıkalı olmadığından bir saat sonra evdeydi. Hızla bir şeyler atıştırıp Gül’ün yapmasını istediği işleri yapmaya başladı. Cihan özellikle Mercan’ın odası ile ilgilenmesini istemişti. Gül anlam veremedi. Bu kızı ne maksatla getirdiğini de bilmiyordu. Akrabası olmalıydı. Mercan’da pek konuşmamıştı. Üst katın camlarından odalarına, banyolarına kadar her yeri hızlıca temizledi. Çok yorulmuştu ama olsun dedi içinden. Gece onundu. Kendisine kalan iple çektiği tek zaman gecenin ilerleyen zamanlarıydı.
Cihan’ın oda kapısın tıklattı. Ses gelmeyince sessizce kapıyı açıp başını uzattı. İçerde kimse yoktu. Hızla girdi. Siyah ve gri tonların hâkim olduğu oda çok sade döşenmişti. Yatak dağınıktı. Gülün söylediği dolabı açıp temiz çarşafları çıkarıp değiştirdi. Terası yıkadı. Saksıdaki solmuş çiçekleri çöpe attı. Kirlileri alıp hızlıca odadan çıktığında hava neredeyse kararmak üzereydi. Zeki elindeki nergis demetini Mercan’a verdi.
-Kızım bunu Cihan beyin odasına koyar mısın?
-Hemen.
Koşar adım odadan çıktı. Vazoya özenle çiçekleri koyup gülümseyerek odadan çıktığında merdiven başında Cihan ile karşılaştı. Telaşla yanından geçerken sıkıntı ile eteklerinin yanlarından tuttu.
-İyi akşamlar efendim.
Cihan hiçbir şey demeden yanından geçti.
Merdivenlerden hızla inip mutfağa geçti. Kalbi neden yerinden çıkacak gibiydi? Yüzü neden yanıyordu? Ya elleri neden hala titriyordu ki? Gül
-Mercan
-Ee efen diim Gül a abla
Gül merakla geri dönüp baktı.
-Ne oldu böyle? Telaşlı ve paniksin.
-Yoo, yook daa…
-Ne var canım?
-Cihan bey geldi.
-Ha o mu?
-Tamam
-Abla işlerim bitti mi? Derslerim vardı.
-Yemek?
-Bir şeyler alıp odamda yesem. Çok ödevim var.
Zeki mutfak masasında okuduğu gazeteden başını kaldırmadan sakince konuştu.
-Sakın aç kalma.
-Olur olurr.
Ekmek arasına az peynir koydu. Sürekli hazır olan çaydan bir kupa alıp odasına geçti. Aslında o kadar yorgundu ki ama olsun dedi. Odasına girdiğinde kapıyı kapattı. Sincaplarının kafesini açtı. Ekmeğinden bir parça onlara verdi. Tabletini açıp çalışmaya başladı. Gözündeki gözlükleri çıkardı. Telefonu çaldığında gördüğü ismi görünce gülümsedi.
-Didem
-Ne yaptın?
-Daha yeni oturdum.
Mercan yaptıklarımı atıyorum. Beğenirsen kullan.
Mercan işlerine öyle dalmıştı ki kapısını vurulmasını duymadı. Gül kapıdan başını uzattığında telaşla döndü.
-Efendim abla bir şey mi oldu?