Sabah gözlerimi araladığımda odanın loş ışığında Serhat Ağa ’nın siluetini seçebiliyordum . Ayaktaydı , üzerindeki ince tşörtünü çıkarmaya hazırlanıyordu . Tam o sırada duraksadı ve başını hafifçe bana çevirdi . Uyuduğumdan emin olmak istiyordu . Belki de biliyordu gözlerimin aralık olduğunu , nefesimi tuttuğumu … Ama belli etmedim . Sırtındaki kaslar , omuzlarının genişliği , güçlü kolları … Onu izlemekten kendimi alamıyordum . İçimde tuhaf bir his dolaşıyordu . Hem nefret hem de garip bir çekim … Bunu anlamlandıramıyordum . O benim düşmanım olmalıydı , ama zihnimde bu savaşı kaybediyordum . Serhat üzerini giyindikten sonra odadan çıktı . Ardında odanın havasına sinmiş olan kokusunu bıraktı . Derin bir nefes aldım . Boğazım düğüm düğümdü . Bir yanım buradan kaçmak için çırpınıyor , diğe

