SERHAT AĞA Kendimi vuracakken , kafamdan silahı çekti bir kuvvet . Elim titremişti ama tetiğe basacak kadar kararlıydım . Tam o anda … Bir el … Sert , kararlı ve tanıdık bir el … Silahı alnımdan uzaklaştırdı . Tetiği çekmiştim , kuvvetle havaya sıkmıştım . Şaşkınlıkla , sinirle arkamı döndüğümde , Gözlerime inanamadım . Babamdı . Yusuf Ağa … “ Babam … ” Boğazımda düğümlenen kelimeler , yüreğimdeki yangının kül olmuş haliydi . “ Oğlum , sen ne edersin ? Kendi canına mı kıyacaktın ! ” dedi , sesiyle yürekten tokat gibi çarptı . Gözlerimi kaçırdım . “ Baba ben … ” dedim ama devamını getiremedim . Sadece o an susmak , her şeyden daha doğruydu . “ Serhat , Narini de al , gidiyoruz . ” Sesi hâlâ otoriterdi ama içinde sarsılmış bir baba vardı . “ Tamam baba . ” dedim , çaresizce .

