" Halis ! Serhat ’ı bulun hele , nereye gittiyse çıkar ortaya ! " Sesim taş duvarlara çarpa çarpa yankılandı o gece . Yüreğim sızlıyordu , elim titriyordu . Masaya bir vurdum , sanki bağrım çatladı . İçimde tutamadığım bir yangın vardı , dillerim bile yetmiyordu anlatmaya . Öfkem bir yana , kırgınlığım bir yana ... Yavrumdan yana çaresizliğim en başta . Halis kafasını eğdi . Cesaret edemedi gözümün içine bakmaya . Ama yutkundu , bir adım yaklaştı bana , " Tamam abey , " dedi , " hele sen sinirine hâkim olasın . Adamlarımı saldım , dört bir yana gönderdim . Yaralı zaten izini bulucaz , bi yerde çıkar . Nereye gider ki Serhat ? Merak etmeyesin . " Ama ben nasıl etmeyeyim Halis ? Nasıl rahat durayım ? Yüreğim yırtılıyor , ciğerim kan ağlıyor . Serhat yine gitmiş . Ne bir haber , ne bir

